Büyük yalanlar
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Büyük yalanlar

29 Ekim 2019 - 11:00

Çetelerin reisi Erdoğan, Hitler’i referans alarak, her gün ama her gün ‘büyük yalanlar’ söylemekte. Bu yalanları sürekli tekrarlamakta ve toplumu buna inandırmakta. Gerçeği, yalanın ve devletin en büyük düşmanı olarak bellemekte.

Çetelerin reisi Erdoğan, Hitler’i referans alarak, her gün ama her gün ‘büyük yalanlar’ söylemekte. Bu yalanları sürekli tekrarlamakta ve toplumu buna inandırmakta, ya da inandığını sanmaktadır.

Gerçeği, yalanın ve devletin en büyük düşmanı olarak bellemekte. Bu çağın otoriteryen liderlerinin en karakteristik özelliği yalancılık. Çağın enformasyon teknikleri ile pekişen bu yalanlar ağı tam bir dezenformasyona yol açmakta.

Yalan üzerinden algı inşa edilmekte ve böylelikle tüm faşizan uygulamalar meşrulaştırılmakta. Suriye konusunda da baştan beri ortalık yalanlarla köpürtülmekte.  Bu illüzyonlu iklim, milliyetçi zehirle karıştırıldığında toplumun tüm katmanları asker selamına durmakta.

***

Erdoğan, nereye gitse, ‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine saygılı olduğunu ve ülkesinin bunu koruduğunu’ tekrarlamakta. Halbuki Suriye’yi en fazla parçalayan, yıkan, zenginlik kaynaklarına el koyan, hegemon güçlerin koçbaşı olarak kullandıkları Türk devleti ve çeteleridir.

Nitekim son İdlib ziyaretinde Esad da "Erdoğan hırsızdır, fabrikalarımızı, buğdayı ve petrolü çaldı, bugün de toprağı çalıyor" diyerek, bu gerçeği resmi ağızdan söyledi. BM 74. Genel Kurulu'nda "IŞİD tehdidinden en çok zarar gören ülkeyiz" yalanı üzerinden, 30 kilometre derinliğinde, 480 kilometre uzunluğundaki haritayı göstererek, işgal planını resmen deklare etti.

‘Barış Koridoru’ olarak adlandırdığı aslında Türk kılıcıyla açılan Arap koridoruydu. İşgal edilen de Kürtlerin 8 yıldır büyük bedeller vererek kazandığı toprakları ve kurduğu demokratik, özgürlükçü sistemdi.

***

Çetelerin şefi Erdoğan’ın, ‘kardeşim Esad’ retoriği ve ailece tatil yapma ritüelleri 15 Mart 2011’de başlayan savaşla tepetaklak oldu. Azledilen Ahmet Davutoğlu’nun ‘stratejik derinlik’ adındaki Neo-Osmanlıcı politikaları, ‘sıfır sorun’u bir kenara bırakalım, ülkeyi parçaladıkça parçaladı. ‘Zalim Esad’ın hükümranlığına son verme argümanı egemenlik amaçlarını örtmek içindi.

Emevi Camisi’nde namaz kılma, Selahaddin Eyyübi’nin kabri başında Fatiha okuma, Erdoğan paşanın Osmanlı hayaliydi. Zaten baştan itibaren Suriye'deki sorunsallık Türk devletinin ‘iç meselesi’ olarak görülüyordu. ‘İç meseleden’ kastedilen Kürtlerin kılıçtan geçirilmesi ve kökünün kazılmasıydı. Habil-Kabil mitinin tezahürü ‘Kürt kardeşlerim’ yalanıydı.

***

Suriye savaşının başından itibaren Erdoğan, tüm Esad karşıtlarına kucak açtı; besledi, büyüttü. ÖSO ana üssünü Hatay’da kurdu. Antep'te, Konya’da eğitim kampları açıldı. ABD ile ortak projesi olan Eğit-Donat Programı kapsamında bu cihadist-selefi güçler para ve silah verilerek desteklendi.

Dünyanın dört bir yanından gelen bu çeteler, Türkiye’yi hem bir karargâh hem de bir geçiş alanı olarak kullandılar. Hatta bazıları 'baba ocağı' olarak bellediler. İstanbul’da siyasi uzantıları için temsilcilikler açıldı. Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında yer almaları için bu paramiliter güçler siyasi arenada da kullanılır hale getirildi.

Yüzlercesi Türk hastanelerinde tedavi gördü. Türkiye sınırlarından ellerini kollarını sallayarak Kuzey Suriye topraklarına saldırdı. En son Türk sözde medyasının bile verdiği, Ankara Keçiören'de IŞİD’in Telafer emirlerinden birinin evine yapılan baskınla, 18 yaşındaki Êzidî genç bir kızın ailesi tarafından kurtarılması, bu gerçeğin çarpıcı olaylarından belki de en küçük parçasıdır.

Efrîn işgali sonrasında saraylının baş danışmanı İlknur Çevik, 'şehit vermiş olsak da Türk mütahitleri bu pastadan büyük pay alacak’ itirafında bulunmuştu. Bu işgalde kullanılan arabaların plakaları bile fetihçi: 82 TC -1453, 82 TC- 1071. Yine 10 Ekim’de sahaya intikal eden ‘Milli Ordu’ adına yapılan ‘Kürt savaşçılarını demir yumrukla vurun, ateşinizin cehennemi tattırın’ buyruğu da her şeyi ortaya koymakta.  Elbet devran dirençle dönecek. Hep beraber Osmanlı hayalinin Rus ruletine dönüşmesini izleyedurun!

devamı yarın

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar