Ben yorulmadım, sizinle kavgam sürecek
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Ben yorulmadım, sizinle kavgam sürecek

25 Ocak 2022 - 10:40

Nitelikli işbirlikçinin biri, benimle oynamaya karar vermiş. Sağa-sola şikayet etmiş.

Ama biz, kendisinden daha zeki hareketler yapmasını beklerdik. Buna da şükür” diyelim. Hiç olmazsa benimle oynamaya karar vermiş. Mademki çok istedi, o halde ben de oyunu yeni baştan kuracağım.

Bu nitelikli işbirlikçiden danışmanından başlayacağız, mesela, bizim aleyhimize yazı yazan kadınlara çiçek, erkeklere böcek gönderen gazeteci bozuntusu satılmış yada da kiralanmış danışmandan.             Öbür danışmanları da unutmayacağız!

Sen önce şu sana ucuza kapatılan okul kantinlerinin kiralarını öde, ondan sonra muhaliflere laf söyle… İşte her tarafı ve her yeri bu kadar açıkken, bu düzeni nasıl savunuyor bu adamlar? Nasıl gaz veriyorsun bunlara? Bunlar gibilerin görevi hükümet hakkında olumlu yazılar yazmak olan yandaş yağcı yalaka sözüm ona gazeteci.

"ben yorulmadım içimizdeki elemanlarınızla mücadele etmekten"

***

‘Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda ve son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.’

Kızılderili Atasözü

Bu köşe yazarlığını, zahmetlerini çekmesek bile ucundan bucağından her gün bir konu bulup yazı yetiştirme sıkıntısı her gün bir konu ele almak meselesi hiç değildir.

Her gün değilse bile her gün aşırı yazacak konunun olduğu güzelim memleketimizde asıl mesele; çok tekrara düşmeden, üreterek, tartışarak ve mümkünse çözerek ilerlemektir. Ve bazen memleket meselesi denen bu ada yarısında insanımızın yaşadığı sıkıntılar.

***

Evet bahsettiğim tam da bir yazarın siyasetten, gündemden, dünyalıktan uzaklaşıp ‘başka’ mevzulara eğilmesi gerekir bazen. Bu sadece konu bulamamanın ya da gündemden sıkılmanın bir delaleti değil aynı zamanda insancıllığa ve doğal olana fırsat verme arayışıdır.

Arayış eylemi ise bulmanın başlangıcıdır. Gerçekten bazen bu kenti terkedip ormanda bir deniz kenarında yıllarca tek başıma ve doğal ortamda yaşayan biri gibi hissetmiyor muyuz? Hangimiz bir deniz kenarı istemiyoruz hayatın çilelerinden uzak?

Bir gazeteci deyimi olarak çiçek-böcek yazmak kavramı bence artık bağlamından kopmak üzeredir. Neden derseniz sistemin ve dünyadaki küresel doğal denge yıkımının vardığı sonuç doğaya saygısı olan her insanın eleştirel bir pozisyonda konumlanmasını gerektirir hale gelmiştir.

***

Suya sabuna dokunmayan yazılar yazmak anlamında kullanılan bu deyim artık suya sabuna dokunmayanlara, satılmış ya da kiralık adam deme özgüvenini kazanmış haldedir.  Çiçeği böceği gerçekten seven bir insan bu saatten sonra en azından işgale, toplumunun soykırım ve asimilasyonuna karşı muhaliftir.

Tabii bu içerik olarak dolu hale gelen bir tavır olmaya yüz tutarsa muhalif olmayı gerektirecek başkaca konularda ortaya çıkacaktır. En başında doğayı ve insanı bir meta olarak gören ve yıkımın kökeninde duran kapitalist sisteme karşı durulmalıdır. Bu bir politik tercihten öteye geçmiş olan bir yaşamsal zorunluluktur.

***

Maalesef her şeyi kar hırsıyla talan eden bu dönemde özellikle de doğamız geri dönüşü imkansız, telafisinin mümkün olmadığı bir yere varmak üzere. O sınır aşıldıktan sonra kimin ne kadar parasının olduğunun hiçbir anlamı kalmayacak.  Doğa en büyük belleticidir insan için.

Yine çiçek böcek yazısı yazalım derken iş döndü dolaştı muhalif bir yazı yazmaya geldi. Umarım sorun bendedir ve doğamız telafisi olmayan bir yolda ilerlemiyordur. Doğayla ve temiz hava ile kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar