Devlet adamı değil, Dernek adamı bile olamazsınız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Devlet adamı değil, Dernek adamı bile olamazsınız

28 Haziran 2021 - 09:53

Kıbrıs'ın kuzeyini işgal ve egemenliği altında tutan Türkiye diktatörü Erdoğan bizim burada çok arayıp da bulamadığı işbirlikçi kuklalarından bazılarını son anda keşfederek kimisini büyük paralar harcayarak seçim yolu ile "KKTC KAYYUMU" kimisini de talimatla parti başkanı ve kuklası olarak görevlendirdi. Onları boğazına geçirdiği tasmaları ile şimdi istediği gibi kullanıyor.

Her oyun bir hata yüzünden kaybedildiği için başkaları tarafından kazanılır kuralını unutanlar sayesinde bu seçim kaybedildi. Sizin halktan kopuk uyguladığınız politikalarınıza eklenen kendi hatanız yüzünden. Ülkemizdeki seçim oyunu ise  dramatik bir şekilde sonuçlanmış, rakip çok kötü oynamasına rağmen muhalefet “kazanamamayı başarmıştır”!

***

TC diktatörü tarafından büyük paralar harcanarak seçim yolu ile atadığı "KKTC KAYYUMU" Ersin Tatar, Pelikancıların yandaşı olan, İpekyolu Kamu Diplomasisi ve Ekonomik  İşbirliği Teşkilatı ile Uluslararası Türksoy’la İpekyolu Dergisi tarafından İstanbul’da düzenlenen “17. Uluslararası İpekyolu Yılın Altın Adamları Ödül Töreni”nde “Yılın Devlet Adamı” ödülüne layık görülmüş.

Kendi kendini öve öve bir hal olan "KKTC KAYYUMU" Tatar, törene gönderdiği mesajında, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde devam eden yoğun diplomasi ve yurt dışı ziyaretleri nedeniyle ödül gecesine katılamadığı için üzüntülerini iletirken, "Yılın Devlet Adamı" olarak onurlandırılmasından duyduğu memnuniyeti belirtti ve başarılı çalışmaların devamını temenni etti.

***

Atanmış kukla, Ersan Saner vartayı kurtarmak ve koltuğu sağlama almak için Karpaz yollarında uğradığı köylerde yaptığı konuşmalarda muhalefete göndermede bulundu ve eleştirdi Saner “ ülkenin en zor günlerinde halka hizmetten, hükümete girmekten kaçanların, şimdilerde yollara düşüp hükümeti şikayet etmeye kalkışmalarının samimi bir davranış olmadığını” hatırlattı.

Topluma hizmet aşkı ile yanan atanmış kukla Ersan Saner diyor ki, “ halkımız için elini taşın altına koymayanların şimdi şov yaparak bize taş atmaya kalkışmaları boşunadır. Halkımız kendisi için proje üretenin, iş yapanın, ülkenin ileri gitmesi için Türkiye ile birlikte çalışanın Ulusal Birlik Partisi olduğunu     iyi bilir” dedi ve sallamaya devam etti. Tabi ki onu dinleyenler yediyse...

***

BİR ülkenin kendisine güveni ve gelecekle ilgili ufku, uluslararası ilişkilerdeki zamanlaması, müzakere sürecindeki psikolojik üstünlüğü ve inisiyatif gücü ile ölçülür. Gelecekle ilgili ufuk derinliğine sahip ülkelerin siyasi öncüleri belirlenmiş gündemlerin esiri değildir. Aksine gündem onların elinde şekillenir ve bu şekil alış o ülkeyi üçüncü ülkelerin ilişkilerinde bile etkin bir unsur haline getirir.

Siyasetini konjonktürel dalgalanmaların akışına bırakan ve zamanlama iradesini kaybetmiş ülkeler ise, başkaları tarafından belirlenmiş gündemlere gösterilen anlık tepkilerin oluşturduğu karmaşık ve çelişik bir tablonun esiri olurlar.  Bu tür ülkelerin siyasi elitinin, ne çıkış noktalan ile ilgili bir birikimleri, ne de varış noktaları ile ilgili bir ufukları vardır. Atak ve belirleyici değil, savunmacı ve tepkicidirler. "Çözüm için ben varım" ataklığına değil, "bunalımlarda ben yoktum" savunmasına ayarlı bir psikoloji içinde davranırlar.

***

Kritik dönemlerde ön plana çıkıp belirleyici olmaktan çok farkedilmemeye ve inisiyatif kullanmamaya şartlanmışlardır. Ülkelerini dünya gündeminde etkin bir konumda tutmak yeni mesuliyetler getireceği için, edilgen olmayı daha emin ve risksiz bir siyaset olarak görürler. Gündemler belirlendikten sonra sahneye çıkarak müzakere masasının bir ucuna ilişmeye çalışırlar. Sürecin başında önde görünmekten kaçınırlar, ama bir kere de trenin kaçmakta olduğu vehmine kapılırlarsa o telaşla yerli yersiz her türlü kontrolsüz ilişkiye girmeye çabalarlar.

Ne olayların merkezinde olmanın güven hissine, ne de seyirci olmanın rahatlığına sahiptirler. Olaylarda merkez konumuna doğru kaydıklarında mesuliyetten kaçma yollarım ararken, devre dışı kaldıklarını hissettiklerinde merkeze bir nebze olsun yaklaşabilmek için bütün değer ve önceliklerinden fedakarlık etmeye hazır, kaypak bir psikolojiye bürünürler.

Avrupa Zirvesi gibi forumlarda masaya bile oturtulmayan ve Türkiye'nin piyonlarıın kavgası olan oyununda sırtının sıvazlanmasını da onur kinci bir hakaret olsa da bu durumdan utanç duymuyorlar. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar