Bilişim Suçları Yasasında ilk dava Yeni Bakışa
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bilişim Suçları Yasasında ilk dava Yeni Bakışa

17 Temmuz 2020 - 07:55

Bundan böyle tecavüz değil taciz diyeceğiz

Gün geçmiyor ki bir ‘çocuğa cinsel istismar’ vakası yaşanmasın. Her gün bir yüz kızartıcı vaka ortaya çıkıyor. Ortaya çıkan tablo mevcut siyasi iklimden bağımsız değil. Veriler son  yıllarda cinsel istismar vakalarında büyük artış yaşandığını gösteriyor.

Toplumsal yaşamı dinsel referanslarla dizayn eden bu siyasi iktidarın, cinsel ilişkide rıza yaşını düşürmesi, çocuk gelinlere göz yumması ve benzeri politikaları karşımıza adliyelerdeki her 4 istismar davasından 1’inin çocuklara yönelik olduğu sonucunu çıkarıyor. Çocuğa tecavüzde şampiyon oldular.

Ağzı kapatılan ‘Çocuk susar sen susma’ sloganıyla sosyal medyada gündem yaratan milyonlarca insan artık bu sorunun kalıcı çözümlerle son bulmasını istiyor. Biz de problemi çok yönlü inceleyerek, istismar nasıl önlenir?, çocuğa neler öğretilmeli?, aileler istismar kaşsısında nasıl reaksiyon göstermeli? bütün bunlar önemli ancak rejimin tecavüzü meşru kılmasını nasıl önleyeceğiz?

Tecavüze cinsel istismara uğrayan da itiraz edip haykırıyordu ‘Ben suç işlemedim, yanlış ve ayıp bir şey yapmadım. Neden gözlerimi kapatacakmışsınız ki? Tam tersine, burada herkesin gözünün içine bakmak istiyorum ki, benim başıma gelenleri merak etsinler, okusunlar, beni tanısınlar ve biraz düşünsünler...’

Türkiye'de tecavüz olayları yönetim ve adaleti tarafından cezalandırılmayı bırakınız ödüllendiriliyor. İşte bundan cesaretle, Şırnak’ta 1. Jandarma Komando Tugayı’nda görevli Uzman Çavuş A. A.’nın, 13 yaşındaki bir çocuğa yönelik cinsel saldırıda bulundu. Çocuğun çığlık atması ardından komşuların yetişmesi ile kurtarılan çocuk, uzman çavuştan şikayetçi oldu.

 Bunun üzerine polis A.A’yı gözaltına aldı. Yoğun tepkiler üzerine Emniyet ifadesinin ardından Şırnak Adliyesi’ne getirilen A. A.,  “Cinsel istismar” ve “silahla tehdit” suçlaması yöneltilerek tutuklanma talebi ile Şırnak Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilerek ifadesinin alınmasından sonra aynı gerekçe ile tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Türkiye'de yaratılan bu kokuşmuş rejim içinde bu haberde, beni kesecek ne giriş ne gelişme ne de sonuç var! İnsanın beynine bıçak gibi giren bir olay işte, Ve çaresizsin. Yapabileceğin hiçbir şey yok. Erkekler, ‘erkek’ olmaktan vazgeçerek, tek adam iktidardaki despotun boyunduruğundan kurtulabileceklerini görebildikçe bu düzen değişecek...

***

Yeni Bakış gazetesi yaptığı haberden dolayı dava ediliyor. Haberimizde, Telekomünikasyon  Dairesi münhal açtı, sınav yaptı, ancak torpili olanı  işe aldı. Göstermelik sınav yaparak torpili ağır basanları işe alan Telekomünikasyon Dairesi Müdürü Enis Elagöz, bir gencin işsiz kalmasına neden oldu. Ama bize dava açtı.

Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından yapılan sınavı başarı ile geçti, ismi işe alındığına dair ilan edildikten sonra çalışmakta olduğu özel sektördeki iş yerinden istifa ettiğini ve yaşadığı haksızlık sonucu ise bugün işsiz kaldığını belirtti. Biz de bunu manşete çektik suç mu? Evet artık suçtur.  

BİLİŞİM SUÇLARI YASASINDAN İNCİLER

Yasada açıkça belirtilmedikçe temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sonucunu doğuracak biçimde erişimin engellenmesi kararı verilemez. Temel hak ve özgürlükleri sınırlandırma sonucunu doğuracak biçimde erişime engellenmesi kararı verilmesi için Yasada açıkça bu konuda karar veren makama yetki verilmesi ve verilen kararın ölçülülük ilkesine uygun olması aranır.

Erişimin engellenmesi kararı önemli bir zararın meydana gelmesini önlemek için verilmelidir.             Bir tarafın kişisel ihtiyacını karşılarken bir çok kişiye zarar vermesi ihtimali bulunan bir konuda erişimin engellenmesi kararı verilemez. Ceza Yasasında düzenlenen suçların bilişim sistemi aracılığıyla işlenmesi ve suç işleyen kişinin mahkumiyeti halinde kişinin cezası yarı oranında arttırılabilir. Bu Yasa, Bayındırlık ve Ulaştırma işleri ile görevli Bakanlık tarafından yürütülür.

***

Teşbihte hata olmaz, bugün bu ülkede toplum olarak yaşadıklarımıza bir bakacak olursak, mutfakta yangın, sokakta salgın, yatakta tecavüz ve her türlü suça yataklık eden bir mekan "KKTC" şeklinde tarif etmek yetersiz bile kalır. Bu koşullar altında, hayatın olağan akışında, her şey tamam (mış) gibi yapanlardan olamadım olamayacağım.

Bu ada yarısında oluşturulan kuşatma koşulları altında bozulan nüfus yapımız içinde çoğunluk hâlâ onları tercih ediyor. Biz de ümitlenmeyi bir kenara bırakıp elimizde ve önümüzde neler var, onu konuşsak daha iyi olmaz mı? Konuşanlar “Konuştuklarından değil sustuklarından da sorumludur aslında” Tarih günü gelince her şeyi yazacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar