İçimden geçenleri yazdım
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İçimden geçenleri yazdım

02 Temmuz 2018 - 08:55

Dilimizde aklıselim, muktedirler tarafından itidal kelimesi gibi, insanları statükoya zincirlemek, onları daha kötü günlerle tehdit etmek amacıyla kullanılır.

Hemen sadede geleceğim.

Türkiye  halkları hızla uçuruma doğru koşmaktadır. O koşarken biz de yavru vatan olarak bunu gerisinde kalamayız. Ona ayıp olur, bize darılmasın diye takipteyiz. Zorbalığın, hak hukuk tanımazlığın, özgürlük düşmanlığının ve her türünden ayrımcılığın meşrulaştığı bu günlerde fevkalade tekinsiz bir suskunluğa bürünmüş görünen kamuoyu saray erkanını paniğe sevk ediyor. 

Kazandığı, zaferle çıktığı ve bütün ipleri tamamen eline geçirdiği seçim sonucunda sevinemiyor.  Öte yandan seçim sonrası bile partisinin yaptırdığı günlük yada anlık anketlerden memnun olmadığını itiraf ediyor. O anketlerin sonuçları bile onu rahatlatmıyorsa besbelli ciddi bir sorun var.

Çünkü dil tarafından yaralanmış, ezilmiş, dilin öznesi olmakla arasına çok engelli bir alan yerleştirilmiş halkın, Türkçe’yle kurduğu ilişki hep sorunlu olagelmiştir.  Söz gelimi karşısına geçip kaçınılmaz olarak otoriter bir edamla fikirleri, hayat karşısındaki tutumu üstüne sorular sorduğunuzda nasıl cevaplar almayı beklersiniz? Sorulan soruyu gerçekten anlayıp anlamadığını tartabileceğinizden emin misiniz? Sorunun söz dizimi, soranın vurgulamaları ve daha birçok etmen, verilecek cevabı etkilemez mi?                    Daha önemlisi nefes almanın riskli olduğu şu günlerde kafa karışıklığının üstüne bir de korkuyu eklersek kazanılan seçim sonuçlarının oranı açıkça sorgulanabilir.

‘Ülkenin çıkarları için insan hakları ihlal edilebilir’ cümlesine onay verenler, doğduğundan beri ‘ülkenin çıkarları’ tamlamasının altında ezim ezim ezilenlerdi yine. Ne askeri ne dindarı kızdırarak ayakta durabileceğini bilen Türkiyeli vatandaş, bu kutupların hayali olduğunu, haklar ve özgürlükler gündeme geldiğinde iki tarafın da aynı kıyıcılıkta tavır alabildiğini hissediyor .

Güç ve iktidarın bu iki odak etrafında örgütlendiğini görebilmek için sosyal bilimci olmak gerekmiyor elbet. Yüzüne anket tutulanlar, bu memlekette en sağlam duruşun yurdunu, milletini başta insan olmak üzere her şeyden üstün gören, askeri yönetimin en mükemmeli olduğunu düşünen, dini bütün vatandaş pozu olduğunu biliyordu. Hep bildi.

***

AKP’nin demokrasi ve barış getireceği umudu ile faşizmin yükselmesine araç olan Türkiyeli liberal entelijansiyanın, karşıtına benzeyerek bu büyük dalgayı kendi lehine çevireceğini umut eden sosyal demokratların ve Türkiye solunun zihni liberalizme bulaşmış bölümünün yaşadığımız bu özel duruma verebileceği bir yanıt yok ne yazık ki.

Adeta gerçek üstü bir durumla karşı karşıyayız. Bir müsamere seyreder gibi seyrediyoruz olup biteni. Verili siyaset kurumlarının bilgisiyle rasyonel bir açıklama yapmak mümkün olmuyor.Herkesin büyük bir saçmalık olduğu konusunda ortaklaştığı bu durumu, ne güç zehirlenmesinin getirdiği akıl tutulması” ne “dış politika konusunda cehalet” ne de “ülke içinde ve dışındaki kendi karşıtlarını konsolide etme çabasına bağlamak yeterli.

Türkiye’yi yönetenlerin 2008’e kadar devam eden AB karşısındaki tutumlarının artık devam etmediğini tespit etmek de, Türkiye’nin AB’den vazgeçme lüksü yok, demek de yaşadığımız anlamsızlığa anlam katmıyor. Belki de sorunu daha derinlerde,  seçimle iş başına gelen siyasi İslam'ın iktidarı terk etmemek için neleri göze alabildiğinde aramak gerekiyor.

Ben kendi adıma, bu yolu geçmişi 2007’ye dayanan, ve hepimizi gelen büyük tehlike konusunda uyaran bir dostumun yazılarında arıyorum…  Artık iyice yerini sağlamlaştıran Erdoğan ve AKP ortaklaştıkları Bahçeli ve MHP si ile bundan sonrası varsa  iktidarları seçimlerle devredecek sıradan bir güç değil.  

Yapılması gereken bunu başarabilmek için de Siyasal İslamın toplumdaki etkisini kırabilecek, kitlesel, kurumsal ve kültürel bir güce sahip, laiklikten taviz vermeden kapsayıcı olmayı başarabilecek demokratik bir muhalefeti hızla inşa etmek gerekiyor”  benim kanaatim budur.

Erdoğan her zaman yaptığı gibi seçim zaferinden sonra ilk ziyaretini "KKTC" ye yapacağı ve 10 Temmuz günü burada olacağı basına da yansıdı.  Bana göre geliş tarihi 20 Temmuz olmalıydı.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar