Erdoğan'ın istediği değil, Kıbrıslının istediği olacak!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Erdoğan'ın istediği değil, Kıbrıslının istediği olacak!

15 Ekim 2020 - 07:26

Evet,Türkiye ve Kıbrıslıtürk muhalefeti için tehlike çanları çalarken her tarafımız da koktu,kokuştu. Ama bugün değil. Uzun zaman oldu kokmaya başlayalı, siz şimdi mi fak ediyorsunuz?.

Ne yazık ki ana ve yavru muhalefet sorun kendi kapısında dayanınca fark ediyor bu pis çirkef kokusunu. Koku derken benim kastım memleket elden gidince başımızı duvarlara vurmaya başlıyoruz, baksanıza neler oluyor memleketimde...

Bugünkü gidişe dayanılması, tahammül edilmesi, sürdürülmesi ne kadar zor olsa da galiba ülkemiz için doğru olan seçimin meselesi değil, bu koşullardan kurtuluş meselesidir. Baksanıza geleceği tutsak alınmak istenen gençlerimiz ve çocuklarımız için ayağa kalkalım çağrılarımıza yanı da vermiyorlar.

Sayın cumhurbaşkanı Mustafa AKINCI'ya destek veren siyasi yapılar olarak Pazar günü yapılacak varlık yokluk seçimine çok az biz zaman kala TDP- BKP- TKP YG- BY olarak, bu seçim sürecinden sonra da "BARIŞ BLOĞU" çatısı altında güçlerini birleştirdiklerini açıklamaları halinde üzerimize gelen baskı ve seçim müdahalelerini geri püskürtmüş olacağız.

Ve Kıbrıs'ta barışı savunan Sayın Akıncı'dan sakın vazgeçmeyin. Bu Pazar günü sandıklara koşarak gidip Sayın Akıncı'ya oylarınızı verin. Barış, çözüm ve Federasyon Pazar günü kazanacaktır.

Bunu yaparken bu ada yarısında sesimizin çıktığı kadar bağırarak, Erdoğan'ı temsil eden aday olarak karşımıza çıkartılan işbirlikçi kukla aday Ersin Bey seni başkan yaptırmayacağız bilesin!                                     

***

Bu acımasız dünya kapitalist sistem tarihinin en ağır bunalımı, buhranını ve çıkmazını yaşamaktadır. Yaşadığı her bunalımı halklara daha fazla zulmederek, doğayı ve yaşamı talan ederek, özgürlük alanlarını zehirleyerek, hakikati katlederek aşmaya çalışan sistem, günümüzde de halklara savaş, ölüm, gözyaşı ve yoksulluk dayatmaktadır.

Bu sistemin varlık sebebi işgaldir, soykırımdır, asimilasyon politikalarıdır ve ayni zamanda sömürüdür, toplumları birbirine kırdırarak, savaştırarak düşmanlaştırarak ayakta durmaya çalışıyor ve toplum düşmanlığından beslenmektedir.

Bugün kötülükte birbiriyle yarışan otoriter ve faşizan yönetimlerin varlığı, sistemin bu karakterinden kaynaklanmaktadır ve esas olarak dünyanın her tarafında otoriter yönetimler için son derece bereketli bir zemin sunmaktadır. Buna karşılık dünyanın dört bir tarafında halkların yükselttiği demokrasi ve özgürlük mücadelesi ve yeni yaşam ideali, insanlığın hem tek kurtuluşu hem de biricik umududur.

Türkiye’deki AKP-MHP faşist bloğu da esas olarak bu köhnemiş ve gözü kara acımasız kapitalist sisteminin en, barbar, zalim ve gerici bir kopyasıdır. Sistem bu anlayışın saldırganlığına son derece elverişli ve bulunmaz bir yayılma zemini sunmaktadır.

Bu mevcut sistemi uygulama konusunda herkesten daha iştahlı olan AKP-MHP zihniyeti Türkiye’yi ve bölgeyi bir bataklıktan öbürüne, bir felaketten diğerine sürüklerken, kendisine öğretildiği gibi savaştan beslenerek ayakta kalma politikasını sürdürmektedir.

Sistem içi çelişkilerden yararlanıp güç haline gelmeye çalışan, bu fetihçi anlayışa secde biat eden bir kapı kulu istemektedir. Bu güruh savaş politikalarıyla rant devşirmeye çalışırken, Türkiye içinde her türlü itirazı da zor yoluyla bastırmaya çalışırken Kıbrıs'ın kuzeyi de bu uygulamalardan fazlası ile payına düşeni alıyor.

Bütün bu baskı ve saldırı ortamından kurtulmak için bizlere ve toplumumuza, barışa demokrasiye ve özgürlüğe ulaşmak için daha fazla mücadele sorumluluğu yüklemekte hem de yasallığı olmayan bu sistemin artık ömrünü doldurduğunu göstermektedir. Artık yeter, biat etmekten vazgeç,ayağa kalk ve özgürlüğünü talep et.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar