Biraz barış, biraz özgürlük biraz da emek,
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Biraz barış, biraz özgürlük biraz da emek,

12 Ocak 2021 - 03:32

Rum basınından yansıyan haberlere göre Güven yaratıcı önlemlerde,Anastasiadis Maraş’ın BM’nin kontrolünde açılması karşılığında Ercan hava alanının da BM kontrolü altında uluslararası uçuşlara açılmasını kabul eder açıklamasından sonra da karar Erdoğan'a ait olduğunu unutuyorsunuz.

Anastasiadis tarafından şimdi yine dillendirilen bu öneri zaten yıllardır masada olan bir öneriydi. Toplum liderleri masaya oturdukları zaman masada olan bir öneriyi reddeden genellikle bizim dediğimiz Türkiye tarafıydı.

Bu garip ada yarısında yalakalık yapanlar var ya şimdi çıkmışlar Erdoğan'ın oyalayıcı politikasını över sanki da o yapmış o düşünmüş,halbuki Deniz sınırı anlaşmasına imza atmayan Türkiye değil mi? Ya Kıbrıs cumhuriyetiyle oturup Deniz sınırı anlaşması da yapacak, diye yırtınan da ama tanımıyorum deyip de bal gibi tanıdığı Kıbrıs cumhuriyeti değil mi?

Benim de kafam karıştı ama adama lafını böyle yedirirler,Anastasiadis top yekun bizi idare eden sözde siyasetçilerle top diye oynar. Unutmasınlar ki hepsi acemi çaylak bunların, dahası dengesizler, bir de 20 Ocak’ta Joe Biden korkusu var bizimkilerde,inşallah Rum ile Türkiye masaya oturur sınır anlaşması yapar,önerileri kabul eder,Tatar,da hava alır mı olabilir acaba? Bilemem bekleyip göreceğiz

***

Toplum açısından gelir eşitsizliği konusu, neden-sonuç bakımından önemli ve hassas bir konudur.                    Bir yandan yüksek gelir eşitsizliğini toplam talep yetersizliğinin “nedeni” olarak gören ve bu bağlamda çözmeye çalışan bir anlayışa rastlarız. Diğer bir yandan ise gelir eşitsizliğinin üretim ilişkilerinin, rejimin kendisinin bir sonucu olarak gören Marksist bir anlayışla karşılaşırız.

Büyüyen gelir eşitsizliği, tartışmasız günümüzün bıçak kemiğe dayandı denecek boyutlara gelmiş bir gerçeğidir. Bugün dünyanın birçok coğrafyasında kitlesel eylemlerle dile getirilen bu sorunun ortadan kalkması için bizim buralarda ortak bir dilden konuşuyor olduğu sonucuna ulaştırabilir mi?

Öncelikle gelir eşitsizliğinin kendisine biraz değinelim. İnsanoğlu varoluş tarihinden bu yana bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak için üretim faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Geliniz üretimi artıralım var mısınız? Elbette çoğu kişi bu soruya kolaylıkla hayır yanıtını verecektir. Fakat yine de bu yanıtın nedenlerine eğilmek, bugün her iki tarafta durumun ne şekilde tezahür ettiğinin altını çizmekte fayda var.

***

Her şeye karşı politikacı aklının “şimdi sıra onlarda, görsünler günlerini” sığlığıyla ise alınabilecek bir santimetre bile yol yok. Ayrıca insanların politik eylemini, örgütlü ve dünya çapında bir mücadeleyi yaratma uğraşına girmişken bizde örgütsüz ve dağınıklık yaşanıyor.

Hayatımız ve siyasetimiz seçime endekslendi, seçmeye hele hele bu ada yarısında seçimi “iyi biri”ni seçmeye indirgemek kesinlikle var olan kâbusa yenilerini katmaktan öteye gitmez. Sonra olmayan, güya değiştirilmiş bir deli gömleğinin peşinde ömür tüketirsiniz…

Sonuçta geniş yığınların somut sorunlarını esas alan bir emek mücadelesi, diktaya ve faşizme gidişe de set çekebilecek, bireysel hak ve özgürlükleri de teminat altına alabilecek bir potansiyele sahip bulunmaktadır.

Zamam zaman sokaklardan yükselen sesler özgürlüğü ve eşitliği, adil bir ülkeyi, dünyayı, yaşanabilir bir gezegeni talep ediyor. Böylesi bir dünya özlemini gidermenin yollarını ‘yoksulluğa bağış’ çağrılarında aramak ise, ciğeri kediye teslim etmenin ötesine geçmiyor.

Çünkü onlar, Rosa’nın dediği gibi, sosyalizme giden yolun “çoğunluk sağlanarak devrimci taktik üzerinden değil, devrimci taktikle çoğunluk sağlama üzerinden geçtiğini”, yani devrimin gerçek diyalektiğini en iyi bilenlerdir. Önemli olan bu bilincin gerektirdiği basireti göstermektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar