Bu kuklaların yüzlerindeki maskeyi yırtalım
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bu kuklaların yüzlerindeki maskeyi yırtalım

06 Mayıs 2021 - 10:07

Mevlâna Celâleddin-i Rumi, Tuzağa serptiğin daneler cömertlik sayılmaz ki diyor, Ama bu aralar çıkarı ve menfaati için dokuz takla atanları mı dersin, istenilen şekilden şekile, kılıktan kılığa bukalemun gibi değişenleri mi dersin saymakla bitmeyecek kadar çokturlar.

Ankaralıdan aldıkları talimatları uygulamanın telaşı içinde elleri ayaklarına dolansa da Nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilip büzüleni mi dersin, ama söz konusu menfaati ve parası olunca gerçek kimliğini ve yüzünü sergileyenler yüzündeki maskeyi düşürüyorlar. Bu kadar da olmaz diyenlere inat olabildiğini gösteriyorlar.

***

Mevlana’nın söylediği gibi, Hani, Mevlana, müritlerinden biriyle giderken, birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görür. Mürit, güzel bir kardeşlik örneği der. Ve ekler, keşke insanlar da bunlardan ibret alsa. Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir. Aralarına bir kemik atıver de gör kardeşliklerini der, İşte bu bağlamda “Açlık, menfaat ve çıkar ne dost, ne akraba, ne insanlık, ne de hak tanır.” der.

Çok doğrudur. İşte karşımızda duran gerçeklerimizden biri de bazıları, gerçekten aç oldukları için, aç kurtlar gibi saldırır, kardeş, dost bildiği insanların üstüne, inançlarıdır, değerleridir, örfüdür adetidir, tarihidir, demez saldırır kendi toplumuna, kendi yurdunda savunduğu kutsallarına. Bu noktada söz konusu menfaati ise gerisi teferruat olarak yer alır.

***

Bazıları da açgözlü oldukları için büyüklenmesi ve kompleksiyle, kaprisiyle temsil ettiği değerleri taşıyamaz  ve bu tiplemeler en tehlikeli insan grubunda değerlendirilebilir. Bu karakteri yerlerde sürünen insanların elinde barış istencimiz hiçleşir dağılır ve yabancılaşır. Çünkü hep eksik hep aksak hiçbir zaman tam olgunluğa erişememiş çiğ insanlar. İşte Hobbes’in dediği insan insanın kurdudur anlayışına uyanlardır bunlar.

Çıkar ve menfaat uğruna önce kendini sonra da doğup büyüdüğü toprakları satanlara milliyetçi denir. Onlara ne yaparsan yap kendi toprağının insan olamazlar, eğreti ve kırık bir koltuğa emanetçi olarak oturtulan işbirlikçi kuklalar ancak devlet adamı değil "KAYYUM" ya da kendisini atayanın papağanı olurlar...

***

Hiç ben, biz kimsenin adamı olmayacağım, olmayacağız doğrunun adamı olmaktan başka, hiçbir toplumu, toplumumun ne üzerinde ne de altında tanımayacağız. Yolumuz doğru ve bizim davamız umut çiçekleriyle dolu insanlık davası; yurtseverlik vizyoncu, temiz toplum için, özgürlüğü için kimliği ve kişiliği için, asla ve asla hiç bir zaman ödün vermeyeceğiz.

Kastettiğim bu gün Türkiye'de iktidarı elinde tutan Erdoğan diktatörlük rejimi ve çeteleri, 68’in devrimci öğrenci yoldaşlığından gelen ve Türkiye’deki NATO ve Amerikan varlığı ile 6. Filo’ya karşı, bağımsız ve sömürüsüz bir Türkiye için anti- emperyalist direniş eylemliliği içinde  iken onların karşılarında duruyorlardı.

***

Yurtsever devrimci genç kuşakların öldürülme sürecinde karşılarına dikilen İslamcıların sahte dinciliğinin gözler önüne serilmesi, deşifre edilmeleri ve toplumun uyarılması, daha ziyade hatırlatılarak.” O ‘devrimci genç’lerin neden tam bağımsız bir ülke istedikleri, yaşadılar coğrafyada ve gençliklerini yaşamadan, neden ABD uşağı 'NATO'cu TSK tarafından katledildiler sorusunu sormaya devam edeceğim.

Deniz Gezmiş Nazım Hikmet’in “Delikanlım” adlı şiirini çok severmiş. 

Delikanlım!

İyi bak yıldızlara, onları belki bir daha göremezsin…

Belki bir daha yıldızların ışığında kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin…

Delikanlım!

Senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadar güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.

Yıldızlar ve senin kafan kâinatın en mükemmel şeyidir.

Delikanlım!

Sen ki, ya bir köşe başında kan sızarak kaşından gebereceksin, ya da bir darağacında can vereceksin.

İyi bak yıldızlara onları göremezsin bir daha

Delikanlım!

Belki beni anladın, belki anlamadın. Kesiyorum sözümü.

Sevmek mükemmel iş delikanlım. Sev bakalım…

Mademki kafanda ışıklı bir gece var, benden izin sana, sev sevebildiğin kadar…

Deniz'in bu duruşu, cesareti ve inandığı yoldaki mücadelesi bizim sahte solculara örnek olacak nitelikte. Onurlu bir miras bırakmış geleceğe. Babasına son mektubunda şunları yazmış:

“İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.” Anlayana...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar