Bu memleket bizim değil sizindir
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bu memleket bizim değil sizindir

29 Nisan 2021 - 10:03

Guteres'den Tatar'a: 2 devletli çözüm Güvenlik Konseyi, AB ve uluslararası toplum tarafından kabul edilemez. Kıbrıs'ta iki devletli bir çözümün Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği ve uluslararası toplum tarafından kabul edilemeyeceği görüşü, BM Genel Sekreteri tarafından Türk liderliğine iletildiği açıklandı.

Öğrendiğimize göre BM genel sekreteri Guterres, ilk görüşmesinde "KAYYUM" Ersin Tatar'a da iki devletli çözümün kendi yetki sınırları dışında olduğunu söylediğini, Kıbrıs sorunu için yapılan çalışmaların hacminin silinemeyeceğini ve müzakerelerin baştan başlayamayacağına işaret etti.

Peki eğer bu doğru ise ki BM genel sekreteri Guterres yalan ve uyduruk bir söz söylemez, o zaman gidilecek yolunun nereye varacağı hala daha belli olmadı mı? Erdoğan rejiminin esiri, kölesi olmaya devam edeceğiz demek değil mi?

***

Akdeniz’in ortasında bir fahişe  bir gibi uzanan bu ortasından bölünmüş memleket bizim (miş?. Ellerimiz, bilekler kan içindeyse dişlerimizi sıkıyoruz sinirden, ayaklarımız zincirlenmiş gibi, bu memleket bizim(miş) bu cennetten cehenneme çevrilen bu topraklar için çektiğimiz hasret de bizim.

İster siyasi olsun, ister dini olsun, isterse farklı siyasal düşünce ve ideolojik kavramlar sahibi olsun bizi birbirimize kırdırmalarına izin verdik. Hep söyleriz, yapmamız gereken, hırslarımızı, egolarımızı, ihtiraslarımızı bir kenara bırakarak yeniden biz olmak, yurdumuzun kurtuluşu için bir olmak bize pusu kuranları korkutmayacak mı?

Cenevre göstermelik görüşmeleri başlar başlamaz telefonlar kilitlendi. Telefona sarılan dostlar kimisi panik içinde önce ‘‘Yahu ne oluyor?’’ diye soruyorlardı. Sonra da ‘‘Allah Allah... Yahu bu yapılır mı? Bu kadar sorumsuz davranılır mı?’’ diye isyan ediyorlardı. Olmaz, olmaz demeyiniz olur...

***

Bir arkadaşım bu ‘‘Ülkeye ve insanına bundan daha büyük bir kötülük, fenalık yapılamaz’’ dedikten sonra da hızını alamayarak bağırmaya ve  ‘‘Aslında yapılır. Bundan daha büyük bir tek fenalık yapılabilir. O da durup dururken Cenevre'ye gitmek.’’ 

Bir yandan telefonlara yanıt yetiştirmek, bir yandan gelişmeleri adım adım izlemek, göstermelik görüşmelerin perde arkasını öğrenmek için uğraşıyorum. Ülkenin hali perişandı. Her kafadan bir ses çıkıyordu.

Savaş yerine barış mı istersiniz, yok canım tersi olandır doğrusu ama anlatamadık ki zaten pamuk ipliğiyle birbirine bağlı olan dengelerle ayakta durmaya çalışan istikrarlı ekonomi büyük bir darbe yedi. Gözlerimde yaşlar akmaya başladı çok üzüldüm.

* * *

"KKTC" gibi bağımsız, bağlantısız kalkınmak için çırpınan bir ülkede Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın  kendi keyifleri öyle istedi diye memleketin bütün gazettacılarını ve halkı için yanıp tutuşan kavga eden muhalefeti de alıp Cenevre yollarına düşmeye hakları olamaz.

Cumhurbaşkanınız ve başbakanınız çok haklı olabilir, iki ayrı egemen devlete sahip olmak için çırpınıp dururken bir de yolsuzluklarla, hırsızlıklarla yapılan mücadeleyi yeterli bulmayabilir. Bu nedenle kendisine bağlı denetleme kurulunu devreye de sokabilir. Cumhurbaşkanınız bunları yaparken daha yumuşak bir üslup kullanmaya özen göstermek zorundadır. Başbakanınıza da gelince...

O haklıymış, bu haklıymış... Bunların hiçbir önemi yok. Acı olan, bu faturanın yükünün toplumun sırtına vurulacağıdır. Krizin kabarmasında ve boyutunun tüm ülkeyi sarsacak hale gelmesinde ve onların görevi bu ülkeyi yönetmek mi yoksa krizden krize sürüklemek değil.

***

Hiçbirimiz unutmayalım...

‘‘Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim.’’

Evet herkes aklını başına toplasın...

Nazım Hikmet'in dediği gibi, ‘‘Bu memleket bizim’’.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar