Derler ki, hafızayı beşer nisyan ile maluldür
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Derler ki, hafızayı beşer nisyan ile maluldür

14 Mart 2021 - 11:29

Fakat, kimi söylenenleri toplayıp yeniden güncellemek ise nisyanı erteletebilir. Bende yazacağım bir mevzudan dolayı bir süreliğine de olsa nisyanı, yani unutmayı erteletmek istiyorum. Zira mühimdir.

Merhaba değerli dostlar, ülkemizin umuda hasret bırakılan tüm insanları düşmanınızı uzakta aramayınız.  Ülkemizde İngiliz valiliği döneminde dış güçler tarafından zoraki kurulan ve yaşatılmaması için her kötülüğe maruz bırakılan Kıbrıs cumhuriyeti dönemi dahil olmak üzere yüz yıllardır şöyle ya da böyle baskı ile şiddetle, katliamlarla iç içe yaşatıldı.

Kendi kurdukları Kıbrıs cumhuriyetini yıkmak için üç garantör adeta ada sakinlerine kan kusturdu. Adanın siyasal yapısını da yıkmak için elinden gelenin fazlasını sahneleyen garantör ülkeler de dahil, tüm dış güçler, iç karışıklık yaratarak halkları birbirine kırdırdılar.

Dünyanın bir çok ülkesinde katliamlar yapan ve bizim de başımıza bela edilen bu güçler ve maşaları yaptıkları tüm barbarlıklar sonucunda tezgahladıkları Temmuz 1974 olayları ve uygulamaya koydukları sonrasındaki ayrılıkçı gelişmeleri bize bununla yaşamayı öğrenin dercesine içimize işlettiler.

Bana göre yaşadığımız hiç bir acı ve hüzün tesadüf değildir ve kendi doğal koşulları ile gerçekleşmese de engellenemez değildir. Emperyalist güçlerin ve maşalarının bu topraklar üzerindeki  yüz yıllardır planlarının uygulayıcıları yani piyonları şahsi çıkarlarını, hırslarını, egolarını her şeyin üstünde tutarak bu toprakların insanlarına her türlü acıyı yaşatmaktan en ufak bir tereddüt duymadılar.

Bu geçmişte de böyleydi, bu gün de böyle devam ettiriliyor. Üzücü olan savaş karşıtı, emekçi halklardan yana olduğunu ortaya koyup adaya onurlu bir barış gelsin diye, adalet ve ezilenden yana mücadele veren ve bazı misyonerlerin eline geçerek tarihine ihanet edilen 1 parti yönetimleri de bu dönemlere katkı koymuş ve koymaya da devam etmiş olması hayal kırıklığı ve umutsuzluğun devamına hizmet etmektedir.

Bu ada yarısında 1974 sonrasında Ankara güdümlü sağ ve sol hükümet dönemlerinde siyasi yelpazenin değişmesi, yeni birilerinin başa gelmesi pek fazla bir şey değiştirmedi Kıbrıslıtürk toplumu için. Kapitalist sistemlerini beslemek adına bizimki gibi işgal edilmiş topraklarda adeta halklarla top gibi oynayan egemen güçler her seferinde yeni sebep, yol buldular karıştır-sömür idare et.

Adı bazen sol oldu, bazen sosyalist, bazen demokrat, bazen de emekçi halkın kitle partisi, ama onu ele geçiren güruh ve sonrasında uygulanan teslimiyetçi ve liberal politikaları ama en önemlisi Erdoğan gibi basiretsiz bir siyasi figürün hizmetine girmeleridir, bu toplumda hayal kırıklığı ve umutsuzluk yaratan.

Adanın bütününde ve sonrasında da işgal toprakları denilen adanın kuzeyinde yaşayan halklar arasında, bazen kültürel farklılık oldu bazen ırk, bazen de dinsel ayrılık, adı ne olursa olsun yapılanlar sonucunda zarar gören, katledilen, unutulmaz acılar yaşayan biz olduk, bizim insanımız oldu.

Aklından geçenleri yazdığı, düşüncelerini paylaştığı için haber yapan gazetecileri, yazarları, hakkını aradığı için işçiyi memuru, daha iyi şartlarda eğitim isteyen öğrencileri ve yaşadığı topraklarda barış ve özgürlük istedi diye keklik gibi avlamak, gözaltına almak için günlerce önceden hazırlık yapan TC kolluk güçleri, ve adaya taşınan nüfusunu kullanarak başımıza "MUSALLAT"edilen AKP belasının temsilcilerinin yaptıklarına ipe sapa gelmez açıklamalarla karşı çıkmayanlar da unutulmayacak.

Türkiye'de Adalet ve Yargının, polis, emniyetin ne kadar bağımsız ve hür idare edildiği artık herkesin bildiği bir ülkede kimin, kime ne kadar güvenebileceğinden bir haber yaşayan halkımızın elinden, yaşanan her açıdan sonra bir daha bunlar yaşanmasın demekten başka bir şey gelmiyor.

Dıştan dayatılan savaşlar nedeniyle öldürülen, sakat bırakılan binlerce insana acımayanların, her yaşanan acıdan sonra yapılan aynı kahramanlık konuşmaları ne ölenleri geri getirdi, ne acıları dindirebildi ne de bu adaya bir çözüm getirebildi.

Akdeniz de sabit bir uçak gemisi, bir askeri garnizon olarak kullanılan bu adada her şeyden habersiz, binlerce ailenin yüreğine ateş düşürüldü. Yabancı devlet görevlilerinin yaptıkları sinsi çalışmaları, konuşmaları, hatta gülüşmeleri nasıl bir kaosun içine atıldığımızı sorgulatandır bize.

Bir daha aynı acıları yaşamamak adına barışa, umuda, hep birlikte sahip çıkmalıyız. İnsanlığın her şeyden önde tutulduğu günler görmek umuduyla dostça kalın. Umudunuzu hiç yitirmeyiniz.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar