Bunalım ve krizler Ankara kaynaklıdır
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bunalım ve krizler Ankara kaynaklıdır

04 Mayıs 2022 - 07:57

Kıbrıslıtürkler bir planın gereği olarak “UYGULANAN” ve bilinçli bir şekilde dünyadan kopartılarak, yasal olmayan bir ”KORSAN” yapıya mahkum edilmek suretiyle, azınlık durumuna düşürülmüş, Toplumsal Statüsü ortadan kaldırılmış ve ağır aksak yürütülmeye çalışılan demokrasisi tümden yok edilmiştir.  Anavatanı tarafından
Çok komik duruma düşen bu işbirlikçi kukla kafalarla bu ülkede çok erken seçim, çok hükümet değişikliği, çok zaman kaybı, çok komedi tiyatrosu izleriz. Ha arada bir de Devlet taklidi yaparız.
Erdoğan’ın, Sucuoğlu'na bitmeyen kızgınlığı sayesinde parti içinde yaratılan sözde muhalif UBP kesimleri, DP ve YDP eliyle Kıbrıs Türk toplumuna yaptığı darbe, Sucuoğlu hükümetini yıktı.
Demokrasi adı altında yapılan göstermelik seçimler ve barış görüşmelerinin baltalanmasıyla devam eden “İLHAK” ve “ASİMİLASYON” sürecinde bir adım daha ileriye gidildi!
Boşuna söylüyoruz ama Sucuoğlu'na düşen tarihi görev ise; TC Elçisi kılığındaki Ankara'nın Valisi, Erdoğanın seçim görevlisi Ali Murat Başceri'nin talimatıyla yapılan darbeyi halka itiraf etmek ve toplumun kurtuluşa giden isyan ateşini fitillemek!
İşgali altında tuttuğu ve maskaraya çevirdiği korsan yapı ‘KKTC’ sadece Türkiye'nin arka bahçesi, çöplüğü değil, sadece kalın bağırsak da değilmiş, müdahaleleri ile kanıtladıkları koskoca bir sirk olduğudur.
Peki ama bu çirkef kokularının yükseldiği yerde bu sirkte neler var? Hayvan terbiyecisi, palyaço, soytarı, ip cambazına kadar hepsi bir arada, bu sirkte hatırı sayılır miktarda organizatör olduğu kadar seyircisi de var,  şerefsizliklerini kanıtlarcasına iradesini devredip oy vereni de...
Sultanım sen ve buradaki kolların çok yaşa diyeni de bol miktarda var,  kral öldü çok yaşa kralımız diyeni de o kadar çok ki sayılamıyor.  Hatta bu sirke başkanlık sistemi getirecek olanı da, yanında bir de külliyesi eşantiyonu da var.
Toplumsal bunalım bizden kaynaklanmıyor.
Bu ada yarısının gündemini uzun süredir iç politikada yaşanan sözde hükümet krizleri meşgul ediyor gibi görünse de etkisini ve ağırlığını hissettiren ekonomik kriz süreci binlerce emekçi ailesinin öncelikli gündemi olmayı sürdürüyor.
Ekonomik krizin ortaya çıkmasında en küçük bir sorumluluğu olmayan emekçiler, giderek artan hayat pahalılığı karşısında mum gibi eriyen ücretleri, maaşları ile krizin bedelini en ağır şekilde ödemeye devam ediyorlar.
Her ekonomik kriz, şiddetine ve süresine bağlı olarak, belli toplumsal sonuçları beraberinde getirir. Kukla dahi olsa hükümet, krizin yarattığı sorunları çözmek yerine, krizin yarattığı toplumsal sorunları ertelemeye yönelik adımlar atmaya devam ediyor.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin ada yarısına taşınması koşullarında, önceki krizlerden farklı olarak, uzun süredir belirgin bir iyileşme görünmemesi, kriz sürecinin adım emekçilerin sonunu getirmekte olduğunu görüyoruz ve biz de bu durumu yaşıyoruz.
Ada yarısında Erdoğan tarafından yeniden dizayn edilen kukla hükümetin krizin yükünü tamamen halkın sırtına yıkan, gelir eşitsizliğini derinleştiren ve yoksullaşmayı arttıran yanlış politikaları mevcut sorunları daha da büyütmekten başka bir işe yaramıyor.
Bu durum ülkede ekonomide yaşanan gelişmelerden toplumsal yaşamın diğer alanlarına kadar etkisini hissettiren sorunların çözümü için geniş kapsamlı bir mücadele yürütülmeden ülkenin ve halkın içine itildiği bunalımdan çıkmasının hiç de kolay olmayacağını gösteriyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar