Yalanlara alıştırılan bu toplum ve daima zigzaglar çizerler
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yalanlara alıştırılan bu toplum ve daima zigzaglar çizerler

01 Aralık 2020 - 20:33

Siyasetin yalan ve dolan üzerine kurulduğunu dahası aptal insanları kandırmak için kullanılan önemli bir araç olarak daima işe yaradığını görüyorum. Yalan ve doğru, durumlara ve muhataplarına göre değiştirilerek kullanıldığında ikiyüzlülük oluyor.

Yani bizde de çok geçerli olan, yalan söylemeye ve yutturmaya dayalı olarak adamına göre hayata geçirilen ortada var olan gerçekler  saptırılırsa çifte standart oluşuyor ve ne zaman ne olacağı belli olmuyor.  İkiyüzlü olanlar menfaatlerine göre aynı durumlarda bazen yalanı, bazen de doğruyu söylüyor veya yapıyorlar. Bu insanların ne yapacaklarından asla emin olamazsınız. Onların çizgileri hiç bir zaman doğru değildir.

***

 Eşit davranışlar olmadığından adalet olgusunu da ortadan kaldırır bunlar. İkiyüzlülük de durumu kimsenin bilmeyeceği, anlamayacağı var sayıldığından aslında her şeyi bilen ve gören tarafı bir kere daha inkâr etmek demektir bence. İşte ikiyüzlülüğün eskilerden günümüze kadar eksilmeden kullanılan bir riyakarlıktır.

Bizim burada da çok geçerli olan bu duruma baktığımızda aldatmaya çalışan aslında bir müddet sonra kendi aldanan değil midir? Zira yapılan her şey sahibine aynen döner. Bu her zaman yaşanan bir gerçeğimiz değil midir? Unutmayınız derim, her şey, iyilikte kötülük de geri dönücüdür. Bu kanun, herkes başkasına yaptığıyla karşı karşıya kalarak yaptığının etkisini anlasın, ders alsın diyedir.

***

Bu ülkede yaşadığımız pratiklerden ders alınmadığı takdirde devamlı bize katlanarak geri dönecektir.  İki yüzlülükte yine biraz korku ve biraz menfaat de vardır. Kaybedilecek şeyler için korkarak yapılan her yanlış aslında insana daha çok kaybettirir. Bu sefer kaybedilen küçük şeyler değil insanın temel değerleri olmaktadır.

 İnsan erdem sahibi olarak yaratılmıştır ve böyle olması, kendini daha geliştirmesi beklenmektedir. Ancak insanlar bilgisizliklerinden küçük şeyler uğruna büyük ödünler vermekte, kendilerinden de çok şey, özellikle onurlarını kaybetmektedirler. Zira şu çıkara ve menfaate dayalı maddi dünyada, insan gözle görülür ve elle tutulur bir zarar görmedikçe kaybettiği değerlerinin önce farkına varmazlar.

***

Bu karaktere sahip olan insanlar var ya bütün güçleri ile maddi kayıplarını önlemeye çalışırlar. Böylelikle öz değerlerin kaybı zamanla birikerek ortaya çıkar.  Onlar bu durumların neden olduğunu anlayamazda… Önceleri iç sıkıntılarıyla, tatminsizliklerle başlar ve daha sonra bir çığ gibi büyüyerek tüm benliğini kaplar.İşte o zaman iş işten geçmiştir.

Gerçi içindeki vicdan denen olgu zamanında onu uyarmıştır, alarmı çalmıştır ama o bunu işitemeyecek kadar vicdanının üzerini öyle bir örtmüştür ki bu uyarıyı asla duyup dikkate almamıştır.

Yüce bir gücün içimize koyduğu öz, derinlerde pırıl pırıl parlamakta iken biz ona gerekli ihtimamı göstermediğimizden zamanla zaten kendiliğinden üzeri örtülecektir. Kararıp bizden uzaklaşacaktır.                      O aslında yüce gücün düzeninden ne kadar saparsak bizi doğru yola götürecek bir pusula gibidir.

***

 Yalan ve ikiyüzlülük aslında aynı zararı verirler. İnsanoğlu içinde öyle metotlar geliştiriyorlar ki şaşırırsınız. Bunu ilk başta anlayamazsınız ama aslında tüm insanlar birlikte huzur ve güven içinde yaşamayı öğrenmeleri için başkasından çare bekleyen değil, kendisi çare üretip hayata geçirirse doğruyu bulacak demektir.

Öyle günlerden geçiyoruz ki, kalabalıklar içinde bile insan kendini yalnız hisseder duruma getirildi. Bu adanın yetiştirdiği ahlaksız dönek siyasiler nedeniyle bu siyasi arenaya güvenimiz kalmamıştır. Kendi yurdumuzda yaşama dair tüm güzellikleri katlettiler. Ve bu duruma diğer insanların büyük payı olduğunu biliyorum.  Pekiyi ne yapılması gerekir? Başka bir yazıda onu da yazarım

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar