Şaşırmaya alışacağız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Şaşırmaya alışacağız

20 Aralık 2020 - 04:56

Bu acımasız, kapitalist dünyada ve pek tabi ki bizim de yaşadığımız bu yarım vatanda paranın insana mutluluk getirdiği düşünülür. Bana göre bu da doğru değil. Temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra, daha fazla para daha fazla mutluluk getirmiyor.

Çünkü paranın aldığı materyal şeylerin hepsine insan alışıyor. Bir araba aldınız, alışmanız iki ay sürer ve sonra da yeni bir arabaya  koşar adım giderek sahip olur ve havasını atmaya başlar.

Parası olan ve nereye harcayacağını bilemeyen zengin süper lüks havuzlu villa sahibidir, villasının kocaman bahçesi envai çeşit meyve sebze ve onları yetiştiren bahçıvanı, garajında son model birkaç araba vardır, evinde çalışan hizmetçisi, şoförü vardır, ama mutlu değil.

Dünya kötülerinin dünyamıza fışkırttığı bu acımasız koronavirüs salgını, kalıcı olmayacak ve bir gün alıp başını geldiği gibi gidecek, biter. Ancak, düzenin eski halini alması daha epey bir zaman gerekecek, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Böylesi süreçlerde “ödeme namusu” kriteri senet sepetle dahi olsa berhava olur, havaya uçar.  Günlük olarak zar zor kazanmaya çalıştığı gelirle yaşayan insanlar, hele hizmet sektöründe ve küçük çapta üretim alanlarında daha şimdiden yaşanmaya başlanan işsizliğe uzun süre tahammül edemeyecektir.

​Bu ada yarısında halk için para yok ama kendileri için bol miktarda var ya buna rağmen ipin ucunu kaçırdılar, çok büyük sorunlar yaşanacak, gargaşalık da kaçınılmaz  olacak ve “Kaos” düşük olmayan bir ihtimal olarak duruyor karşımızda..

​Anlaşılan Patronlar kulübü, iş ve ekonomi dünya için bol kazançlı geçen 2020 yılı için ah vah edip ağladılar, vergi listelerine bakıyoruz gülünç vergileri ile karşımıza çıkıyorlar. Daha şimdiden 2021’de “kayıp yıl” olacak açıklamaları ile nerede ise para dilenmeye çıkacaklar.

​Sevgili ülkemiz, zavallı fakir fukara cumhuriyetimiz, ekonomik dengelerimizin zayıf olduğu bir dönemde bu krizle boğuşmak durumunda kalıyor ve para para diye ağlamaklı ağlamaklı anasına yalvarıyor, garibim ne bilsin anası daha da muhtaç hallere düşürüldü.

​Herkes bu zengin ve doğal kaynaklara sahip olan devletten bir şeyler umuyor, bekliyor haklı olarak, verdiği oyun karşılığını istiyor. Ama o devletin imkanlarının sınırlarında olduğunu fark etme durumunda değil.

​Dünya bu salgından mutlaka ders çıkaracaktır.

​Vahşi ve tüketimi kamçılayan aşırı üretim hem insanlığı hem de çevreyi tehdit eder hale gelmişti. Sosyal devlet, sosyal ekonomi ve benzeri kavramlarla bezenmiş bir yeni düzen kaçınılmazdır. Esasında bu salgının bu denli önemsenmesi bir ayıbı da gözler önüne seriyor.

​Yeryüzünde her gün “açlıktan” “kanserden” “trafik kazalarından” bunların her birinden ölen insan sayısı koronavirüsten kat be kat fazla olmasına rağmen hiç kimsenin omurunda olmuyor. Hatta dikkat eder misiniz, hiçbiri bu denli gündem oluşturamıyor.

​Zira onlar ekonomiyi doğrudan etkilemiyor, işleyişi bozmuyor ve materyal refaha yönelik tehdit doğurmuyor. Ayrıca virüs “eşitlikçi”(!) tutumuyla diğerlerinden farklı olarak “zengin-fakir” ayrımı gütmüyor. Bu denli önemseniyor olması, bu anlamıyla egemen dünyanın kirli ve egoist yüzünü de deşifre ediyor. Neyse her “şer”den “hayır” doğar demişler.

​Virüs umarız, yanlış giden dünyaya bir uyarıdır ve bir şeylerin değişmesine vesile olur...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar