En başta, en önde Erdoğan oradaydı
Kazım Denizci

Kazım Denizci

En başta, en önde Erdoğan oradaydı

23 Ocak 2021 - 08:31

Diktatörlük ve emrindekiler ellerinde tuttukları devlet olanaklarını kendi siyasi yaşamlarını ve soydukları TC devletinden kazanımlarını garanti altına almak, sultanlıklarını, şatafat içindeki yaşamlarını sürdürmenin tek yolu sürü toplunu kandırmaktan geçer...

Evet kendisi kandırtılmayı öğrendi ya kandırmayı da öğrendi, ayrılamayacak kadar da çok seviyor artık seviyor, kandırma şampiyonası düzenlense kimse eline su dökemez, şampiyonluğunu ilan eder. Sürüyü huzura çağırıyor ve hemen orada takar fişi bitirir işi, adam kandırıyor...

Her soygunculuk, yalan dolan ve sahtekârlık onlar için en üst basamaktır. Ne demişler? Her düşmanlık yeni ahbaplar, yandaşlar biriktiriyor. Gösterilen her hedef bir adımdır. Yürüyor bıkmadan. Gözünün gördüğü gönlünün her yerinden geçiyor. Mesut, bahtiyar olmuş yaptıklarından, hayran kalmış kendine...

Siyasi yaşamında yaptığı konuşmaların çoğu Youtube amcanı hafızasında kayıtlıdır o her zaman hatırlatır. Dün söylediğini bugün inkâr etmede de müthiş derecede ustadır.  Sıkıştığı zaman da Allah affetsin kandırıldım diyor ve sürü ona yine inanır, avuçları patlayıncaya kadar da alkışlıyorlar...

Adamda utanma sıkılma yok ya, ben yalan söylemekte çok büyük ustayım dedikçe büyüdüler çoğaldılar ve öyle büyüğüm ki ustalardan öğrendiklerimi onlara satmada bile ustayım aşısı yapıyor yurttaşa pandemi aşısı yerine. Ne gezer bunlarda namus, şeref, haysiyet, zaten gençliğinden beri hiç olmamıştı...

Bir gün yolda giderken düşürmüş, bir başka gün hava atacak diye ata bindiği sırada at onu kabul etmeyip sırtından attı. O at bile onu kaldıramadı ama sürü toplumu onu 18 yıldır sırtında taşıyor.                        Hiç kimseye,mazlumlara düşkünlere, ihtiyaçlı olanlara değil kendi yalakalarına iyilik yaptı sadece...

Necmettin Erbakan, Fethullah Gülen cemaati ve malum diğer bir çok cemaat onun ihanetini gördü. Amacı neydi bütün bu ihanetleri ve darbe senaryolarını gerçekleştirirken? Sultan, Padişah olma hayallerini gerçeğe dönüştürmek içindi...

 Onun girdiği her kapı, yürüdüğü her yol tek bir yere çıksın diye nice canlar yaktı, yuvalar yıktı ama hala daha doymadı, Hitler de zaten böyle yapmaz mıydı? 1200 odalı kocaman bir saraya varmak için he yapılanı dine kitaba da uydurmayı başardı...

Türkiye halkları sefalet içinde yaşarken kendine de lüks içinde betondan bir saray, krallara, sultanlara özendi ya eksik hiç bir şey olmamalıydı. Koltuklar Osmanlı sultanlarına yapılandan daha güzel olmalıydı, altın kaplama avizelerin en alası...

Sayısını bilmediği, isimlerini hatırlamadığı kadar çok hizmetkârlar, uçaklar, arabalar, yatlar ve yetmedi, yavru saraylar ve bazen varlığını bile unuttuğu baş döndüren şatafatlar… Erbakan hocanın yanında yetişerek ama ona ihanet ederek, onca yıl yürüdüğü binlerce yol ve arkadaşı onu götürmüş yine bir dört duvarın arasına...

 Kibrinden, büyüklenmesinden ve havasından, içki onun için haramdır ya, sevap saydığı şatafatı, hayatın sarhoşluğundan aynaya bile bakmaya korkar hale geldi, psikolojisi bozuldu ama körleşmiş, sağırlaşmış. Kandırmakta ustadır sürü toplumunu dedim ya, diyor ki haysiyetinden ödün verenler dünyayı daha çok bulanık görürmüş...

Ve geldi bir yazının da sonuna ama hep beraber Tayyip Erdoğan’ın iktidar yürüyüşüne eşlik ettiler. Hepsi de işlenen suçlarında bir parçası ve her biri ancak Tayyip Erdoğan kadar suçludurlar. Ne yapıldıysa hepsi biliyorlardı, hepsi de oradaydılar ama en başta, en önde Erdoğan oradaydı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar