Bu şekilde sağlıklı bir toplum yaratılamaz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bu şekilde sağlıklı bir toplum yaratılamaz

04 Şubat 2021 - 07:14

Bu adını koymayı bulamadığım ada yarısında çıldırmamak elde değil. Ayırım yapmayacağım, herkes her şeyden nefret ediyor ama kimse nefretinin ne olduğunu dile getiremiyor. Burada gördüğüm yalnızca saçmalıkların olağanlaştığı bir fahişe yaşam alanı desem ne olur? Suç unsuru var mı?

Hiçbir işe yaramadığı halde topluma boş bilgiler sunanlara ve anlamsızca konuşmaların yapıldığı sözde başbakanın basın toplantısı ve siniri gerilip yayından çıkan insanlar.  Tabi ki, statülerine göre saygı görüyor ve ya gösteriyorlar üstlerine, önlerini ilikliyor efendilerine altlar.

***

Kendi hayatları üzerinde hak talep edemeyen insanlar, kitle psikolojisiyle alınan anlamsız nefesler... Hangi saatte uyanacağına bile kendisi karar veremeyen insanların başkalarını eleştirmesi ne tuhaf!

Hayatınız boyunca çalışacak ve zamanı geldiğinde öleceksiniz. Mülkiyetçiliğe dayalı bir yaşam elleri bomboş toprağa girecek. Arada sırada gittiğiniz hastanelerde size hasta olduğunuz söylenecek. Tükenmeniz için size hiçbir işe yaramayan ilaçlar verilecek.

Ve bu hiçbir işe yaramayan maddeler için para vereceksiniz. Kapitalizm size ölümünüzde bile rahat vermeyecek, kefen ve mezar paranıza dahi göz dikecekler. Teslimiyetçi bir yaşam içinde olan bir toplumda bunların doğal karşılanması normal değil mi?

***

İnsanda varsa vicdan hep kullanılmak içindir, tabi kırıntıları biraz olsun kalmışsa, bu coğrafyada bir insanı köleleştirirsin aldırmaz, köle dersiniz utanmaz, işbirlikçi dersiniz takmaz, kukla dersiniz tınmaz, siz ne biçim yaratıklarsınız?

 Sokakta yürürken kendisini bakan zanneden birine ‘ sen nereye bakıyorsun deyip’ diye sessizce soru soran insanlar, kendilerini sömüren, köleleştiren, bu zavallıları bile izlerken onlara karşı en ufak bir tepki göstermiyorlar.

Yazıklar olsun demeyeceğim ama bu kendini bilmez onursuzların peşinde sürüklenen binlerce koyundan farkı olmayan kendini insan yerine koyan beyin özürlüler var ya sinirlenmemek elde değil.

***

 Üç arkadaş konuşuyordu ve istemeden dinlerken biri ‘Özgürlük adına kadınlar mecliste çoğalmalı’ dedi. Bir diğeri ‘Eşcinseller de meclise girebilmeli’ derken üçüncüsü dayanamayıp atladı konuşanlar arasına ‘Demek ki özgürlük meclissizlikten geçmeli’ diyor. İroni mi yapıyorlardı anlamadım.

 İnsanlar neden ‘kimse bizi yönetemez’ demek yerine, ‘kim bizi yönetsin’ diyorlar. Kukla olmak çok mu hoşlarına gidiyor? İplere bağlı olmadan kol ve bacak hareketleri yapamayacaklarından mı korkuyorlar? Yoksa beyinleri güzel bir ülke hayalini tasarlayamayacak kadar çürümüş mü?

***

 Bu ülke insanı televizyonda kravat takan, suratsız bir adam gördüğünde, bak adam doğru konuşma yapıyor, en azından yapmaya çalışıyor deyip kulaklarını daha fazla açar ama anlamsız bir ciddiyetle başladığı dinlemeye komutayı televizyona fırlatır. Tabi ki sinirlenmek ters teper ve televizyon parçalanır.

Sözde baş bakan da atıp tutar kendisini izleyen garibanların odaklanmış bakışları karşısında, efendim size şu yardımları yapacağız, bu imkanları sunacağız diye bal yapmayan eşek arısı gibi bu ülkede cızırtı, vızıltı ve anlamsızlık sürer gider.

***

Başka bir öküz de çıkıp ülkede demokrasi var, kim ne isterse konuşabilir, özgürlük var diyor. höyt’. Evinde kahvesini, çayını yudumlayan, gabak çekirdeği kıran bir başka öküz de derin nefes alır. Tabii ya demokrasi var’ diyerek.

Tam bu noktada Churchill’den alıntı yapmak istiyorum. ‘daha kötü olan diğer tüm yönetim biçimlerini saymazsak, demokrasi en kötü yönetim tarzıdır. Demokrasinin iyi olan hiçbir tarafı yoktur aslında; iyi olan birkaç özelliği de dışarıdan gelmiştir. Demokrasi tiranlıktan ve diktatörlükten kaçınma biçimidir; hepsi bu.

***

Fakat en kötüsü, demokrasi, demokrasiye inanmayan bir zalimi bile iktidara getirebilir.’ Burada söylemek istediğim demokrasinin kötü olup, değişmesi gerektiği değildir. Adı ne olursa olsun sistem yapıcıların koyduğu kurallardaki bozuklukların bir şekilde dile getirilip, halka zarar veren ne varsa yok edilmesidir, halkın yok edilmesi değil!

 Artık en azından bu ülkede korkunun getirdiği yalakalığa yer olmamalı. İnsanlar sevip, sevmediği her şeyi özgürce dile getirebilmeliler. Nazi Almanya’sındaki gibi marşlarla, tek sıraya geçmelerle, amansızlıklarla sağlıklı bir toplum yaratılmaz. Sağlıklı bir toplum huzurlu, özgür, açlık yaşamayan bireylerin dayanışması ile oluşur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar