Gidecekse onlar gidecek...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Gidecekse onlar gidecek...

03 Ocak 2021 - 03:57

Az mı sanıyorlar bizi, burada ve Kürdistan'da, yaptıkları işkenceler, adaletsizlikleri, zulümleriyle, açlığa mahkum ettikleri ve çöp bidonlarından ekmek aratır hale getirdikleri fakir fukarayı aşağılayıp hakir görüyorlar ya yaptıkları karşısında susup, korkacağız ya da yıkılıp gideceğimizi mi sanıyorlar bizim? Hiç bir yere gideceğimiz yok, gidecekse onlar gidecek...

***

Kendimce seçtiğim her önemli konunun bir sonraki gün için, yeni bir konunun  ne olacağını bilemeden farklı olmasını isterim. Daha ziyade emek barış, adalet ve yapılan haksızlıklar üzerine konular seçerim. O zaman, eksik de olsa bakalım; bugün neredeyiz, nereden geldik ve yarın ne olacağız...

Ülkelerini yöneten bazı liderler, belki iyiler belki kötü, bilemiyorum. Kendileri ve ülkeleri için belki bir şeyler yapmaya çalışmış olabilirler ama yaşadığımız bu gezegen için hiçbir şey yapmadıkları kesindir. Küçük ve geleceğimiz için önemsiz sıradan varlıklarını korumak için anlamsız ve saldırgan bir çaba içindedirler.

İş insanları, patronlar... Kimi anladı, kimi hala anlamamakta ısrar ediyor. Tek başına kazanmak isteyenlerin bu büyüme, daha fazla zengin olma tutkularının ne kendilerine, ne geleceklerine ne de ortak geleceğimize zerre kadar faydası yok.

***

Medya dediğimiz, basın çok değişti, çok değiştirildi. Sadece teknolojik olarak değil. Neden var olduğunu, gerçek görevini ve ona neden ihtiyacımız olduğunu unuttu. Baktığımız her yerde bizim karşımıza çıkmayı başardı ama, asıl amacını yolda düşürdü, kaybetti.

Medya, basın, yazar çizer, haberci, köşe yazarı, gerçeğin aynasıydılar diyenler de vardı ancak yanlışları görenler, bildirdiler ve doğruya hizmet ettiler. Dördüncü güç oldular. Gücü paylaşmak istemeyenlerce, sindirildiler. Sinmeyenler ise öldürüldüler, komplolara suikastlara kurban gittiler, hapislerde yattılar.

Kadınlar ölüyor ve öldürülüyorlar. Neyin değerli, neyin değersiz olduğuna erkeklerin karar verdiği bir dünyada, emek olduğunda sömürülüyor, evde olduğunda köleleştiriliyor. Bir büyük mücadelede, var olma savaşı veriyorlar, dünyanın bir çok ülkesinde ama bu konuda Erdoğan Türkiye'si duvara tosladı.

Erkekler... Kandırılıyorlar. İşte kariyer, şan şöhret çok para kazanma hırsları, siyasi hedefleri ve sahte başarı hikayeleri, sokakta onursuz bir hakimiyet ve evde kontrolsüz bir güç ile donatılıyor. Tek başına başarabilirsin yalanı ile aldatılıyor, bencilleştirilerek, ayrıştırılıyor.

***

Ülkelerini daha iyi yöneteceklerini vaat ederek seçilen sözüm ona despotlaşan yönetenler, liderler... Hep korktular. Korkularını bastırmak için muhaliflerinin üzerine çullandılar, korkutacaklarını sandılar. Ama o yönettikleri halklar, hiç korkmadı ve asıl korkanın onlar olduğu anlaşıldığı anda, sırça köşkleri yerle bir oldu. Hep kaybettiler.

İş insanları, patronlar kendi ekonomilerinin adaletini tesis etmek için yönetenleri yönettiler. Malı ve parayı insandan çok sevdiler. Kendisini korusun diye halkın içinden çıkan kolluk güçlerini kendi mallarının ve köşklerinin önüne siper ettiler. Korkutabildiler mi, yoksa kendileri mi korkuyor?

Ya kendilerini bilime adadığını sanan siyasilerin kölesi olan bilim insanları... İnsanlığın var olması için çalıştılar mı yoksa insanı var ederken, gezegeni ve üzerindeki tüm canlıları unuttular mı? Düşünmeyi ve teoriyi değersizleştiren bir dünyada pratiğin kölesi edildiler. Mucitleri ihya, düşünenleri rezil rüsva edildiler.

***

Evet, barış ve adalet isteğini bastırmak için saldırılar da yoğunlaşacak ancak yoğunlaşan her saldırı sahibinin sonunu getirecek. Yeni yılın başındayız ve ne getirip götüreceği toplum olarak bizim tutumumuza bağlı olacak. Mutluluğu ve özgürlüğü hak ediyoruz ve bunun için de umutluyuz.

Biz, kendimiz... Korkmayacağız ki zaten hiç korkmadık. Yılmayacağız ki zaten hiç yılmadık. Değişeceğiz ki hep değiştirdik. Şimdi bir de dönüşeceğiz. İnsan olarak var olduk, gezegen olarak da var olacağız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar