Hayatımız karışık mı yoksa karmakarışık mı?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Hayatımız karışık mı yoksa karmakarışık mı?

05 Aralık 2020 - 20:44

Hükümet kurulamamış diye hayıflananlar var ama beni ilgilendirmez, bana ne, siz ilgilendiriyorsa ben karışmam. Keyfiniz bilir  ama gidişatın değişmesi gerekir ve statükonun ‘yapıcı eleştiri’si olmaz. Alçaklığın yapıcı eleştirisi hiç olmaz. Cehaleti yüceltmenin yapıcı eleştirisi asla olmaz.

Yaradan’la aldatmanın yapıcı eleştirisi de olmaz. Cinayet, katliam ve işkencenin yapıcı eleştirisi olmaz. Kuklalar kendilerine iktidar dese de İktidarın yapıcı eleştirisi olmaz. Barbarlık ve zulmün yapıcı eleştirisi olmaz. Ve devlete yapıcı eleştiri kabul edilmez.

Kısaca, övgüye bulaşmış iktidar eleştirisi, iktidarsızdır. İktidarın hataları, senin benim hatalarım gibi değildir. Hesabı sorulmayan her küçük hata, kaçınılmaz olarak bir sonraki hatayı büyütür ve zulmeder...

Gel görelim pandemi döneminde kurulamayan sözde hükümetin büyük hatasının hesabını kim soracak?  AKP projesi Halkın Partisi, bu pandemi döneminde bunun ve diğer haksızlıkların hesabını nasıl verecek?

***

2020 son günlerini yaşarken 2021 yılı kapıya gelip dayandı, Peki, hayatımızın gerçekleri değişmedi. Soruyor tanıdıklar, durumcuklar nasıl diye, ne deyim durumcuklar düzelmedi, aynı zamanda daha da kötüleşti.

Bizler yazıp söylediklerimizle uyardığımız insanlarımız bizim uyarı yapmamıza değil kendi yaşadıkları gerçekler ortada iken bize durumcukları sormalarını yadırgarım ben, bizim çabalarımız ne zaman karşılığını bulacak? Yetmiş  yaşına geldiğimizde mi?

Ben ekmeğimi eskisi gibi taştan ve de daha ziyade ‘baştan’, yani bilgi gücümüzden, araştırarak, başkalarını da dinleyerek klavyeden ve sabahın koyu karanlığında her kes uyurken bizler batbaada, sokakta çıkarıyoruz ekmeğimizi.

Şikayet da etmiyorum kendi yaşam biçimimden ama bütün bunlar için ödenmesi gereken bazı bedeller var. O bedellerden en önemlisi ise baskı, tehdit ve utanmadan beni kendi yurdumdan kovma cesaretini bulan beyinsizlerdir, onlar da biliyorlar korkmadığımızı...

***

Şu sosyal medya çıktı çıkalı insanlar hangi dinden, dilden, milletten iseler sorunlarını paylaşarak çare bulacaklarını sanıyorlar, halbuki hiç de çare sosyal ağlarda yaptığımız paylaşımlarda değil, bizler hayatımızın iyiye, güzele gitmesi için ne yaptık?

46 yıldır umut yok diyoruz, bu memlekette peki umudu yaratmak için ne yaptık ? Özgürlük yok diyoruz peki Özgürlük içinde yaşamak için ne yaptık ? Adaleti istedik hep peki Adaletin çalışması için ne yaptık ?

Barışı ve özgürlük istedik peki barış olsun özgürlük gelsin diye ne yaptık? Kafeste yaşamaya alışanlar sadece yem istedi ! Gıbrıslı  paranın, çıkarın  ve menfaatlerinin esiri oldu! yaşamı cebini doldurmayı seçti ! Hak ettiği hayatı seçti, peki şimdi ne yapacak? Evet şimdi ne yapacaksınız??

***

Biz 'az'ların, görünmeyecek kadar küçük olanlar, böyle ara sıra çağrılınca ya da işler çok karışınca değil her zaman sokaktayız, zaten böyle olduğumuz görülüyor. Seçimlerde irade gaspı ile oldu bitti yaratıp, çözüm mücadelesini durduracağını sananlar yanılmaktadırlar.

Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşana kadar mücadelemiz büyüyerek ve daha kararlı bir şekilde devam edecektir” başka türlü ulaşamayız aydınlık günlere. Motorsuz araba olmaz bilirim, bize bir motor lazımdır.

Sayın Mustafa Akıncı kendi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı, Ha sahi Akıncı ne yapıyor??

Egemen eşitlik deyip durmayın, adını koyun, ayrı resmen tanınmış bir devlet istediğinizi söylüyorsunuz. Bunu kime söylüyorsunuz , BM adına gelen temsilciye. BM’nin bunu kabul etmesi mümkün müdür? BM’nin bu talebin tam tersine olan KKTC’nin tanınmaması yönünde kararları varken, bu nasıl olacak ? BMGK oturup kararlarını değiştirip, bizim için tanınma yolunu mu açacak ?

Kuşkusuz böyle bir şey olmayacak. Olacak olan, havanda su dövüp çok değerli zaman dilimini biz harcarken; Rumlar’ın yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası ve AB içindeki konumunu daha da güçlendirmesi ve kuzey Kıbrıs’ın da vilayetleştirme siyasetinin kurbanı olmaya devam edecek olmasıdır. Bu gidişi benimsemeyen Kıbrıslı Türkleri çok zor koşullarda zor bir mücadele bekliyor.

Bu Saray soytarıları özellikle uluslararası ilişkilerde başı sıkıştıkça “Burası Muz cumhuriyeti değil”, “Burası çadır devleti değil” demeyi pek sever. El hak doğru; “Çadır devleti” desek ortada çadır bile yok. “Muz cumhuriyeti” desek ortada muz da yok!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar