BU ORTAMDAN NASIL ÇIKACAĞIZ? ...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

BU ORTAMDAN NASIL ÇIKACAĞIZ? ...

16 Aralık 2019 - 09:20

Kıbrıslılar dışında herkes Doğu Akdeniz sularında küresel ve bölgesel güçlerin önemli rekabet alanlarından birisi olmuş durumda. Son günlerde biraz daha görünür hale gelen ve bilinçli olarak tırmandırılan tansiyon yükselten gerilimlere bakarsak Doğu Akdeniz’de yaşanan güç mücadelesinin bundan sonra da artarak devam edeceğini ön görebiliriz.
Yunanistan’ın Türkiye ve Libya’nın deniz sınırları üzerine vardığı anlaşmanın uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle Birleşmiş Milletlere başvurmuş olması Doğu Akdeniz sorununu başka bir boyuta taşımış oldu. Bundan sonra muhtemelen ilk önce Birleşmiş Milletler daha sonra ise Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz sorununa daha doğrudan müdahil hale geleceklerdir.   Birleşmiş Milletler soruna daha çok uluslararası hukuk açısından bakarken, Avrupa Birliği ise sorunu daha çok kendi enerji güvenliği açısından değerlendirecektir. Fakat her durumda bundan sonra Türkiye, Doğu Akdeniz konusunda hem; Mısır, İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan ile hem de Avrupa Birliği’nin tamamı ile ciddi gerilimler yaşacağı bir sürece girmiş bulunuyor. “Bu gerilim bir sıcak çatışmaya dönüşür mü?” bunu bilmiyoruz; fakat bunun asla olmayacağını söylemek de faşist diktatör Erdoğan Türkiye’sinde pek mümkün gözükmüyor. Koşulları oluştuğunda Erdoğan Rejimi Doğu Akdeniz’de kendisini iç siyasette güçlendirecek olası bir çatışmaya asla hayır demeyecektir.
1974 yılında Ecevit’in ‘Kıbrıs fatihi’ olduğu ve yıllarca bunun sermayesini yediği bir tecrübeden sonra Erdoğan’ın da mümkün olan ilk fırsatta silaha da sarılmak olasılıklar arasında olacağı ve bu yönde tehditlerine devamla girişimlerde bulunacağını ben kendi adıma hiç yadsımıyorum. İç siyasette daha düne kadar en yakınında olan insanlara dolandırıcı diyen ve savcılarını muhaliflerine karşı dava açmakla görevlendiren Recep T. Erdoğan dış politikada da çok aklı selim davranmayacaktır. Düşünsenize Türk savaş gemileri bir Yunanistan gemisini Doğu Akdeniz’de batırmış ve Yunanistan da buna yeterince güçlü bir askeri karşılık verememiş olsun; bu durum zaten oyları baş aşağı giden savaş yanlışı Erdoğan’a can suyu gibi gelir. Türkiye Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la yaşanacak olası bir çatışma sonrasında Yunanistan’ın da NATO üyesi olması nedeniyle NATO’yu yardıma çağıramaz. Fakat Türkiye’nin olası bir saldırısı sonrası Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Mısır kendi aralarında yaptıkları anlaşma gereği Yunanistan’a başta askeri olmak üzere her türlü desteği vermek durumundadırlar.
Söz konusu dört ülke sadece askeri değil; enerji, turizm, içilebilir su kaynaklarının kullanımı, sermayenin serbest hareketi gibi bir çok önemli konuda kendi aralarında bir anlaşma yaptılar. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının çıkarılması ve Avrupa pazarlarına aktarılması konusunda da birlikte davranıyorlar. 
Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması Yunanistan’a göre daha ucuz olacaktır. Fakat Türkiye’nin bunu bir süre sonra siyasi olarak kullanacağı kaygısıyla Türkiye seçeneği İsrail tarafından iptal edilmiştir. Doğu Akdeniz’de Erdoğan iktidarı tamamen oyun dışı kalmış durumda; Libya Hükümeti ile yapılan anlaşmalar Erdoğan’ı kurtarmaz. İçerde yavaş yavaş izole olan Erdoğan dışarıda da derin bir tecrite yaşıyor.
Bize düşen bu derin kriz döneminden özgürlük ve demokrasi alanını genişleterek çıkmaya çalışmak olmalıdır; aksi takdirde biz de Erdoğan’ın neden olacağı yıkıntıların altında kalırız.
Umarım önümüzdeki günlerde süreç biraz daha netleşir, kafamızdaki soruların cevaplarını almaya başlarız ama olayları resmi ideoloji ile dayatılan hiçbir mercekten görmeyeceğiz. Belki yıllarca bıkmadan usanmadan aynı şeyleri tekrar edeceğiz. Toplumumuz hak ettiği yere gelene, adalet ve barış bu ülkenin sokaklarında elini kolunu sallaya sallaya dolanana kadar da doğru bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz.
Böyle bir süreçte umut ve irade kıracak, karamsarlık yayacak ve direnişi zayıflatacak her türlü söz, tutum ve ruh hali kesinlikle tehlikelidir. O halde herkes sözüne ve tutumuna dikkat etmeli ve süreci doğru değerlendirerek faşizme karşı antifaşist direnişi zafere taşımak için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Bu da söz ve tartışma değil, kesintisiz barış ve kurtuluş için antifaşist eylem içinde olmak demektir.
Unutmayın, karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. ... Bu geleceği belli olmayan güvensiz ve huzursuz ortamdan nasıl çıkacağız? ...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar