Bilmeliyiz ki yalnız değiliz, çok büyük gücümüz var
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bilmeliyiz ki yalnız değiliz, çok büyük gücümüz var

25 Haziran 2020 - 08:09

"KKTC" de yaşanan bu kötü günlere, beceriksizliklere ve ortaya saçılan bunca, solsuzluk, hırsızlık, yalan, talan ve skandallara rağmen, Bunca çaba, bunca eleştiri, bunca konuşma, bunca mücadele… Ne değişiyor? 

Ülke her geçen gün her alanda daha kötüye gidiyor, çürümüşlük, Kıbrıslının değimi ile, her şey "LAŞKA" oldu, bunlara rağmen hükümeti alkışlıyorlar, iddialara göre de oylarında en küçük bir azalma olmuyor.  Bence bu işlerde bir tuhaflık ver, Sizce de bir terslik yok mu bu tabloda? 

Farkında mısınız bilmem ama bu ada yarısında yıllardır aynı şeyleri yapıp farklı sonuç bekleyen aptallar gibiyiz. Halbuki hepimizin canını sıkan, kendimizi, söylemlerimizi, yöntemimizi, irili ufaklı tüm muhalefetin izlediği politikayı sorgulamamızı gerektiren bir tablo yok mu orta yerde?.

45 yıldır kuşatma koşulları altında yaşatılan bu toplumda yapılanlara karşı muhalefet ettiğini iddia edenlerin gerçekler karşısında, hala da bir değişim olamıyorsa ve halimiz buysa durup biz nerede yanlış yapıyoruz “Bir dakika sorun nerede?” diye demiyoruz? Yıllardır aynı şeyleri yapıp değişim bekliyoruz, mümkün mü?

Statüko, rejim yanlısı, yada işbirlikçi kukla partileri çok ama çok iyi tanıyoruz, suç ortaklığı yaptıklarını biliyor ve sürekli yazıp söylüyoruz. Deşifre ediyoruz ama utanma sıkılma duyguları tükenmiş olanlardan onurlu tutum bekliyoruz. Halbuki “Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek aptalların işidir” diyor Einstein.

Görüyoruz, duyuyoruz, konuşuyoruz fakat hiçbirimiz doğru bir sorgulamayı yapmıyoruz.  Korkarım muhaliflik hepimiz için profesyonel bir uğraşa, ekmek paramızı kazandığımız işimiz olarak faydalandığımız bir kapıya döndü. Ne yaparsak yapalım bu şartlar altında İşe yaramıyor ama aynı yöntemi, politikayı sürdürmekten vazgeçmiyoruz. Neden? 

45 yılda değiştirilen bu günkü toplum yapımıza etki etmiyor. Ama biz ve bizim gibi muhalif geçinen yazar çizerler, aynı üslupla tepki vermekten, yazmaktan, konuşmaktan kendimizi alamıyoruz. Baksanıza kimilerimiz için muhaliflik hayatın önemli anlamına dönüştü. Egomuzu tatmin ediyoruz ya, hayatımıza anlam katman bir araç haline geldi.

Toplumda büyük bir moral bozukluğu var, bir çöküntü yaşanıyor ve yaşananlar karşısında usanıp bıktığı için insanımız, muhalefete de güvenmediği için iş deliliğe vurmaya başladı. Bu durumda duymak istediklerini seyrediyor, okuyor ve dinliyor. Haksız mı lar?

Seyrettiği televizyon, izlediği sosyal paylaşım ağları, okuduğu yazılanlar, dinlediği konuşmalar onun zihnindekilerle örtüşüyorsa ona göre sizden büyük sunucu, yazar, sizden büyük ilerici aydın yok.

En doğruyu söyleyen, siyaset adamı, en güzel programı sunan sunucu, en doğruyu yazan yazar, Farklı bir şey söylediğinizde size itiraz ediyor, kendi fikrini size kabul ettirmek için sizinle tartışmaya giriyor. Olmaz demeyin bu durumlar yaşadığımız gerçekliğimidir.

Ama hal böyle olunca da hepimiz kendimiz gibi düşünen insanlara yönelik yazmayı, konuşmayı onlardan övgüler almayı, alkış, beğeni almayı ve takdir edilmeyi biz kahramanlar mücadele etmek zannediyoruz. Peki ama gerçeğimiz buyken ne yapacağız?

Peki, bizler bu acı gerçeklerimiz karşısında susalım mı? Yoksa teslim mi olalım? Ülkemizin her alanda kirletilip, tecavüze uğramasını daha fazla bozulup tahrip edilmesini seyretmeye devam edip izleyelim mi?

***

Elbette bunu gidişata toplum kesimleri olarak dur demeliyiz. Gerçekten ortada bir birçok sorunlarımız var. Yaptıklarımızın işe yaramadığı, söylediklerimizin hedefine ulaşmadığı gibi sorunlar yumağı.  Bu yaşanları görmezden gelerek daha ne kadar böyle devam edeceğiz? Daha kaç seçim belki bu sefer işler değişir diye aynı yöntemi devam ettireceğiz?

Bizi seçiniz ülke sorunlarını biz çözeceğiz yalanını söyleyenlerin peşinden mi gideceğiz? Muhalefetin topluma güven verecek bir siyaset üretememesi, ülkedeki siyasi yapılar arasındaki kavgalar ve dağınıklık belki toparlanmaya başlar diyerek susup kalmak.

herkesin alkış aldığı yöne doğru yazması, konuşması veyahut farklı kesimlerin ilgisini, dikkatini çekecek yaklaşımlar geliştirememesi, bütün bunlar yaptığımız işleri anlamsız, karşılıksız, işlevsiz hale getiriyor. 

Hep birlikte kapıldığımız, bir şeyler yapıyormuşuz, mücadele ediyormuşuz kandırmacasıyla gidişatı izleyenlerden mi olacağız yoksa yeni bir yol, yeni bir üslup, yeni bir yöntem, yeni tarz, yeni bir politika, yeni bir siyaset anlayışı arayışına mı gireceğiz? O nedenle hepimizin “Bir dakika ben ne yapıyorum?” sorusunu kendisine sormasına ihtiyacımız var.  Bilmeliyiz ki yalnız değiliz, çok büyük gücümüz var

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar