DÜNYA, ORTADOĞU ve KIBRIS
Kazım Denizci

Kazım Denizci

DÜNYA, ORTADOĞU ve KIBRIS

07 Aralık 2019 - 08:10

Yurdumuz Kıbrıs, üç kıtayı birleştiren ve ‘Doğu’ ile ‘Batı’nın bittiği/başladığı yerde, binlerce yıllık ilk uygarlıkların beşiği Ortadoğu’da küçük, ama bu coğrafi konumundan dolayı stratejik önemi büyük bir Ada’dır. Bu stratejik konumu nedeniyle hem Antik çağda hem de Modern çağda dünyayı yönlendiren iktisadi-siyasi-sosyal gelişmelerin odağında yer alarak büyük güçlerin hedefi olmuştur.
Kapitalist sömürgeciliğin dünyayı istila etmeye başlamasıyla önemi artan Ada’mız, 1500’lerden beri emperyal ve sömürgeci güçlerin hedefi olmuştur. Hindistan ve Afrika’nın istila edilmeye başlanmasıyla, özellikle 1859’da Süveyiş Kanalı’nın açılmasıyla Doğu-Batı ticaret yollarıyla birlikte, Kıbrıs’ın da önemi artmıştır. 1800’lü yılların sonuna doğru, tam da kapitalizm emperyalizme evrilirken, en büyük sömürgeci güç olan İngiltere, 1878’de Ada’mızı “Topraklarında Güneş Batmayan İmparatorluk”una kattı.
Sanayi devriminden sonra, özellikle 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılda petrolün temel enerji kaynağı olmasıyla birlikte Kıbrıs kapitalist-emperyalist güçlerin Ortadoğu’yu ve “Arap Dünyasını” ele geçirip denetimi altında tutma aracı olmuştur. Sömürgeciliğin ve Yeni-Sömürgeciliğin olumsuzluklarını yaşamış olan Kıbrıs, sosyal acıları o gün bugündür yaşamaya devam etmektedir.
Girdiği her yerde, hükmünü sürdürebilmek için etnik ve bölgesel çelişkileri deşip kanatarak Böl-Yönet politikası uygulayan Emperyalist İngiliz İmparatorluğu ve, 1945’ten sonra dünya hegemonyasını devralan ABD emperyalizmi bölgede çıkarlarını korumak için bugün irili ufaklı 8 uçak alanı ile tam bir “Batmayan Uçak Gemisi”ne dönüştürülen Kıbrıs’tan yararlanmaya devam edebilmek için Ada insanlarını birbirine düşürmüştür. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Ada önce, “Kıbrıs’ın Toprağı” ve 99 mil karelik “Hükümran Üsler” diye bölündü. 1964’te de “Yeşil Hat”larla bölünerek, bu kez de toplumlar birbirlerinden ayrıldı.
Her on yılda bir çatıştırılan, Kıbrıs’ın ana nüfusunu oluşturan iki Toplum, 15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yaptığı darbe ve arkasından gelen Türkiye askeri müdahalesi ile yaşanan sıcak savaş yurdumuzun coğrafi bölünmüşlüğünü adeta perçinlerken Toplumlararası bölünmüşlüğü daha da derinleştirdi. Bu gelişmeler, Kibrıs’ın yeniden Ortak Vatan yapılma çabalarını zorlaştırırken şoven gerici güçlerin adanın bölünmüşlüğünü kalıcılaştırmak için yeni komplolar tezgahlamalarına olanak ve cesaret vermektedir.
Yunan darbesi ve Türkiye askeri müdahalesine doğrudan ve dolayalı müdahil olan ABD’nin Kıbrıs ve bölgemiz üzerindeki hesap ve oyunları bugün de yoğunlaşarak sürmektedir. Kapitalist toplumların temel çelişkisi olan Emek – Sermaye çelişkisi 1917 Ekim Devrimi’yle bir üst aşamaya, Kapitalizm – Sosyalizm çelişkisine yükselmesiyle Kapitalizm-Sosyalizm çelişkilerinin yarattığı nüfuz bölgelerinin kesişme noktasında bulunduğu için Adamız emperyalist güçlerin entrikaları ile bölünmüştür.
Aralık 1963’te başlayıp 1974’e kadar fasılalarla süren Toplumlararası çatışmalar ve 1974 Temmuzundaki Yunan darbesi ve Türk askeri müdahalesiyle oluşan ve 39 yıldır devam eden mevcut durum (statüko):
— Adayı ikiye bölmüştür,
— Ada, silah deposuna ve askeri kampa çevrilmiştir,
— Her iki Toplumdan binlerce can kaybına neden olmuştur,
— Binden fazla kayıp insanın akıbeti henüz bilinmemektedir,
— Yüzbinlerce Kıbrıslı evinden-yerinden göç ettirilmiştir,
— Toplumlar ve insanlar arasında güvensizlik derin boyutlara ulaşmıştır,
— Kuzeyde işsizlik, Güneyde korku Toplumları kemirmeye başlamıştır,
— Türk Toplumunda, işsizlik ve göç en büyük toplumsal yara haline gelişmiştir,
— Yine, Türk Toplumunda Kıbrıs Lirası yerine Türk Lirasının ikame edilmesiyle girilen enflasyonist ekonomi politikalarıyla hayat pahalılığı dayanılmaz hale gelmiştir,
— Kuzey Kıbrıs Türkiye’ye, Güney Kıbrıs Yunanistan’a daha bağımlı hale getirilmiştir,
— Özellikle Türk Toplumunda egemenlik tamamen Türkiye’nin kontrolüne geçmiştir,
— Bu şartları yaratan statüko, Ateşkes Hali sürüyor denerek halen devam ettirilmektedir…
Bu şartlarda, iki Toplum ve tek tek insanlar arasındaki güveni yeniden kurmak, ancak iki Toplumun yakınlaşmasıyla mümkün olabilir. Bu nedenle, toplumlararası temas ve ilişkiler süratle artırılmalı; barışa giden yolun taşları dış güçlere bırakılmamalı, Kıbrıslılar tarafından döşenmelidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar