Fakirleştirilme politik bir uygulamadır
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Fakirleştirilme politik bir uygulamadır

15 Aralık 2020 - 21:23

Bize, yani rehine olarak tutulduğumuz bu esir kampında, Erdoğan yönetimindeki Türkiye'den dayatılan bir yoksullaştırma, fakirleştirme politikası uygulanıyor, işbirlikçi kukla hükümetler tarafından.

Gerek Türkiye'de gerekse de dünyanın diğer ülkelerinde ve bu ada yarısında yoksulluk, yeni bir şey değil elbette, ancak her geçen gün daha da azgınlaştırılarak toplumun üzerine gidiliyor...

Bildiğimiz tarihin her anında, coğrafyanın her köşesinde, yoksullar hep oldu. Diğer yandan, böyle olması, yoksulluğu değişmez bir “hakikat” gibi kabul etmemize yol açmamalı. Çünkü yoksulluğun içeriği, toplumsal ilişkiler içindeki yeri, anlamı, insanların onu deneyimleme ve anlamlandırma tarzları hep değişti.

Bugün karşı karşıya olduğumuz yoksulluğa “yeni yoksulluk” adı verilmesi de bu yüzdendir, yoksulluk, daha önce olduğundan farklı olarak sosyal dışlanma ve damgalanmayla birlikte düşünülmesi gereken bir durum haline geldi.

Yoksulluk artık geçici, işsizliğe bağlı, istisnai değil, tersine kuşaklar arasında aktarılan, kalıcı ve yapısal bir gerçeklik düzeni de kuruldu. Dolayısıyla, ekonomik büyüme ve istihdam artışını sağlama gibi “çözüm”ler, yoksulluğu hafifletmekte etkili olamıyor.

Yoksulluğun “yeni” bir yönü de, artık çalışmaya/çalışmamaya bağlı bir kategori olmaktan çıkması. Çalışan yoksullar kavramı, tam olarak bunu anlatıyor ve çalışıyor olabilirsiniz, hatta düzenli bir işiniz bile olabilir ama yine de yoksulsunuz.

Dolayısıyla, yoksulluğu bir “sınıf meselesi” olarak kodlamak, artık fazla bir şey anlatmıyor. Ya da belki şöyle söylemek daha doğru olacak: Sınıf meselesini bu yeni yoksulluk olgusunun ışığında, yeniden düşünmekte yarar vardır. Aynı zamanda, “işçi sınıfı”ndan farklı olarak yoksullar, bir siyasal özne olarak ortaya çıkamıyorlar.

Ada yarısında “Geleneksel siyasal kurumların belirlediği siyasetin artık toplumun ve yaşamın çok geniş kesimlerini kapsayamaz hale gelmesi, “başka türlü siyaset”, “başka türlü kurumlar” arayışına aciliyet kazandırıyor.” İşçi sınıfı yeni arayışlara giriyor...

Cahillik desem değil, cehalet ve yoksulluk, bütün ahlak, hukuk ve akıl dışı kötülüklerin kaynağını oluşturduğu için yoksulluk küfre denk bir duruma karşılık gelmektedir. Kabullenin bu sizin gerçeğinidir ve değiştiremezsiniz diyorlar.

Gerçekten değiştiremez miyiz? Kader ve sabır adı altında yoksulluk dayatmasına karşı bir çıkış ortaya koyan merhum sanat adamı Cem Karaca’nın Yoksulluk Kader olamaz! Şarkısındaki insan gerçekliğini anlamak lazımdır.

 Sıram gibi sıradağlar

Anam anam derdin mi var?

Yaram yürekte değil ki gelip sarsın yar

Radyolarda şarkılar boş ver diyorlar

Açlıktan verem olana bal ye diyorlar

Yoksulluk kader olamaz kader değildir

Firavunlar bile böyle zalim değildir

Ben vatandaş Ahmet'im evkafta memur

Ay sonuna yetmiyor evdeki kömür

Bir kilo et seksen lira tadını unuttum

İnsan gibi yaşamanın adını unuttum

Yoksulluk kader olamaz kader değildir

Firavunlar bile böyle zalim değildir

Devlet baba borç içinde sabret diyorlar

Sen de bakkala kasaba borç et diyorlar

Ben onurlu insanım boyun eğemem

Alacaklı ver deyince ödün veremem

Yoksulluk kader olamaz kader değildir

Firavunlar bile böyle zalim değildir

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar