Bu atanan kayyum utancın belgesidir
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bu atanan kayyum utancın belgesidir

30 Ekim 2020 - 07:36

Lefkoşa surlar içinde eski yapılarımızın çoğun vardır. Bilirsiniz, elbette… Eski zaman konaklarının güneş gören yamaçlarında, cumbalı bölüm, kış bahçesi olurmuş; yani, camekânlı bölmeler. Değişik çiçekler ve elbette; çevresinde keyifli sohbetlere olanak veren büyücek masa ve rahat koltukları… Kahvenin...

Surlar içi demişken köy evlerimiz aklıma geldi. Evin bahçe duvarının üzerinde çift ve ya tek kanatlı tahta kapılar ve peki görevi yapan mandal vardı, ipi çekmeden kapıyı açamazdınız. Her kapının ve ya eşeğin ipini çekmek diye, yakıştırma sözler de vardır.

Yani ‘komşuluk için’ koşuşturan insanlara denir ve pek benimsenmez. Herkesin bir eşref saati vardır ve saat başı konuk ağırlamak istemeyebilir… Ama kapılar, insanları bulunduğunuz noktadan bambaşka dünyalara taşıyan; sonsuzluk iklimine göz atacağınız ve belki de içinde bilerek kaybolmayı seçtiğiniz araçlardır.

Her geçen gün biraz daha yitirdiğimiz umut kapısı da denir; bir işe başvurursunuz, tam istediğiniz gibi olmasa da koşullar, sizi ileri taşıma ihtimali de olabilen kapılardır… Gönül kapısı diye, kalbe mi denir acaba? Galiba. Bir sevdiğiniz vardır ve onu taaa yüreğinizin orta yerine yerleştirmek için gönül kapınızı sonuna kadar açarsınız…

***

Artık kayyumumuz da var ver hükümeti ile muhalefeti ile hazin bir tiyatro oyununun oynandığı ve her iki tarafın da rolünden gayet memnun göründüğü güzel ve güzide ülkemizde, efsanevi erken seçim tartışmaları yeniden alevlendi. Kıbrıs'ın kuzeyinde kayyum yönetimi altında bir erken seçime ihtiyaç olduğunu artık tüm kesimler talep edebiliyor.

Kıbrıslıtürkleri tuzağa düşürmek için bir çok  defa yemlediler, toplum yem olarak kullanıldı, bu yolda ne koltuk, çıkar ve menfaatler dağıtıldı ve sonra bir şeyler isteyip de alamayan diğerlerini avladı. Kim avladı? Canımızı yakan kurtarıcımızın gelmiş geçmiş hükümetleri ve şimdi de Erdoğan diktatörlük rejimi sıktıkça sıkıyor boğazımızı.

1974 yılı 20 Temmuzunda alkışlayarak karşıladığımız ve kurtarıcı olara evimizi açtığımız, aşımızı paylaştığımız kurtarıcı sandıklarımız bu gün toplum olarak bizlere en büyük kötülüğü yapıyor ve bu duruma ses çıkarması gerekenler ses çıkarmıyor, adeta seyrediyor.

Kanmayacaktık ve Kafese giren o ilk kekliği avlamalarına izin vermeyecektik. Ama işgalci güç hala keklik avında bizler de Kıbrıslıtürkler olarak yem edilen keklik gibi birer avlanıyoruz. Arkadaşlarıma bu son günlerde üzülerek 'Sanki biz bu mücadeleyi kaybettik' diyorum ve mırıldanıyorum....

***

Kıbrıs adası öyle bir ada ki adına Akdeniz'in fahişesi de diyenler var, benim itirazım adanın yarısınadır. Burası öyle bir yarım, karpuz gibi ortasından bölünmüş yarım vatan ki sosyolojik, ideolojik, stratejik ve hatta psikolojik tanımlama yapmak için insanın elinde binlerce veri var, hangisinden başlayım ki?

Ama gelgelelim eldeki verileri bir tanıma kavuşturmak dünyanın en zor işidir, siyasi çıkarlara malzeme olmaya elverişli bir yer ki bu konumu insanı kahreden bir gerçekliktir. Tarihten bu güne bu konuma bakıp bakıp kafayı yiyecek bir hale gelmemek işten bile değil. Neden?

Üzgünüm ama safderun sorular sormayacağım artık, gerçekleri her şeye rağmen yazmak ise işimiz onu yapalım bari, acısının, ihanetinin, kahramanlığının tanımı bile yapılamayan bir ülkede gerçeğini yazmak ne kadar imkan dahilindeyse artık…

Savaş zamanlarında savunmakla yükümlü olduğu topraklarını bırakıp bir talimatla kaçanlar şimdi benim yurdumun geleceği için anlaşmalar yapma hakkını kendisinde görüyor, bu ironi değil, bu çirkef yatağına çevrilen ucube yapı 'KKTC’nin çok acı bir gerçekliğidir.

Bu gün karşımız geçip milliyetçilik taslayan vatan haini soyguncu takımı kendi halkı karşısında, insanlık karşısında başını kaldıramazdı utancından. Ama bu utanma ve onur yoksunu kişilik bozukluğu sahiplerinden bunu beklememek ölü gözünden yaş beklemeye benzer.

Atana kayyuma sorsan işgalcisine kölelik yapmak onursuzluk değil, topluma ihanet onursuzluk değil, kendinden olmayanla işbirliği yapmak onursuzluk değil,çocuklarının geleceğini karartmak onursuzluk değil, bunların hepsi siyasi hamle, bunların hepsi stratejik plan.

Bu atanan kayyum utancının kalıcı bir leke olmasıyla kimin umurundadır. Bu da ironi değil, 'KKTC'de  yaşadığımız işbirlikçi, toplumuna ihanet eden başkalarına hizmeti kutsal sayan bir kişilik gerçeğidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar