Gün olur bu devran döner
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Gün olur bu devran döner

26 Nisan 2021 - 09:55

Gün olur bu devran döner.

Çocuk, bu pervasızca yapılan hainlikler, bu çağın doğurduğu kalleşlikler kulağına birer küpe olmalı.

Kim ve nerde olduğunu bilmeden sürdüğün bu yaşam, gün gelir sana zindan olur. Hayıflanırsın ve göç ettirilmiş insanını bir hiç uğruna yitirirsin. Hamaset duygularına kapılmayan destanların en soyluları, gün geldiğinde o özlenen beyaz sayfaları açmasını çok iyi bilir. Gün olur bu devran döner.

Elbette bu devran dönecektir. Her yerinden kuşatılan bu yarım vatanın kurtuluş reçetesi elbette öze dönmektir. Öze dönmedeki kastım Kıbrıslı gibi olmaktır. Kıbrıslı olmanın ilk şartı “inanmaktır.” İnandığını da uygulamaktır. Ve uyguladığını doya doya yaşamaktır.

***

Yeter ki biz toplum olarak gücümüzün farkında olalım. Çetin ve dikenli yolları bize yakışan çetin duygularla aşalım. Ümitsizlik şeytana mahsustur. Ne dişlerimizi nede yumruklarımızı boşluğa sıkmayalım. Bir bakalım gökyüzüne ve her yere haykıralım.

Gururunu taşıdığımız atalarımıza layık olmanın yolu, bize yakışan hedefte yol almaktır. Ve inatçı olmaktır. Ağlamak değil gerekirse ağlatmaktır.Hayat bu kez bizden yana esen bir fırtınayla altüst olacak, gökler gürleyecek, şimşekler yarılacak ve nehirler taşacaktır.

Tarihin akıntısı sarayların kapısına vurduğu vakit, saltanatlar çökecek, fırtına öncesi filizlenen tomurcuklarımız kızıl güllere dönüşecektir. İşte sınıf devrimcilerinin işçi sınıfı içerisinde yürüteceği doğru temellerde, sabırlı, sebatlı çalışmanın sonuçları da bu dönemde meyvelerini verecek!

BARIŞ
 
Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
 
Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.
 
Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
barış budur işte.
 
Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.
 
Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
                                     gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! -  diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.
 
Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.
 
Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
                                                             kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.
 
Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.
 
Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.
 
Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren, barıştır işte.
 
Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.
 
        
Yannis RITSOS
 
Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar