BM VE AB BU DURUMA DAHA NE KADAR SEYİRCİ KALACAK?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

BM VE AB BU DURUMA DAHA NE KADAR SEYİRCİ KALACAK?

22 Aralık 2019 - 08:00

Hataylılar ve Kıbrıslılar üzerine daha önce birkaç kez yazıp toplumla fikirlerimi paylaşmıştım. İnsanlar arasında ayrıcalık, ayrıştırma, ötekileştirme diye bir düşüncem hiç olmadı, olamaz da ancak kendi yurdumda bu ülkenin gerçek sahipleri olarak biz Kıbrılsıtürklerin varlığına organize bir şekilde yoketme planları devreye sokulduğu zaman sessiz kalmamı kimse ama hiç kimse beklemesin, bekleyemez.
Özellikle kültürel uyumsuzluk yaşadığımız Hataylıların bir kısmı için de bu gerçekler üzücü bir şey... Hatta bazı taraf diye ayırmak bile üzücü. Malum Kuzey Kıbrıs'taki bu ayrışmayı herkes tahmin edebiliyordur. Hataylılar ve Kıbrıslılar ayrışması, ya da ayrıştırılmasıgerçeği, Türkiyeli, Kıbrıslı...
İki farklı ülke, iki farklı coğrafya, iki farklı kültür... Türkiye içinde dahi farklılaşan binlerce kültür... Kuzey Kıbrıs'ta bambaşka bir kültür... İki farklı toplumun insanları biraraya geldiğinde yaşanan 'kültürler çatışması'...
Bu küçümsenemeyecek büyük sorunu ortaya çıkaran burada siyasallaşan TC kökenliler ve onların siyasallaşmasını organize eden T.C. yönetimleri  oldu. Geçmişe dönüp baktığımızda Osmanlı'da çok rahat bir şekilde görebileceğimiz bir politikayı sürdürdü ve sürdürüyorlar. Devşirme! Yani asimile etme, kendine çevirme, kültürü yok etme, Türkleştirme politikası. Yüzyıllarca Osmanlı'nın uyguladığı bu faşist politikayı Türkiye Kuzey Kıbrıs'ta da uyguladı, hala daha en acımasız bir şekilde uyguluyor.
Kıbrıslıtürk toplumunu kendine çevirme, kültürünü yıkıp kendi kültürünü, kendi doğrularını dayattı. Ve bunu bir devlet politikası haline getirerek kan dökmeden uygulamaktadır. Sonuç olarak herşey apaçık ortada. Türkiye'de o bahsedilen 'mahalle baskısı' olayları bugün ne yazık ki adada yaşayan Türkiyeliler tarafından Kıbrıslı insanlara uygulanıyor. Her defasında aynı şey söyleniyor, 'biz sizi kurtardık, bizim gibi olacaksınız' diye...
Kıbrıs'ın kuzeyinde TC Elçiliği, askeri birimleri, istihbarat birimleri ve organize bir şekilde adaya taşınıp sözde vatandaş yapılanlar ile yaşanan gerçekler bastırılmak isteniyor ancak bu kadar keskin bir hale getirildi ki Kuzey Kıbrıs'taki kültürler çatışması bir bıçağın en keskin hali gibi bir duruma sokuldu. Hani dokunduğunda damarı parçalayacak ve kan oluk gibi akacak cinsten. 45 yıldır yaşanan gerçek hadiseler sonucunda kimse birbirine tahammül edemiyor. 
İstisnalar da var tabi ki. üniversitelerimizden örnek verecek olursak Kıbrıslı öğrencilerle T.C. kökenli öğrenciler arasında ama özellikle de Hatay kökenliler arasında büyük bir kültür çatışması ve bir iletişimsizlik kurma hali hakimdir. Düşünün gençlerimizde durum böyle...
Söz konusu 'mahalle ve sokak kültürü baskısı' Kuzey Kıbrıs'ta da var... Bir Kıbrıslı için alkol tüketmenin bir günü olmasa da, Türkiyelinin özel günü var. İşte size yönelik kasıtlı bir baskı! Hemen siz soruyu yapıştırırlar, 'neden içki içiyorsun?' diye... Hızını alamayıp daha ileri gidiyor ve özelinize yani yatak odası mevzuna kadar girme cesareti buluyor. Sevgilinle ayrı bir evde neden yaşarsın, çıkar bir Türkiyeli 'şerefsizli, namussuzluk' damgasını vurur. Buranın insanına namus damgası vurmak kendine emanet edilmiş gibi, bir tek o bu işlerden sorumlu yayıyor kendini...
Kuzey Kıbrıs'ta kültürler çatışıyor, çakışıyor...  Siyasiler oy beklentileri nedeniyle bu durumu kendine yönelik bir malzeme yapıyor olsa da toplumun sağduyulu olması gereken önde gelenleri ise bunu körüklüyor, çanak tutuyor, seyirci kalıyor. Kuzey Kıbrıs'ta bir kutuplaşma varsa ki vardır inkara kalksalar da bu kutuplaşma beraberinde sorunları da getiriyor... Bu sorunun temeli T.C.'nin organize edilen baskılarına dayanır.
Vakti zamanında ipini koparıp da adaya yerleştirilen Türkiyelileri şımartan, yaptıklarına göz yuman, engel olmayan ve her türlü imkanı ayaklarına seren TC elçiliği ve icazetli yönetimler sayesinde bugün bu duruma düşürüldü. Adına Kuzey Kıbrıs diyerek ayrıştırılan ada yarısı artık iflah olmaz hale getirildi. Düşünebiliyor musunuz şu anda Kıbrıslıtürk toplumu adada nüfus olarak azınlığa düşürüldü. Türkiyelilerin sayısı Kıbrıslı Türklerden kat ve kat daha fazla... Kıbrıslı Türkler kendi ülkelerinde organize edilen nüfus politikaları nedeniyle azınlık durumunda...
Eski mimarisiyle, tarihte apayrı bir tarihi dokusu ve güzelliği olan, koruma altına alınıp restore edilerek yaşatılması gereken Surlariçi Bölgesi'nde yıllarca yaşamış olan Kıbrıslılar artık yerlerini Hatay'dan, Doğudan, Güneydoğudan ve Anadolu'nun diğer kentlerinden  gelelerden geçilmiyor. Kıbrıslı, kendine karşı organize edilen politikalar nedeniyle ülkesinde baskı görüyor, asimile ediliyor...
Güzelim bir ülkeyi bu hale getirenler utansınlar... Ben ırkçılık ve ayrımcılığa karşı duran, halkların kardeşliğine inanan ilerici, sol ideolojiye sahip birisi olarak yurdumu ve öncelikle insanımı seviyorum. Tüm insanları ayırım yapmadan seviyorum, seveceğim.  Ben Kuzey Kıbrıs'ın ve Kıbrıslının bu hale düşürülmesinden endişe duyuyorum, dahası ilerde yaşanacak olanlardan dolayı  korkuyorum, daha açık söylerim, TC'li yetkili makamlar ve yerli işbirlikçilerinden bu yaptıklarından dolayı utanıyorum...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar