Burada patron Erdoğan'dır Bahçeli'dir
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Burada patron Erdoğan'dır Bahçeli'dir

25 Haziran 2021 - 10:03

TC tarafından işgal edilmiş bu adada ilan edilen korsan yapı içinde Adil ve etkin bir hukuk sistemi ile birlikte, hesap soran, çıkar sağlayanları cezalandıran, vatandaşına güven veren bir hukuk sistemi tesis edilmeden adalet sistemimiz de baskı altında olmaya devam edecek. Neden? "KKTC" polis teşkilatı TSK'ya bağlı olduğu için talimatı da ondan alır.

Polis aldığı talimat doğrultusunda istediği kişiye soruşturma açıp savcılığa baş vurur ve dava okunur. Karşınızda ise baskı altında bir yargıç var ve vicdanına göre karar alamaz. O zaman nasıl bağımsız bir adalet sisteminden bahsedebilirsiniz? Demek ki TC ve baskılarından kurtulmamız gerekiyor.

Unutmayınız, her zaman adalet yerini bulamaz, sendikalarımızın başvurusu sonucu alınan bir keyfi karar iptal edildi. Anayasa Mahkemesi Bakanlar Kurulu’nun hayat pahalılığı durdurulması ile ilgili almış olduğu “yasa gücünde kararnameyi” durdurdu.Mahkeme kararın Anayasa’ya aykırı olduğunu hükmetti ve yürürlükten kaldırılmasını emretti.

***

Ama TC'den ithal atanmış Maliye Bakanı Dursun Oğuz, bu mahkemenin Hayat Pahalılığı ödeneğinin Yasa Gücünde Kararname ile Hükümet tarafından durdurulması kararına ‘dur’ dediği kararını değerlendirdi ve mahkemenin kararının ‘beklendik’ olduğunu belirtti. 

Oğuz “Mahkeme’nin bu kararı vereceği biliniyordu, karara saygılıyız” dedi, peki yargıdan döneceğini beklediğiniz emrivaki kararları neden alıp uygulamaya koyuyorsunuz? Paraya sıkıştığınız zaman bu toplum kesimlerinin gırtlağına sarılacağınız yerde gidiniz ustanız Erdoğan'ın huzuruna ve TL'den dolayı kayıpları talep ediniz, bronzo sıkarsa.

***

Özel sektörde çalışan kesimleri daha fazla mağdur eden, zor şartlar altında yaşatan TL’nin savrulmasının önüne geçilmesi de mümkün olmayacaktır. Ama unutmayın, savrulan sadece bir makro gösterge olan kurlar değil, onunla birlikte 84 milyonluk ülkenin geleceği ile birlikte savrulan Kıbrıslıların da geleceğidir.

Peki, ezilen sömürülen, fakirleştirilen bu ada insanının haklarını hukukunu kim savunacak? Muhalefet mi, sendikalar mı, kim, kim savunacak? Burada kurulan muhalefete silahlı mücadele ve ya “ihtilalcı” bir yol tavsiye etmediğimiz açıktır.

Muhalefet 'KKTC’ denilen bu korsan ada yarısının sahte meclisine katılmak gibi, çekilmek de onların demokratik ve meşru bir hakkıdır. "KKTC" yasalarına göre yasaldır. Ama unutmayınız ki en etkili eylem biçimi de sivil itaatsizliğin ta kendisidir.

***

Atanmış hükümete ve meclisine “Seninle parlamentoculuk oyunu oynamıyorum” demek, sürekli faul yapan bir takıma seninle top oynamıyorum demek kadar basit ve itirazı mümkün olmayan bir yoldur. Muhalefet bu yönetime isyan ederek“darbe” yapma imkanını çoktan kaybetti. Görünürde devrim ve “İhtilal” yapacak bir parti de yoktur. Sıkarsa muhalefetin yapacağı en hayırlı iş bu işbirlikçi kuklalara karşı “ya istifa edin, ya da ben bu berbat oyunda yoğum” demekten ibarettir.

Yaparlar mı? zor ama yapma cesareti bulurlarsa toplum katında yitirdikleri güven ortamını yaratmanın ilk adımını atmış olacaklar. Onurlu bir tavrı gören toplum biliniz ki gerisini getirecektir.

Son olarak da, bu ada halklarının yaşayacağı ve yaşatacağı sorunların sorumlusu artık sadece ve sadece Erdoğan’ın kendisidir...

***

Adına cumhurbaşkanı dedikleri ve Erdoğan tarafından"KKTC KAYYUMU" atanan Ersin Tatar, kapı kulu Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, hatta bazı belediye başkanları,hepsi ama hepsi birer “figürandır”...

Hiç bir kıymet-i harbiyeleri yok...

Erdoğan’ın çevresi artık tamamen ya paraya, ya iktidar gücüne aşırı düşkün olan insanlarla doldu...                              Ya da şu ve bu nedenle açığı olan insanların korkudan kaynaklanan zafiyetleri söz konusu...                      

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar