Çamura çirkefe battınız tümünüz de, bu işi toptan istifanız...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Çamura çirkefe battınız tümünüz de, bu işi toptan istifanız bile temizlemez...

21 Haziran 2020 - 08:06

Gözlerimiz görmek, kulaklarımız duymak, ağızlarımız söylemek, beyinlerimiz düşünmek ve sorgulamak içindir ama biz bazı insanlar çıkarlarımız nasıl ve hangi tarafta ise ona göre davranmayı tercih ederiz.

Bunun nedeni kanımızda dolaşan asil kanda mevcuttur. Bir şeye karşı olmak tümüyle karşı tarafta olmak değildir. Bir tarafta olmakta her şeyin yanında olmak değildir. Benim ülkemde sırası geldiği zaman Hukuk ve adalet  bize de günü gelince lazım olacak, çünkü ekmek kadar, su kadar ihtiyaçtır.

Bu ada yarısında yasaların, kanunların, hukukçuların ve  mahkemelerin oluşu hiç bir zaman adaletin var olduğunu göstermez, bu durum kanuna uygunluk, hukuka uygunluğun ve adaletin göstergesi değildir. Demokrasi ve hukuk devleti; kuvvetler ayrılığı, şeffaflık, hür basın, güdümsüz sivil toplum örgütleriyle ispatlanabilir.

Muktedir ya da güçlü olma hırsından arınmış olmak, kendi çıkar ve menfaatlerini değil toplumsal çıkarları önde tutmak gerekir. Hesap vermeyen, yargısal denetimden uzak bir yürütme olamaz. Hakimler ve savcılar da kendisini idarenin yerine koyamaz. Seçim ve sandık bir ülkede demokrasi vardır demek için yeterli değildir.

Toplumda hukuk enstrüman haline getirilip, ahlaki değerler çöküntüye uğradı mı siyasetle birlikte diğer tüm alanlar da kirlenir. Bütün sosyal yaralar ötekileştirme ve kamplaştırma düşüncesiyle açılır ve büyür, oysa topluma yön verenlerin görevi insanları sözleriyle ve davranışlarıyla kucaklamaktır.

 Güzel memleketimde siyasetin ve sistemin işlemiyor olmasının üç sebebi vardır; adaletin, halkın ve hareketin olmaması. Hükümet olmak uğruna her tülü değeri yok sayanlar, gücün merkezinde olmak ihtirasıyla hareket edenler vicdanlarını kaybederler.

Vizyon ve donanıma sahip olmayanlar halkın hassasiyetleri üzerinden sloganlar üretip koltuk kapma yarışında olurlar. Adam olmanın türleri vardır; mühim adam olmak, devrin adamı olmak, birilerinin adamı olmak, görev adamı olmak ve adam gibi adam olmak.

***

Bu ülkenin sözde Başbakanlığını da UBP milliyetçiliği eliyle sormagir hanına çevirdiniz. Bir bakanın destekçileri, bir grup UBP'li militan önce Başbakanlığı bastı ve hızını alamayarak Başbakanın odasına kadar gitti. Neden? çok sevdikleri bakan görevden alınmasın diye değil mi?

Bu pandemi döneminde güvenlik güçlerini de aşarak, çoğunluğu da maskesizdi. Öfkeli taraftarlar Başbakanın orada olmadığını ve ayrıldığını öğrenince parti merkezine gittiler. Öfkeli kalabalığa kimse "dur" demedi, diyemedi.

Sahte devletleri "KKTC" de siyaset işte bu kadar kirletilmiş durumdadır. Bakan görevden alınmasın diye taraftarlarını partisine karşı eyleme çağırıyor. Bakanın yaşanlardan bir hatası varsa bedelini de ödemesi gerekiyor, eyleme katılanlar acaba başka parti militanları mı?

Bu koltuk o kadar çok tatlıdır ki anlatılmaz yaşanır, koltuğa makama ve sağladığı avantalara, bu kadar bağımlılığın nedeni Çıkar ve menfaat dağıtmak-Rant Paylaşımı- Talan- Yalan-Dolan ve her türlü ahlaksızlık değil mi?

Başbakanlık, Bakanlık, milletvekilliği yapmış ya da yapmakta olanlar tarafından öyle bir tabana yarattılar ki, takım tutar gibi parti ve adam tutmak hastalıkları aşılanmıştır tümüne de. Bu Ülke bu kadar ahlaksızlık ve rezillikle nasıl düze çıkacak? Ya izleyen ortağa ne demeli,bilemedim...

***

Özel izinle ülkeye gelenler ile başlayan bu komedi ya da tiyatroda, başbakan ve yardımcısı, tüm bakanların bilgisi dahilinde olan ve hükümet krizine dönüşen krize önceki gün bir de kabine değişikliği krizi eklendi. Kabine değişikliğine giden Ersin Tatar, Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel’i görevden alarak yerine UBP Girne Milletvekili olan Kutlu Evren’i getirdi.

Karantina koşullarını çiğneyen hükümetin bu yanlışı,  bir bakanın görevden alınmasıyla aklanır mı? Ülkede son günlerde “sadece KKTC’de yaşanır” dedirten gelişmeler yaşandı, yaşatıldı. Özel izinle ülkeye gelenler ile başlayan hükümet krizi bir günde kabine değişikliği krizine neden oldu.

Konuyla ilgili kamuoyu hala net olarak aydınlatılmazken, Ersin Tatar kabinede değişikliğe neden ve ne için gitti, Turizm Bakanı Ünal Üstel’in yerine Kutlu Evren’in, Çalışma Bakanı Faiz Sucuoğlu’nun yerine ise yolsuzluk iddialarıyla dokunulmazlığı kaldırılan ve yargı süreci devam eden Aytaç Çaluda’yı, hakkında soruşturma açılan ve yargıda davası olan bir milletvekilini göreve getirmek istedi.

Ancak bu isim onay için Cumhurbaşkanı Akıncı’ya gittiği zaman Başsavcıdan görüş alınması üzerine de bu önerilen ismi veto kararı aldı. Kudret Özersay'ın böyle bir ismin atanmasından haberdar olmaması mümkün mü? Temiz toplum için yola çıkanların ne hale düştüklerine şahitlik ettiğimiz günlerden geçiyoruz.

Ve geldik bu rezilliklerin sonuna, Bakanlar Kurulu’nda yer alan tüm bakanların sorumlu olduğu bu skandallar serisinde neden sadece bir bakan günah keçisi ilan edilip görevden alındı? Ersin Tatar ve ortağı kabinede bir değişikliğe gitmekle suçun ve ya suçlar serisinin üstü örtüldü mü? Çamura çirkefe battınız tümünüz de, bu işi toptan istifanız bile temizlemez...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar