Eli nasırlı işçiler iradenizi satmayınız!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Eli nasırlı işçiler iradenizi satmayınız!

19 Ocak 2022 - 10:53

Unutulmamalıdır ki, her millet, toplum, halk her ne ise, sonuçta insandır ve layık olduğu şekilde yönetilir. Doğru seçim yaparsa, doğru yöneticiler seçer, tabii ki bu kural da "KKTC"de geçersizdir. İnsanlar çıkar ve menfaat için bedenlerini sattığı gibi iradelerini de satarlar.

Winston Churchill kendine has esprisiyle, "Demokrasi, hükümet şeklinin en kötüsüdür, ama insanlık henüz daha iyisini bulamamıştır" demiş, ayrıca diktatörlerle ilgili şu haklı görüşleri de sarf etmiştir:

"Diktatörler koşturmalarını kaplanların sırtında yaparlar, inmeye de cesaretleri yoktur, ayrıca kaplanlar da gittikçe acıkmaktadır. Bu diktatörleri tahtlarında askerlerinin süngüleri, polislerin copları ile görürsünüz.

Kendilerini dünyaya güvenç ve övünç ile gösterirken içleri korkuyla doludur. Onlar vatandaşlarının söz ve düşüncelerinden korkmaktadırlar. En ufak bir harekette kaçacak delik ararlar."

Yine Churchill’e göre, "Diktatör, acil durum canavar çocuğudur, tek bir adamın yaptığı fetişist bir ibadettir".

Demokrasi; kaynak olarak halk iradesine dayanan, amaç olarak toplumun iyiliğini hedefleyen, yönetim olarak ise demokratik diye adlandırılan birtakım usullerle çalışan bir siyasal yönetim tarzıdır.

Ama bu ada yarısında TC tarafından kurdurulan bu sahte devlet"KKTC"de demokrasinin doğmadan katledildiğini bilmezlermiş gibi harıl harıl seçimde yarışıyorlar. Yarışınız bakalım kim daha çok çıkar menfaat dağıtarak, sahtekarlıkla oy toplamayı seçiyorlar.

***

Eli nasırlı işçiler iradenizi satmayınız!

Böyle düzene ayak uyduran, böyle kuklaların eteğine yapışmış, böyle kıvıran siyasilere yalakalık yapan işçi varsa eğer olanlar işçinin emekçinin yüzkarasıdır...

Oysa bilmeleri gerekir ki, onuru ile yaşayan işçiler herkesten güçlüdür. Yaşadığınız bu ada yarısında tüm bu düzeninin yaratıcısı ve ayakta tutanıdır işçiler...

İşçiyi içinden alıp çıkarttığınız zaman yaşam çöker başımıza. Ne var ki kapitalizm, işçiye hak ettiği onuru, saygınlığı, gücü, avantajı, etkinliği, söz hakkını vermez.

Böylece onları eze eze sömürme olanağına kavuşur. Sermaye ve iktidarlar, en kolayı bunu sendikalar ve kimliksiz sendikacılar aracılığı ile yaparlar.

Bir bakarsınız ki sendikacı diye geçinenler işçinin emeğini satıvermişler...

Kendileri ve aileleri zenginleşirler. Çalışmayan asalak çocukları dahi zenginleşir. Lüks ve şatafat içinde yaşarlar. Ama işçi? Siz hiç çalışarak değil zenginleşen, insan gibi yaşayan işçi gördünüz mü?..

Dahası işçiler bu ithal rejimin de bekçisi, teminatıdır. Çünkü kolay kandırılıp kullanılıyorlar. Ankara’nın istediği şekilde yerleştirilen bu sözde demokrasinin, hukukunun, da bekçisi oldular...

İyi işçiler kullanılarak bu ada yarısının başına çorap örülürken... Dinciler, faşistler devrimleri söküp atarken... Kıt kanaat kazanımlar yok edilirken... Bu ülke Arabistan’a dönerken... Yobaz toplumu ortaçağa sürüklerken... Kendi hakkını bile alamayan işçinin ne yararı olabilir ülkemize...

Sonuçta satılmış kıvıran sendikacılar önde...

Devşirme işçilerin desteklediği bu düzende her gün zam diye şikayet etmek yersizdir.  Benim savunduğum işçiler önce kendi haklarını sonra da yaşadıkları ülkedeki işçi ve emekçi haklarını savunmaları gerekiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar