Federasyon ve Birleşik Kıbrıs konusunda rehineyiz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Federasyon ve Birleşik Kıbrıs konusunda rehineyiz

19 Ağustos 2021 - 08:33

Türkiye’deki Erdoğan başkanlığındaki yönetim Kıbrıs Politikasını belirlemeye ve burada atadığı "KAYYUM" ile dikte ettirmeye devam ediyor.

Erdoğan yönetimi Kıbrıs'ta uyguladığı gerginlik politikaları çerçevesinde Federasyonun öldüğünü ve iki devletli çözümün olması gerektiğini her fırsatta şantaj olarak kullanıyor.

Erdoğan'ın bu ısrarına kanıt olarak da federasyon görüşmelerinden uzun bir süre sonuç alınamayacağı göstermektedir. Siyasi ve ekonomik çıkarları gereği bu yöndeki çıkışlarını sürdürecek gibi görülüyor.

***

1974’ten sonra oluşan zorunlu şartlarda tarafların üzerinde uzlaştığı iki bölgeli federasyonun oluşamamasının sebepleri vardır bu sebepleri şöyle sıralayabilirim:

1-Garantiler Konusu:

KıbrısCumhuriyeti’ninkuruluşaşamasındaimzalananGarantiveİttifakanlaşmalarındagarantörlükgöreviverilenTürkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık bu görevlerini kötüye kullanmışlardır. Yunanistan Cuntası Kuruluş Anlaşmalarında belirlenen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tamamının veya bir bölümünün başka bir ülke ile birleşemeyeceği maddesine rağmen Ada’nın Yunanistan ile birleşmesi için darbe yapmıştır. 

Garantör olma göreviyle Kıbrıs’ın egemenlik ve toprak bütünlüğünü korumak adına adaya çıkarma yaptı.  Darbe bir anlamda engellendi ve Cumhurbaşkanı Makariosa daya dönmesini sağladı. 2. Harekattan sonra ateşkes ilan edildi fakat sonuç alıcı bir anlaşma yapılmadı.

Adanın kuzeyinde Türkiye’nin kontrolünde bir yönetim oluşturuldu. Birleşik Krallık bütün bunlar olurken sadece kendi üslerinin egemenliğini düşündü. Olayları seyretmekle yetindi. Bu durum Kıbrıslı Rumlarının garantörlüğe bakışlarını olumsuz etkiledi ve bir çözümde tekrar aynı garantörlüğü istememektedirler. Türkler de aksini savunmakta.

2- Mülkiyet Konusu:

Ada nüfusu çizilen sınıra göre kuzey’den güneye, güneyden kuzeye göç ettirildiler.  Türklerin kontrolünde olan Kıbrıs‘ın kuzeyindeki Rum malları güneyden gelen Kıbrıslı Türklere koçan edildi.  Türkiye’den “tarımsal işgücü” altında getirilenler terk etmek zorunda kalan Rumların mülklerine yerleştirildi.

Onlara tapu koçanları verildi Uluslararası hukuka göre kişilerin mülkiyet hakları ellerinden zorla alındı.  Keyfi olarak başkalarına verildi. Türkler görüşme masasında insan hakkı olan mülkiyet haklarını vermemekte direniyor. Kıbrıslı Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerine başvuruları karşısında Kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu takas, iade ve tazminat için çok da istekli olmadığını göstermektedir. Mülkiyet hakları Rumlara verilmediği için anlaşma üzerinde bir engeldir.

3-Güvenlik Konusu:

Özellikle 1974’ten sonra yaşananlar Kıbrıslı Rumların savaş korkusunu yaşamaktadırlar. Türkiye’nin adada 40.000 asker bulundurması güvenlik kaygılarını artırmaktadır.

Bu konuda korkuların taze tutulması için kilise de büyük bir gayret içindedir. Eskiden beri toplum üzerinde önemli etkisi olan Ortodoks Kilisesi Elen milliyetçiliğini körüklemektedir.

Kıbrıslı Türkler de 1974 öncesi yaşananlar nedeniyle garantörlük kalkanını savunmaktadır. Türkiye’de ve buradaki milliyetçi çevreler de  Türk milliyetçiliğini körüklemektedir. Garantörlüğün devamını istemektedirler.

4-Egemenlik Paylaşımı

Türkiye cumhuriyetinin de desteği ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temsiliyetini elinde tutan Kıbrıslı Rumlar dünya üzerinde tanınan bir devlettirler. Uluslararası hukuk içinde uluslarası ilişkiler içine girebilmektedirler.

Bu bakımdan Kıbrıslı Türklerin kurduğu ve dünyanın tanımadığı bir illegal yapı olan 'KKTC’den çok avantajlı durumdadır ve haklı olarak bu saatken sonra Rumlar İki bölgeli federal bir Kıbrıs’ta yönetimi gönül rızası ile paylaşmak istememektedirler. Bu şartlar altında haklı değiller mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar