El Sen eylemleri ve koronavirüs
Kazım Denizci

Kazım Denizci

El Sen eylemleri ve koronavirüs

24 Eylül 2020 - 07:28

Erdoğan hükümetinin yapılan protokollerle Kıb-Tek’in özelleştirilmesini empoze ettiği sokakta yaşayan evsizler bile bilir ama ülkede yaşadığını iddia eden kukla siyasiler bilmez “Bu bağlamda elektrikte hedef, halkımıza empoze edilen özelleştirmeye şiddetle karşı çıkılmalıdır.

Bu ucube ada yarısında göstermelik saydığımız seçimler neticesinde ortaya çıkan irade, yani seçilmiş temsilcilerin yönetmesine müsaade edilmediği bir kamu yönetiminin oluşturulması en doğru yöntem olacağını söyleyen siyasiler buna izin vermiyor.

Örneğin Kıb-Tek’in yönetimi siyasilerin çiftliği gibi değil en azında Kamu Hizmeti Komüsyonu gibi hareket edebilmeli, olmalıdır. Daha açık söylemek gerekirse her seçim öncesinde siyasiler tarafından söz verildiği gibi Kıb-Tek özerkleştirilmelidir.

Aksi halde EL-SEN Başkanı Kubilay Özkıraç tarafından İçişleri bakanlığı önünde yapılan eylemde dediği gibi olacak. Özkıraç, direnişin başladığını belirterek, eylem boyunca polis ile karşı karşıya gelmeyecek istemediklerini kaydetti ve "Direne direne kazanacağız" dedi.

Özkıraç, karanlıklara karşı ve aydınlık günlere kavuşmak için direneceklerini ifade ederek, enerjide yatırıma ihtiyaç olduğunu, geçmiş hükümet döneminde alınan yatırım kararının hayat bulmasını ısrarla beklediklerini söyledi.

Özkıraç, kurumun 1 milyar TL civarında olan tahsili yapılamayan alacağına karşılık olarak 300 milyon TL borç bulunduğunu ancak hükümet, bakanlıklar kamu kurum kuruluşları yandaş patronlar ve bazı belediyeler borçlarını ödemiyorsa Kıb- Tek batırılacak demektir.

Daha başka ne söylensin? Tabii ki söyleneni anlayan varsa ona göre tutum belirleyecek aksi halde bu ülke yarısı Ankara Erdoğan diktatörlüğüne karşı meydanları dolduracak. Kaos, gargaşalık yaşanacak.

UBP-HP hükümeti bütün toplum kesimlerini mağdur ediyor. B toplum 11 Ekim günü sandığa gittiğinde bir değil birkaç kuş vurmuş olacak. Toplumun doğru kararı vermeye niyeti varsa önünde hiçbir güç duramaz.

Artık her Allahın günü ilk iş olarak halka yalan söyleyen bu hükümet de ona sessiz kalarak fırsat tanıyan dönek siyaset güden, emek düşmanı ve halktan yana olmayan politikacıları bu toplum cezalandırabileceğini her zaman gösterdi.

Kıbrıslıtürkler unutkandır, balık hafızalıdır derler. Doğrudur yalnızca unutkan değil işine geldiği zaman çıkarcı ve menfaatçi bir yapısı da vardır ayni zamanda, Her şeyi sıralayabiliriz bu yazıya, ama damarına sakın basmayınız, memleketi başınıza geçirir.

Yaşadığımız bu 46 yıllık işgal düzeni içindeki süreç bize barışı, demokrasiyi, adaleti, hakkı ve emeği savunduğunu iddia edenlerin yalnızca kendi menfaatlerini düşündüklerini ve siyaseti de bunun için yaptıklarını gösterdi.

En keskin solcu geçinenler dahi bu uğurda Ankara talimatlarını rejim yanlısı partilerden daha güzel ve eksiksiz uyguladıklarını kanıtladı. İşte 11 Ekim Pazar günü yapılması beklenen seçimde hem hükümet adaylarına hem de muhalefet yapamayan adayanlara da oy değil ders versin. Verir mi ? Göreceğiz.

***

Kapıları , 1 Temmuz'da karantinasız girişlere açmanın vebali o kadar ağır ki, bu noktadan sonra seni ne Tayyip Erdoğan ne arkanda duran sermaye çevreleri ne tarikatlar kurtarabilir, ne de şeyhler!

Hesapta sen ekonomiden anlayan, hesap kitap bilen bir adam olarak kendini pazarlıyorsun. Ama hiç biri değilmişsin, ortaya çıkan gerçek şu ki sen ne Maliyet analizi yapabilirsin ne de hesap kitap.

Kuşatma altında tutulan bu ada yarısında nefes almamıza yarayan bir kaç kapımız vardı bu salgında hastalık yayılmasın diye tepkiler çoğalınca açmak zorunda kaldın. Peki, açmakla ne kazandık , ne  kaybettik hesapladın mı?

Senin ve sana akıl veren hocalarının iddianız neydi? Turizm sektörünü dediğiniz kumarhane otellerini kurtarmak için kapıları açmak ve ekonominin çarklarını döndürmek zorundayız, sonsuza kadar kapalı kalamayız, diyordunuz.

Sizin dışınızdakiler, Tıp camiası, aklı başında insanımız ne diyordu ki sen ille de açacağım diye feveran ediyordun ve kapıları açtın hem de karantinasız açmayın diyenlere inat karantinasız açarak salgını bu ülkeye getirdin.

1 Temmuzda bütün uyarılara, ikazlara rağmen, ben açarım bulaşan bulaşsın diyerek hiç kimseyi dinlemeyerek kapıları sonuna kadar karantinasız açtınız ortağınla birlikte. O güne kadar, tek bir Coronamız yokken şimdi 600 civarında Coronamız oldu.

Üstelik iç salgın başladı, talep daraldı, ekonominin çarkları tamamen durma noktasına geldi.  Turizm sektörü dediğiniz gazino ve otellerin ise tabutuna çivi çaktınız. Temmuz ayında ülkeye resmi verilere göre 10 bin 820 turist geldi. Doluluk oranı yüzde 4 civarında kaldı...  S

onraki ay olan Ağustos'da gelen turist sayısı 17 bin 765 ...Doluluk yüzde 9 civarında ...  Bu doluluk oranları ile bütün oteller zarar etti. Kimisi de kapısına kilit vurdu.

Sözde devletin sadece PCR testlerine ödediği para 12-13 milyon TL...  Yandaş Karantina otellerine ödenen para ayrıca cabası. Coronaya yakalananların tedavi paraları da hesapta yok. Bir de şu var: Karantina süresini de neden 14 günden 7 güne düşürdünüz? Yukarıdan aşağıya yazılanların altına bir çizgi çekip toptan hesabını sorun. Sormazsanız başınıza geleni çekiniz...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar