Büyük yalanlar (2)
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Büyük yalanlar (2)

30 Ekim 2019 - 09:22

Tereyağından kıl çeker gibi! IŞİD şefi, bu çeteleri en çok da Kürtleri etnik temizlikten geçirme ve toprağından sürmek için kullandı. Bu Allahu ekber naralı talanın Suriye’nin bütünlüğünü koruma ve huzur götürmeyle bir alakasının olmadığı aşikâr. Bu çeteleri ‘Suriye’nin özgürleştirici gücü’ olarak lanse eden Erdoğan’ın bu söylemlerinin dünya kamuoyunda hiçbir itibar görmediği de açık.

 Erdoğan çetelerinin, 24 Ağustos 2016’da ÖSO ile ABD bilgisi ve hava desteğiyle Cerablus’a yaptığı ‘Fırat Kalkanı Operasyonu'nu hatırlıyorsunuzdur. Amaç Kobanê-Efrîn arasındaki bağlantıyı koparma, Kürtlerin kontrol alanlarını sınırlamaydı. Sözüm ona ‘IŞİD’ kontrolünden 14 saatte alındı.

Beslemeleri olan çetelerinin ellerinden, tereyağından kıl çeker gibi Ezaz, Cerablus ve El- Bab kentine kadar yaklaşık 2 bin kilometre alanı gasp ettiler. Daha doğrusu üniformalar değiştirildi; dört bine yakın çete, polis görünümünde şu an işgal bekçileri olarak duruyor. Zaten bu işgal Türk medyası tarafından ‘Türk kılıcıyla inşa edilen koridor’ olarak tanımlandı.

Yine 20 Ocak 2018'de ‘Zeytin Dalı’ işgali ile Suriye’ye ait 332 bölge, 282 köy, 6 köy altı mezra, 23 dağ ve tepe 1 baraj, 1 havaalanına el konuldu. Bunlar sadece coğrafik rakamlar. BM verilerine göre yüz bin insan topraklarından sürüldü. İşgal edilen bu topraklara Erdoğan’ın çeteleri sadece talan, tecavüz ve soykırım getirdi. Efrîn tarihi ve kültürel mirası yağmalandı, satıldı.

Tarihi yerleri askeri üslere dönüştürüldü. Tıpkı şimdi Serêkaniyê’de yapıldığı gibi özerk yönetimin belediyelerine boydan boya Türk bayrakları asıldı. İşgal edilen diğer yerlere de valiler, kaymakamlar atandı. Eğitim sistemi Türkçeye döndü. Diyanet ve Emniyet teşkilatından, Milli Eğitim'e kadar bütün kurumlarıyla paralel yapılar oluşturuldu.

Gaziantep Üniversitesine bağlı El Bab, Ezaz ve Efrîn’de fakülteler kuruldu, meslek okulları açıldı. Suriye’nin bütünlüğünü koruma yalanından sadece birkaç emsal. Gerçek olan bu kadim toprakların yerlileri olan halkların bir aradalığına dayalı demokratik sistem. Dolayısıyla bölücü olanın Erdoğan, bütünleyici olanın ise Kuzey Suriye yönetimi olduğu gün gibi açık.

***

Ve en son ‘Barış Pınarı’ adı verilen işgal. Kesinlikle Kuzey-Doğu Suriye'de inşa edilen kadın yüzlü demokratik sistemi parçalama ve dağıtmak içindi. Rojava Devrimi, siyasetçilerine, genç kadınlarına, savaşçılarına, çocuklarına yaptığı zulümle bitirilmek isteniyor. Bu devrimin stratejik ana yollarını ele geçirme, TOKİSTAN hayalini gerçekleştirme ve selefi-çapulcu güçlere yurt edinme de bu işgalin etnik temizlik parçası.

Efrîn işgali sonrasında saraylının baş danışmanı İlknur Çevik, 'şehit vermiş olsak da Türk mütahitleri bu pastadan büyük pay alacak’ itirafında bulunmuştu. Bu işgalde kullanılan arabaların plakaları bile fetihçi: 82 TC -1453, 82 TC- 1071. Yine 10 Ekim’de sahaya intikal eden ‘Milli Ordu’ adına yapılan ‘Kürt savaşçılarını demir yumrukla vurun, ateşinizin cehennemi tattırın’ buyruğu da her şeyi ortaya koymakta.  Elbet devran dirençle dönecek. Hep beraber Osmanlı hayalinin Rus ruletine dönüşmesini izleyedurun!   

IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da Emek, Demokrasi ve Barış Mitingi’ne düzenlediği canlı bombalı saldırıda 103 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Türkiye tarihinin en kanlı katliamının ardından görülen dava 3 yıl sürdü. Diktatör hiçbir şeyi gizleme gereği de duymuyor, olup bitenlerin hepsini, ne yapmak istedikleri biliniyor. Anlayacağının kucak kucağa karşılıklı işler çevirdilerç

Ben bütün bunları bir Kıbrıslı olarak yazdığım için Türkiyeli faşistler tarafından tehdit edilebiliri hiç özemi yok. Beynimde ve belleğimde var olan gerçekleri tehdit ve baskı yöntemi ile gerileteceğini sananlar aldanıyor, yazmak ve deşifre etmek için daha da bileniyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar