Celladına aşık olan bir toplum
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Celladına aşık olan bir toplum

29 Mart 2021 - 09:49

İnsanın kendisini zora sokan ve üzen koşulları kabullenmesi, savunması, sıkıntıya sokan koşulların nedenlerini görmemesi, ezilmesine rağmen ezenin yanında yer alması, hatta ezen kişiye karşı minnet duyması olarak da tanımlanabilir.

Stockholm Sendromu; rehinelerin, kendilerini esir alanların duygularını anlama durumuna gelmeleri ve daha sonrasında suçlulara yardımcı olmaya çalışmaları ve sonunda özdeşim kurmaları hali olarak tanımlanır.

Stockholm sendromu, tam olarak, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir. Kıbrıslıtürkler bu durumla 1974 yılının hemen sonrasında tanışır.

Kıbrıslıtürkler kendini kurtardığınız zannettiği Türkiye'nin uygulamaları tam da Stockholm Sendromu’na büyük benzerliği var. Kurtarıldığı söylenen kurban edilen, ezilen yok edilen durumunda olan bu toplum, kendilerini tehditle, şiddet yoluyla ve özgürlüklerini kısıtlamakla yoğun strese sokan kişilerin bakış açısını benimseyebilir.

Bu durumda artık kendi bakış açılarına göre bir “kurban ve ya ezilen” durumundan çıkmış ve düzenin nimetlerinden yararlanarak İşgalcisinin önüne serdiği yaşam biçiminden zevk almaya başlar.

Kıbrıslıtürklerin bir bölümü de içine düşürüldükleri bu durum karşısında bir anda kurtarıcı olduğunu her fırsatta söyleyen TC yönetimini meşru ve doğru olarak kabullenir, kendilerini ezen bu cani yaratık aslında yanlış anlaşılmış bir kişiye, hatta bir tür kahramana dönüşmüştür onların gözünde.

Adını Stockholm’deki Banka soygunundan aldı

İlk kez Psikiyatr Nils Bejerot tarafından tanımlanan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stockholm'de yaşanan bir olaydan alır.

23 Ağustos 1973 günü Stockholm'de yaşanan olayda, soyguncular bir bankayı soymak için basarlar ve bankada 4 banka görevlisini 6 gün boyunca 131 saat rehin tutarlar. Soyguncular, rehinelere iyi davranır aralarında iyi ilişkiler oluşur.

Polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini fark eden rehineler, soyguncuları uyarırlar.                                             Öyle ki rehineler olay sonrasında yakalanan rehineler aleyhine ifade vermekten kaçındıkları gibi, soyguncuların avukatlık ve savunma giderlerini karşılamak için aralarında para toplarlar.

Günün gazeteleri bu olay üzerine ' soyguncular bankadan para çalamadılar, ama bazı insanların kalbini çaldılar' diye manşet atar. Rehinelerden Stockholm Sendromu’na yakalanan bir görevli serbest kaldıktan sonra nişanlısını terk ederek, olay sırasında bankada ilgi duyduğu soyguncunun hapisten çıkmasını bekler ve onunla evlenir.

İkinci vaka: Patty Hearts olayı

Bu olaydan bir sene sonra ABD’de zengin bir ailenin kızı olan Patty Hearst, kendilerine Simbiyonez Özgürlük Ordusu diyen bir grup tarafından kaçırıldı. Grup üyeleri, kadını ışık geçirmez, ufak bir dolapta kilitli tuttu, kadını sürekli ölümle tehdit etti ve ona tecavüz etti. Sadece birkaç gün “ödül” adı altında dolabın kapısı biraz açık bırakılarak kadının hava almasına izin verildi.

Patty Hearst bu şekilde o dolapta iki ay boyunca yaşadı. Olayın üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra Patty Hearst, San Francisco’da elinde tüfekle bir bankayı soymaya çalışırken yakalandı. Eski rehine, Tania takma adını almış ve kendisini kaçıran örgütün silahlı bir militanı olmuştu.

Stockholm Sendromu’nun belirtileri nelerdir?

En büyük belirtilerinden birinin küçük bir iyilik için bile karşıdaki insana minnettar olmak olan Stockholm Sendromu’nda; şiddete maruz kaldığını reddetmek ve kötüye kullanımdaki öfkenin reddedilmesi de belirtiler arasındadır. Ezilen kişi, içinde bulunduğu durumdan dolayı kendisini suçlar.

Stockholm Sendromu’nun belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

- Küçük bir iyilik için bile çok yoğun şükran duyguları

- Şiddeti ve şiddet tehdidini reddetme

- Akılcılaştırma

- Kötüye kullanımı önleme gücüne sahip olduğu inancı

- Durum ve istismar için kendini suçlama eğilimi ihtiyaçları

- Küfürlü şiddet davranışını azaltmak için onu memnun etme çabaları

- Dünyayı istismarcı perspektifinden değerlendirme, kendi perspektifini kaybetme

- Kendini istismarcı perspektifinden değerlendirme

- İstismarcıyı iyi bir kişi olarak değerlendirme ya da onu bir mağdur olarak görme

- Hayatta kaldığı ve öldürülmediği için istismarcıya minnettarlık duygusu hissetmek

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar