Dik duruşun bedeli vardır
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Dik duruşun bedeli vardır

01 Temmuz 2018 - 10:35

Ezilen, sömürülen, üç kuruş ekmek parası uğruna buralarda hayatını kaybeden ve kandırılarak kendilerini ezen, sömüren ve hakaretlerin en alasını işiten onlara inanan geniş kitlelerle de birlikte yaşamanın yollarını düşünmeli, yeni bir siyaset dilini oluşturmak için onlarla da diyalog kurulmalıdır Aklıselim dersi veren bir yazı yazacak değilim. Dilimizde aklıselim, muktedirler tarafından itidal kelimesi gibi, insanları statükoya zincirlemek, onları daha kötü günlerle tehdit etmek amacıyla kullanılır.

Hemen sadede geleceğim.

Dik durmanın ne demek olduğunu öğrenmek için bizim siyasetçilerimize bakmanız yeterlidir.  Bir de Türkiye'de hapishanelerde tutulan gazetecilere, parti başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına, işinden atılan öğretim üyeleri ve akademisyenlere bakmak gerekiyor.

Uykusuz bir geçen gecelerden birinde benim hanımın izlediği, reyting şampiyonu ‘Survivor’ yarışmasının bölüm sonuna rastladım. Anlaşılan birkaç erkek arasında erk sürtüşmeleri alıp yürümüştü. Birer birer çıkıp önce birbirlerine olan öfkelerini kusuyor sonra kendi hayatlarından, şahsiyetlerinden dem vuruyorlardı.

Birbirlerinde  tahammül edemeyip küçümsedikleri; kaypaklık, onun bunun suyuna gitme, dedikoduyla insanların arasını bozma ve benzeri delikanlıya yakışmayan özelliklerdi.

Sıra kendilerini seyirciye sunmaya gelince, önce derin yoksulluk ve bin bir çileyle geçen çocukluk-ilkgençliklerini, (Bu arada durmadan el yükselterek elbette. Biri 13’ünde çalışmaya başladıysa diğeri 7’sinde) sonra hep ama hep, dik ama DİMDİK durarak, kimsenin önünde eğilip bükülmeyip, tabii kimseden korkmayarak bu noktaya geldiklerini anlatıyorlardı. Ben kim olduklarını kavrayamadığım için kat ettikleri mesafeyi de hesaplayamadım, ama büyük ihtimalle seyircinin bir kısmının gönlünü fethetmişlerdir.

Dik durma, dimdik durma merakı, bildiğiniz gibi, erkeklerin hayatını zehreden takıntılardan biridir.                  Bu kadar popüler olup popüler düstur çağrısı olarak hayatımızı işgal etmesi, Erdoğan’la başlamıştır. Dolayısıyla 20 yıl öncesinin furyası “Yıkılmadım Ayaktayım” savsözünün aksine, siyasi söylemden popülere geçmiştir. Yıkılmayıp ayakta kalabilmişteki gözyaşını yeni silmişlik halinden uzak, özgüveni sağlam bir duruşu işaret ediyor. 

Survivor delikanlılarının özgeçmiş anlatılarında kendine bir yer buluyor ama fethetmiş olduğu bütün alanlara diktiği bayraklar gibi dimdik dikilmiyor rakiplerinin önünde.  Güneydoğu illerinde  Kürt kentlerini bombalayıp içine girdiği evlerin kalan aynaları önünde dimdik duran, öldürdüklerinin cesetlerine basıp dimdik pozlar veren nice kahraman resimler ile karşılaştık.

DİMDİK. Kafiri helak ettiler. Zaferlerinden bir anı kalmasın mı?

Hiç kuşkusuz mikrofon tutulsa, ağızlarından benzer sözler dökülecek. Dimdik adamlara olan hayranlıklarından bahsedip, kendilerinin de Allah’tan başka kimseden korkmayan dik yiğitler olduğunu savuracaklar. Çünkü onlar dik durmaktan, dik dik konuşmayı, dik başlı olup insanlığı, yasayı, vicdanı, merhameti hiçe saymayı, en önemlisi, hayatın gençlerin, kadınların haklarını özgürlüklerin önüne dikilip onlara geçit vermemeyi anlıyor.

Öte yandan dik durduğu iddiasını her gün defalarca yüzümüze haykırıp yüz kızartıcı manevralarla tükürdüğünü yalayanların iktidarında ikbal kapılarını tokça çalmasa da tıklatır bu çağrı. Dik durmanın ne demek olduğunu öğrenmek için hapishanelerde sorgusuz sualsiz tutulan gazetecilere, parti başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına bakmak gerekiyor dedik ve bizim buralarda yalakalık sıralamasında yarışanları seyrediyorum, açınacak halleri var gerçekten.

Dik durmak ilkelerinden vazgeçmemek, bir siyasetçi için özellikle temsil ettiklerini mahcup etmemektir. Dik durmak dürüstlüktür, özgürlükçü olmaktır. Herkesin eğilmeden, eğilmek zorunda kalmadan yaşayabileceği bir dünya için ayakta, tetikte durmaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar