Gelecekten beklentiler
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Gelecekten beklentiler

01 Ocak 2022 - 10:38

Yılmadan usanmadan yola devam etme adına yürüyeceğiz, bu bağlamda "Sadece usulden olduğu için değil, gerçekten içimden geldiği için bir yeni yıl yazısı daha yazmak istedim." Yazdığım yazılar bir işe yarar mı bilmem ama tarihe bir not düşme adına ve ya kendi kendimi tatmin etme adına yazmak, üretmek ve paylaşmak adına gerçeğimizi ortaya koymakta zarar değil, yarar vardır.

Eski yılı geride bırakıp, yenisinin karşılandığı her yıl değişmeyen kuralmış gibi hemen hemen bütün insanlar yaşadıkları yoksulluğu, acıları ve gerçeklerini bir kenara bırakarak öncelikle yeni yılda daha iyi koşullarda çalışmayı, yaşamayı, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl geçirmeyi diler. Yaşamını değiştirmek adına mücadeleyi seçeceği yerde dilek ve temennilerde, dualarda bulur kurtuluşu...

Neredeyse her yeni yıla girildiğinde benzer beklentiler dile getirilir ve bütün bir yıl boyunca bu beklentileri gerçekleştirmek için uğraşılıyor. Geçmişten günümüze iyi kötü yürütülen her türlü mücadelenin, çabanın özünü hep daha iyi bir gelecek kaygısı oluşturuyor. 

Her yeni yıla büyük umutlar ve beklentilerle girilirken, toplumun geniş bir kesiminde geçmişte yaşanmış olumsuzlukların, hak hukuk, özlük kayıplarının yarattığı ve giderek daha da büyüyen gelecek korkusunu yok saymak mümkün değil. Hele hele de geleceği dış güçlerin elinde olan bir adada yaşıyorsa umut yok demektir.

Geçtiğimiz dönemde özellikle sağlıkta ve eğitimde yaşanan olumsuz gelişmeler, özel sektör çalışanlarını, kamuda düşük ücretle çalışan işçilerin ve emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının giderek zorlaşması, gün geçtikçe kendine ve geleceğe olan güvenini kaybetmiş, ekonomik ve siyasal alanda oluşan belirsizlik ortamı umutlarını büyük ölçüde yitirmiş bireylerin sayısını hızla arttırıyor.

Gelecek kaygısını en yoğun şekilde yaşayanlar, kuşkusuz üniversite kapısında okumak için bekleyenler, üniversiteyi bitirip de işe girmeyi bekleyenler, işe girebilirse güvenceli çalışmayı bekleyenler, taşeronda çalışıp güvenceli çalışmayı bekleyenler gibi kaygılı gelecek bekleyişini sürdürenler. Son yıllarda çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesini beklerken, her geçen yıl tam tersi durumlarla karşı karşıya kalanların sayısı o kadar çok arttı ki, burada hepsini sayabilmemiz mümkün değil.

Toplumun geniş bir kesimi yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yoğun beklenti içindeyken, mevcut sistemin bu beklentilerin çok azını karşılayabildiği artık çok daha geniş bir kesim tarafından görülmeye başlandı. Mevcut sistemin bireylerin ihtiyaçları ve beklentileri ile uyumlu olmamasına ve gelecek kaygılarını arttırmasına neden oluyor.

Adaya taşınan sorunları en azgın bir şekilde yaşayan bu kesimler için koşullar uygun olmamasına rağmen, genellikle kendi alanlarının içinde hareket ve mücadele etmelerinin kaçınılmaz bir sonucu olarak, bir yerlerden kurtarıcı beklemek ya da umut etmekten öte gidemiyorlar. Halbuki bu alanlarda verilen mücadelelere omuz verseler onların başka kurtarıcı aramalarına gerek kalmayacak.

Acımasız Kapitalizm kendi varlığını süreklileştirmek adına bünyesinde barındırdığı çelişkilerin üzerini örtmek için boş durmuyor. Bu amaçla eğitim, sağlık, güvencesiz çalışma, barınma vb alanlarda yaşanan sorunlar nedeniyle sistemden umudunu kesmeye başlayanlar, bu sorunların çözümü için kendi lehlerine çözümler üretilmediği zaman, sistemin ve mevcut siyasi yapının “umut tacirliği” olmaktan öteye gitmeyen söylemlerinden medet ummayı sürdürüyor.  Yapı bu şekilde dizayn edildi.

***

Ada yarısında tarımda, eğitimde, sağlık alanında, ve diğer tüm kurumlarda yaşanan olumsuzluklar, daha da ağırlaşan koşulların her geçen gün daha da katlanılamaz hale gelmesi, yönetirim iddiasında olan işbirlikçi kuklaların ve yandaşları tarafından şişirilen balonların gerçeklerin duvarına çarparak patlamasını daha fazla engelleyemiyor. 

Bugün çalışan, üreten ve hakkını alamayan emekçi kitlelerin içinde çok sayıda korku ve endişenin kaynağı olarak görülen bütün bu gelişmeler, insan onuruna yaraşır bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için örgütlenmenin ve örgütlü mücadelenin toplumun tek kurtuluş yolu olduğunu bütün açıklığı ile gösteriyor.

Bugünlerde şu ya da bu şekilde sistemin acımasız gerçekleri yüzüne bir tokat gibi çarpan herkes, ama herkes beklentilerle yaşamayı terk edip, yaşamın gerçekleri üzerinden bir araya geldiğinde, yaşanan sorunları yaratan asıl nedenleri ortadan kaldırma mücadelesine daha fazla girdikçe, kendisi için ne kadar önemli bir engeli aştığını görecek. Gelecekten beklentiler, ancak o zaman gerçekleşebilir olacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar