İhaneti şimdi mi gördü bu toplum?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İhaneti şimdi mi gördü bu toplum?

06 Ekim 2020 - 07:55

Marxist bildiğimiz bir kesim ve bu kesime yamananların yıllar yılı bilerek çıkar ve menfaatleri için iki yüzlü tutumlarından vazgeçmediklerini özellikle de her seçim öncesi olduğu gibi bu seçimde de yaşıyoruz.

5 gün sonra bir seçime gidiyoruz, adına seçim deniyorsa, Erdoğan talimatı ile adaya gele propaganda ekibinin ve burada bulunan diğer tüm yapılarının organize ettikleri utanç verici bir seçim müdahalesine tanıklık ediyoruz.

Solcu diye kendini yutturmaya çalışanlar da bu günlerde Erdoğan'ın bu ada yarısında uygulamaya koyduğu projesinin bir diğer parçası olmuşlar, diktatörün başarısı için çalışıyorlar. Evet be dostlar bu işgal koşulları altında taraf olmak zorunda kaldığımız bu seçimler geçip gidecek ve biz bize kalacağız.

Ankara rejimine hiç bir söz söylemeden bu seçim vartasını atlatabilirsiniz, ya sonra? hatta bu şekilde yapmakla desteklediğiniz aday hatırı sayılır bir oy da alabilir, belki bu proje kapsamında seçimi de o kazanabilir, ya sonra, benden sonrası Tufan mı diyeceksiniz yoksa Erdoğan gibi kandırıldık mı diyeceksiniz?

Haysiyet sözcüğünü ağzından düşürmeyenler en büyük haysiyetsizliğin tam ortasına düştüler ve bu utanç ve onların yüzünde kara bir leke olarak bir ömür boyu taşıyacakları onursuzlukları ile kendilerine selam verecek bir dostları dahi kalmayacağını bilmelerinde büyük fayda vardır.

***

BU ülkede en çok korkulması gereken bu vizyonsuzların vizyonları da sahteymiş, sizler onursuz kişilerin etrafında geçim kaynağı yaratanlar, dönekler ve bu rejimin sunduğu olanaklarından beslenenler. Bir bakıyorsunuz Nâzım Hikmet Ran’ı anıyorlar, bir bakıyorsunuz Yılmaz Güney’i, bakıyorsunuz Deniz Gezmiş’i... Ahmet Kaya gibi tarihe onurlarını yazdırmış olanları kullananlar.

Bir de İbrahim Kaypakkaya’yı saymak lâzım. Mahirleri de unutmazlar, tam bilmiyorum ama bazı kesimler İbrahim Kaypakkaya’ya pek yanaşmak istemiyorlar. Marxistlerin ortak değeri değil anlaşılan. Hikmet Kıvılcımlı’nın adı da bazen öylesine bir geçer.

Sol sermaye ile beslenenlerin baş ucundan son ucuna, yumuşağından sertine kadar N. Hikmet, Y. Güney, D. Gezmiş isimleriyle yatıp kalkıyorlar. Bu davranışları ile onların gerçekten solcu olduklarına inananlar çoğalacak sanıyorlar. Rejim yanlısı basın yayın organlarında da o kadar hürmet görüyorlar ki, yayılmışlar geriliyorlar.

Bu toplumun sol geçinenlerden uğradığı bütün ihanetlere rağmen, evet Denktaş faşizmini yaşayanlar olarak özgür ve bağımsız bir Kıbrıs kavgası devam ediyor ve biliniz ki bütün yerli işbirlikçi kuklalara rağmen sürecek, bu can be bedenden çıkıncaya kadar.

-Verilen kavga, faşizme, emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı yurtsever bir kavgadır...     Yani verilen kavga göstermelik değil bağımsız, demokratik ve laik bir yurt kavgasıdır.

Bizi biz yapan kurtuluşa olan inancımız, özgürlüğe olan sevdamız ve sonrasında hayal ettiğimiz sosyal adalet, eşitlik, insan hakları için iyi günlere, güzel günlere olan umudumuzu, aşkımızı yok edemediler.

Ve geldi yine yazımızın sonuna, bu vesileyle şunu söylemek istiyorum, bu ülkede bizlere yaşatılan bunca haksızlık ve hukuksuzluktan sonra sol geçinenlere inancım biraz daha uzaklaşarak hiç kalmamış durumda. Teslim mi olacağım, hayır, asla, bundan sonra mücadelem daha da siyasi olacak, ben ise yaşamda umudumu sürdürmeye devam edeceğim.

Hayata çok daha geniş bir pencereden bakmaya ve solcu dostların katletmeye çalıştıkları en yüce değer olan emekten sonra umudu da yitirmemek adına var olmaya devam edeceğim, edeceğiz. Beyazın maviyle buluştuğu bir sabah...    

Bir gökyüzü...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar