Bu medya hür olsa ne olur, olmasa ne olur?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bu medya hür olsa ne olur, olmasa ne olur?

20 Aralık 2021 - 10:37

Bu ada yarısında bir avuç kalmış dürüst gazeteci aydın yazar gerçekleri anlatmak için her türlü riski, tehlikeyi göze alarak analiz yaparak görüşlerini yazmaya ve ya haber vermeye devam ediyor.

Avrupa gazetesinden arkadaşlarımız Şener Levent, Faize Özdemirciler ve Ali Osman Tabak’a TC elçiliğinin şikayeti ve yine TC’ye bağlı polis tarafından yeni yeni davaların açılması ve nedenleri konusunda hiç kafa yoran var mı?

Normal şartlarda Avrupa gazetesinden duyurulan o haberin ardından tüm medyada baş sayfalarda yer alması, gümbür gümbür köşe yazıları konuyu ön plana çıkması gerekirdi. Andığım o meşhur 'böyyük, böyyük'  gazetecilerden ve medyadan tık yok.

O medyanın derdi, daha doğrusu misyonu, bu ülkede yalnızca gazetecilere değil tüm muhalif kesimlere karşı yapılan her kötülüğü paralel adlı bir sanal varlığa yıkmak ve bu yoldan TC’nin buradaki makamlarına cici görünmekten ibaret.

Yazdıkları köşe yazılarından yaptıkları haberlerden dolayı casusluk komplosuna maruz kalmış, TC bombalarına hedef olmuş, gazetenin bütün bilgisayarlarına el koymuş o yetmezmiş gibi bir de hapis cezası yemiş ve baskılarına boyun eğmemiş onurlu bir gazetenin yazar çizer ve yöneticileri bu davalara alışkındırlar.

İşgalci TC makamları hapse giren ve girecek olan gazetecileri burada da görmek istiyor, onları deşifre eden her kim varsa baskılarına ve davalarına da daha çok karşılaşacağımız bir rejimin ve karşımızda ve bu alçak rejim yani işgalcimiz olduğunu her yazdığımızda kuduruyorlar.                                                                       

TC’ne olduğunun bilenlerdeniz, rejime  teslim olanlar, uşaklaşmış olanların, yalaka ve yandaşların dışında kim kaldıysa hepsinin de hapse atılmasını istiyorlar. Zaten çoğu da hapistedir.

Bu ada yarısında kurdukları düzende çocukların kadınların ırzına geçilmiş, mafya her tarafı sarmış, ülke suç merkezi haline getirilmiş, can güvenliği sıfırlanmış, analar kan ağlıyormuş, umurlarında değil. Çünkü yandaşlarda vicdan yok, bitmiş; gerçek habercilik umurlarında değil. Onlar balığın başı olmayı seçtiler çoktan, kokuşmak için.

Adada rüşvet ve yolsuzluğun bu kadar yaygın olmasının en büyük nedenlerinden biri medyanın bu duyarsızlığıdır. Bırakın yolsuzlukların üzerine gidilmesini. Rüşvet ve yolsuzluğun bir parçası olan, hazine soygunlarından cep dolduran, gücünü siyasilerin emrine verip çıkar sağlayan birçok ünlü gazete patronu ve gazeteci var.

Ama buradaki gazeteler hiçbir zaman yolsuzlukları, hırsızlıkları izleyecek şekilde örgütlenmedi. Gözünün içine bakan hırsızlıkları ve hırsızları gündemine alamadı. Şikayet edilen rüşvet ve yolsuzluğun bu kadar yaygın olmasının en büyük nedenlerinden biri medyanın bu duyarsızlığıdır.

Kabahat muhabirlerde ve yazarlarında değil, gazete patronlarındadır. Muhabirler işe alındıklarında ilk öğrendikleri şey kime dokunup dokunmamaları, hangi konulardan uzak durmaları gerektiğidir.  Burada “Patron bundan hoşlanmaz” lafını duymayan gazeteci var mı acaba?

Basının sınıfta kaldığı tek konu araştırmacı gazetecilik değildir. Medya; psikiyatristlerin elinde helak olan çocukların ve ruh hastalarının, geri zekâlı muamelesi gören otistik çocukların, ırzına geçilen doğanın, geri kalmışlığını teminat altına almaya çalışan eğitim sisteminin ve daha birçok sorunu görmekten acizdir.

Ve talep ettiği özgürlüğü, serbest inisiyatifi kendi çalışanlarına sağlamaz. Medya hür değil diye ağlaşıp duruyorlar. Bu medya hür olsa ne olur, olmasa ne olur?''

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar