Burası Nazi Almanyası mI?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Burası Nazi Almanyası mI?

24 Temmuz 2020 - 07:55

Bu yazıyı yazmaya çalışırken ülkemin içinde yuvalanan TC kökenli itler, mitler derin yapılanmalar, projeler, programlar, planlar, uygulama peşinde, bu çalışmaları kapsamında sivri dilli açık sözlü insanlar hep hedef tahtası yapılıyor.

Bu garabet adada Elmanın elma olduğunu her gün tekrarlayıp söylemek kimseye bir fayda sağlamaz. Asıl olan Elmanın içindeki zararlı kurtlardır, bu zararlı kurtlarla yüzleşmemiz gereken en önemli konularımızın başında gelmelidir. Ancak o zaman bu kurtlu elmayı tiksinip yemeyiz.

Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de esas sorunlar gözden kaçırılsın, görünür olmasın diye akıldışı suni gündemler yaratılır. Gerçek toplumsal sorunlarımız, şeriat sistemine zorla götürülen bir döşenmekte, Koronavirüs nedeniyle batırılan esnafımızın surumu, şimdi bir de fare popülasyonu ile mücadele verilmediği için artış yaşanıyor.

Eğer gerçekten tüm sorunlarımız bunlarsa, zavallı hükümetimiz bir karar alıp gereğini yapsın, insanlar da yemek yemesinler, zaten gidişat açlığa doğru değil mi?  Herkes her şeyden nefret ediyor ama kimse nefretini dile getiremiyor. Saçmalıkların olağanlaştığı bir ülke yaratıldı biz de buna alkış tutuyoruz, olacak iş mi?

Kendi hayatları üzerinde hak talep edemeyen insanlar, kitle psikolojisiyle alınan anlamsız nefesler... Hangi saatte uyanacağına bile kendisi karar veremeyen insanların başkalarını eleştirmesi ne tuhaf! Hayatınız boyunca çalışacak ve zamanı geldiğinde öleceksiniz. Bari sürünerek ölmeyin.

Ranta dayalı kurulan sağlık sistemi içinde yaşamak için çırpınan ellerimiz bomboş toprağa gireceğiz. Arada sırada gittiğiniz hastanelerde size hasta olduğunuz söylenecek. Tüketmeniz için size hiçbir işe yaramayan ilaçlar verilecek. Ve bu hiçbir işe yaramayan maddeler için para vereceksiniz.

Acımasız Kapitalizm size ölümünüzde bile rahat vermeyecek, 2 metre kefen ve mezar paranıza göz dikenlerin uyguladığı vahşice uygulamalara rıza gösteren bir toplumda bunların doğal karşılanması vicdanidir. Vicdanlar hep kullanılmak içindir!

 Bir insanı köleleştirirsin aldırmaz, köle dersin bundan zevk alır ama onuru için yaşayan insan bunu kaldırmaz. Sokakta kendisine bakan birine ‘ne bakıyorsun lan deyip’ diklenen insanlar, kendilerini sömüren, köleleştiren, evlerinde bile izleyenlere karşı en ufak bir tepki göstermiyorlar.

İnsanlar neden ‘kimse bizi yönetemez’ demek yerine, ‘kim bizi yönetsin’ diyorlar. Kukla olmak çok mu hoşlarına gidiyor? İplere bağlı olmadan kol ve bacak hareketleri yapamayacaklarından mı korkuyorlar? Yoksa beyinleri güzel bir dünya hayalini tasarlayamayacak kadar çürümüş mü?

 Bu ülke insanı karşısında kravat ve fular takan, bir siyaset adamı gördüğünde, bak adam doğru analiz yapıyor, en azından yapacak gibi görünüyor, halbuki doğruyu söyleyenler kravatsız, fularsı, takım taklavatsız siyasiler olduğunu anlamayacak kadar aptallar arasında yaşıyoruz.

Siyasetçi açar ağzını, yumar gözünü diline gelen anlaşılmaz, anlamsız ciddiyetten uzak başlar atıp tutmaya, gariban vatandaş da dinlemeye başlar. Kuklalar da atıp tutar kendisini izleyen garibanların odaklanmış bakışları karşısında ve efendim demokrasilerde bunlara yer yok, bu ülkede demokrasi var, demek ha höyt.

Evinde kahvesini, çayını yudumlayan, bu emekli edilmiş millet da daldığı derin rüyadan uyanır gibi ‘tabii ya bu ülkede demokrasi var’ diye inanır ve başkalarını da buna inandırmaya çalışır. Tam da bu noktada Churchill’den bir alıntı yapmak istiyorum.

Churchill ‘daha kötü olan diğer tüm yönetim biçimlerini saymazsak, demokrasi en kötü yönetim tarzıdır. Demokrasinin iyi olan hiçbir tarafı yoktur aslında; iyi olan birkaç özelliği de dışarıdan gelmiştir. Demokrasi tiranlıktan ve diktatörlükten kaçınma biçimidir; hepsi bu.

Fakat en kötüsü, demokrasi, demokrasiye inanmayan bir zalimi bile iktidara getiriyor.’ Burada söylemek istediğim demokrasinin kötü olup, değişmesi gerektiği değildir. Adı ne olursa olsun sistem yapıcıların koyduğu kurallardaki bozuklukların bir şekilde dile getirilip, halka zarar veren ne varsa yok edilmesidir, halkın yok edilmesi değil!

 Artık bu ülkede korkunun getirdiği yandaşlığa, yalakalığa yer olmamalı. İnsanlar sevip, sevmediği her şeyi özgürce dile getirebilmeliler. Nazi Almanya’sındaki yapıldığı gibi marşlarla, milliyetçi söylemlerle, tek sıraya geçmelerle, sağlıklı bir toplum yaratılmaz. Sağlıklı bir toplum özgür, bireylerin dayanışması ile oluşur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar