Emekçinin gücünün ne olduğunu gösterelim?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Emekçinin gücünün ne olduğunu gösterelim?

11 Ekim 2021 - 10:12

Ada yarısında Ersan Saner “KUKLA BAŞBAKAN” atandıktan sonra yaşananları bir sinema şeridi gibi gözünüzün önünden geçirin, bakın bu bakanlar kurulunun halka rağmen, halka karşı nasıl kararlar aldıklarını görürsünüz. Bu takımın yaptığı tüm uygulamalar topluma ihanettir ve zararlıdır.

Bunların tümü de işbirlikçilik ve kuklacılık yapıyorlar. İşbirlikçi ne demektir? Bir alandaki çalışmada başkalarıyla işbirliği yapan, ortaklaşa iş yapan, Kötü bir amaç, bir çıkar uğruna başkası ile ilişki kuran kimse. Yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.

Almanya’nın Fransa’yı işgali sırasında başlı başına bir kavram olmuş (collaborateur) sıfat.                                  Üyesi olduğu gruba/örgüte/topluluğa çaktırmadan, karşıt güçle anlasan, kendi grubunu/arkadaşlarını ispiyonlayan kişi. Ama, herkes bilir ki, işbirlikçiler sonunda hep hezimete uğrarlar.

Ortalıkta sahipsiz kimsesiz kalmış, önüne gelenin itip kaktığı bir köpeği bile kurtarın, sahiplenin, bir yuva ve karnını doyuracağı mama bir de su verin, bütün sadakatiyle size bağlanır, minnet duyar.

Peki, köpek köpekken, kurtarıcısına, sadakat gösterir de şu akıldan mantıktan, insaftan vicdandan, yoksun olan yerli yaratıklar, başkasına hizmet edecek diye neden kendi toplumuna bu kadar kin duyar, ihanet eder.

Topluma rağmen; Erdoğan sömürge yönetiminden alınan talimatlar sonucu, işçiyi aç, yoksul, işsiz, evsiz, doktorsuz, okulsuz bırakıyorlar. Açık ve gizli zamlar yapılıyor her gün. Her geçen gün sırtımızdaki kambur giderek büyüyor. Toplum olarak sıkıntılarımız giderek artıyor…

Peki, biraz düşünüp soralım kendi kendimize acaba yaşadığımız bunca sıkıntılara, olumsuzluklara rağmen, gerçek düşmanın kim olduğunu ne kadar görebiliyoruz?  Kahvelerde, sokaklarda, evlerimizde, işyerimizde tartıştığımız konuların başında, açlığımızın, yoksulluğumuzun, işsizliğin, evsizliğin, bunca çekmiş olduğumuz tüm ekonomik, siyasi sıkıntılarımızın kaynağı kimlerdir?

Bizler alıştırılmışız artık… Birkaç parça gıda vs ihtiyaçlarımız için günübirlik harcamalarımız için kredi kartı ile yaptığımız alış verişlerle kendi geleceğimizi karatırız, adına da kader deriz. Yani kendi kaderimizi, kendi ellerimizle belirleriz…

Bizle, yani toplum içindeki işçiler, ezilenler, dar gelirli asgari ücret mahkumları olarak hep mağdur ediliriz, çileler çekeriz ama sandığa da gidince seçtiklerimizin lük içinde yaşamalarını sağlarız.  Onlar da bizim sırtımızdan saltanat sürüyorlar, kısaca malı götürüyorlar, biz de sadece baka kalıyoruz.

Bizi, sizi yönetenlerin ailelerinin, çocuklarının yaşı 18 olmadan, uluslararası iş yapacak şirketler kurup sefalarını sürdürebilirler.  Ekonomik krizler içinde, üretimin artık durma noktasına geldiği, mutfaktaki yangının bacayı sardığı, işsizliğin rekorlar kırdığı bir dönemde; çalışma hayatında hayati ve çözüm bekleyen birçok sorun da kapıda bekletilmektedir.

Kasıtlı olarak yaratılan bu sorunlar yaşanan ekonomik kriz nedeniyle ertelenemeyeceği gibi, bizim görüşümüze göre krizin aşılabilmesinin yegâne yolu da öncelikle emekçilerin sorunlarına çözüm bulunmasıdır. Zira yaşanan bu krizlerin sorumlusu emekçiler olmadığı gibi; aksine üretime dayanmayan, bir avuç azınlığa refah yaratan rant politikalarıdır.

Unutmayınız, bu memleket bizim...  Doğasıyla, taşıyla ranta dönüştürülen toprağıyla ağacıyla insanıyla biz bu ülkenin iyi olmasını ister, bunun için çalışırız. Ancak bizler bir yandan da isteriz ki sofrada biri tıka basa doyarken, öbürü de sizin sayenizde aç kalkmasın.

İşte bu noktada diyoruz ki, çözüm bekleyen sorunların hepsi ancak ve ancak yüzünüzü emekçiye dönerek çözülebilir! Emeğin gücünün işin içinde olmadığı, emekçinin göz ardı edildiği hiçbir çözüm gerçekçi değildir, uzun vadeli değildir. Bu ülkeyi birlikte geleceğe taşıyalım, evet hep birlikte sırtlanalım bu yükü ama refahı, zenginliği, huzuru, güveni, mutluluğu da birlikte paylaşalım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar