Fakirleştiriliyoruz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Fakirleştiriliyoruz

31 Mart 2022 - 10:12

Bir yıl önce asgari ücret net: 3828 TL

Bu ücretle 662 lt benzin (5,78 TL/LT)

Veya 562 lt süt alabiliyorduk. (6,80 TL/LT)

Bugün ise asgari ücret net: 6090 TL

Bugünkü ücretle 346 lt benzin (17,58 TL/LT)

Veya 395 lt süt alabiliyoruz. (15,40 TL/LT)

Türkiye yönetimi tarafından ekonomik zulüm pompalanıyor

Alım gücümüz nerede ise yarı yarıya düşürüldü.                                                                                                                       Tüm zorunlu tüketim ürünlerinde alım gücü yerlerde sürünür.

Fakirleşmeye devam ediyoruz. İnsanımız açlıkla sınanıyor.

Peki bu çöküşe çare olacak liyakatli bir hükümet var mı ortada???                                                                                         Ne gezer??? Ortada ne bir yönetim, ne de denetim mevcut…

İçi boş söylemler, havalar ısınınca ucuzluk gelecek, denetlemelere bizzat başlıyormuş, falan filan ve yalan rüzgarı fırtınaya dönüştüğü bu ada yarısında her kes şikayet eder. Peki ne yapalım? İşte eylem var en azından katılalım.

Ne diyeyim… beter olalım.

Öfke biriktirmeye kelimelerimin yetersiz olduğu zamanlarda başladım sonra onları uzun zaman bedenime akıttım çünkü “SAVAŞTAN” ve mazlumların haksızlığa uğramasından hoşlanmazdım.                        O yüzden kendimce yol almaya başladım hayatın içinde ezilerek, bazen gördüklerime dayanamaz isyan ederdim.

Ben onlardan öğrendiklerimle,  gördüklerime karşı bir duruşa dayanamazdım, onların öğrettikleri benle yaşamaya alışmıştı. Evet, insanoğlu her zaman düşüncelerini açıklamakta büyük zorluklar, çekinceler yaşamıştır.  Geçmişimize baktığımda az sayıda kişi konuşma cesareti göstermiş, sonuçları da ağır olmuştur.

Fakat acıdır ki, az kişinin bedeller ödeyerek konuşması, susan büyük çoğunluğun refahı ve adaleti için olmuştur. Günümüzde sözde demokrasilerle değişik düşüncelere yer verilen çağdaş toplumlarda (!) kamuoyunun oluşmasında medya önemli bir yer tutmuştur. 

Medya, hangi tür sesin mikrofonluğunu yapıyorsa, o ses daha güçlü çıkıyor ve toplumdaki egemen güç oluyor. İnsanlar hangi görüşün daha yaygın, baskın ve kuvvetli olduğunu veya hangi görüş ve sesin daha cılız ve geçersiz olduğunu medyanın etkisinde kalarak yapıyor. 

Sonuçta birey, kendi görüş ve fikirlerinin daha az olduğuna inanıyor ve dışlanma korkusuyla kendi fikirlerini hapsediyor. Aslında kendisi gibi düşünenler var ve çoğunluktadır. Fakat görüşlerin susması, suskunluk sarmalı oluşturduğundan hep pasifize olur ve yalnız kalır. 

Farklılıkların susması, herkes aynı şeyi düşünüyormuş algısı yaratır ve sarmal büyür de büyür. Sesi çok çıkan, mikrofona konuşan, medyaya hükmeden aslında var olan gücünü olduğundan daha büyük göstermeye çalışır.  Onları; yüz, yüzleri; bin, milyon gibi gösterir. Baskın olan, ama realitede az, cılız ve tabanda yeri olmayan bu konuşan kitle, konuşma kanallarını kapar. Değişik sesler susar. .

Mutlaka ki, kötünün yer kapması ve güçlü olması, iyinin köşede bucakta kalması ve seyirci kalmasıyla olmuştur. Üzgünüm ki, düşmanın söz ve zulmünün yanında dostların sessizliği hala devam etmektedir.

Ve zulüm, susan zalimlerle görüntüsüne devam etmektedir. Evet ben toprak, mal, mülk sahibi değilim fakat inanç ve doğrularım, korkutulup, sindirip, susturulmuş, ezik topluluklara dönüştürülmüşümüze isyan ediyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar