Çok şükür dolar 10 TL oldu
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Çok şükür dolar 10 TL oldu

16 Kasım 2021 - 12:28

Yaşa Tayyip Erdoğan paşa yaşa

adın yazılacak mücevher taşa

Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir, bir “devletin” ideal yönetim biçiminin, ilgili halkın profiline en uygun olması gerektiğini anlatmaya çalışan hafiften totaliter bir söylemdir. Faşizan çağrışımlarına rağmen ardında sağlam bir mantık zemini bulunan bir önermedir de aslında.

Normal bir devlet yönetimi idealist olunacak bir konum değildir bir kere, kaynağını toplumundan, sine-i milletten almayan bir yönetim biçimi ise her zaman çuvallamaya mahkûmdur.  Olan, işte bu çuvallama safhasında durumu değiştirmeye çalışan gariban kullara olacaktır.

Seçmen zaten bir noktada iradesini tecelli ettirip, hak ettiği yönetim biçimini geçerli kılacaktır seçtik ve (milletin iradesi tecelli etmiştir).  Toplumsal dinamikler, siyasi partiler böyle söyler, söylemez mi?

Platon devlet adlı eserinde şöyle der:

"devlet yapıları, vatandaşların karakterlerinden değil de kayalıklardan ya da meşhur meşe ağaçlarından kaynaklanacak değildir herhalde, değil mi? vatandaşların karakterleri, ağırlıklarıyla ve önemleriyle başka şeyleri peşinden sürükler." bunu der ve daha önce ortaya koymuş olduğu, aristokrasi, sparta tipi devlet, oligarşi, demokrasi ve tiranlığı, yönettikleri insanların karakterlerine uygun olarak anlatır.

Devleti doğru okumuş herkesin "her millet layık olduğu şekilde yönetilir sözcüğünün anlamını “KKTC”de çok güzel ortaya koyuyor. Bununla birlikte, halkın layık olmadığı bir yönetim biçimi sinsice günlük yaşamın en ince detaylarına kadar nüfuz edecek ve yozlaşmış bir sosyal yaşantı ortaya çıkaracaktır. Sosyal normlar ve iletişim kuralları bu geçerli yönetim mantığı çerçevesinde filizlenecektir.

Bu da özünde bu normlara uymaktan büyük rahatsızlık duyan ancak toplumsal yaşam tarafından bu tip şablonlara uymaya yöneltilen bir sürü yabancılaşmış bireycik ortaya çıkaracaktır. sosyal ilişkiler yozlaşacak, tuhaf davranış bozuklukları gözlenecektir.

Lakin, elbette zayıf bir noktası vardır bu önermenin de. Bir milletin "hak ettiği" yönetim biçiminin nasıl tespit edileceği sorusu pek de kolay yanıtlanabilecek bir soru değildir. Nasıl anlaşılabilir ki bu? Anket mi yapılacaktır "nasıl bir yönetim isterdiniz, soslu soğanlı?" temalı? Ve eh, tabi bu soru yanıtlanmadan da yukarda ifade edilen mantıksal temeller hiçbir şey ifade etmeyecektir.

Yine de zihinde bulundurulması, kurcalanması keyifli bir düşüncedir.

***

Unutmayalım vakit çok geç olmakta….!

Kimi Beslediğimizi Bilelim…!

Yaşlı Kızıldereli reisi, kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşında ki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesinin önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar.

Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

-“Onlar” dedi, benim için iki simgedir evlat.”

-“Neyin simgesi” diye sordu çocuk.

-“İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.”

Çocuk, sözün burasında; ‘mücadele varsa, kazananı da olmalı’ diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

-“Peki dedi. “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?..”

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

-“Hangisi mi evlat?… Ben, hangisini daha iyi beslersem…!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar