İktidarsızlıktan kurtulmak kendi elimizdedir
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İktidarsızlıktan kurtulmak kendi elimizdedir

13 Mayıs 2022 - 10:09

Saf kan Türk insanı için "iktidar" çok önemli... Ada yarısındaki saf kan Türk politikacılar “iktidarlı olma” peşinde, memlekette ise insanlar "iktidarsızlık" pençesinde... İktidarsızlıktan "Ankara" perişan, iktidarsızlıktan "yavrusu" da perişan. İktidarsızlık zaten başa büyük dert... Hiç kimse "iktidarsızlığını” göstermek istemez.

Ama geliniz görünüz ki... Burası Türkiye’ni hiç büyümeyen yavrucuğu... Burada politikacıların iktidarsızlığı kimseyi ilgilendirmiyor da... İnsanlardan iktidarsızlıklarını "sosyal medya önünde" belgelemeleri bekleniyor adaya taşınan saf kan Türk siyasilerden en kahramanı olanı.

Köyde, kette yaşayan deneyimli, deneyimsiz, bekar veya evli "iktidar sorunu" olan erkekler, uzman bir doktora değil bu safkan Türk dolanıp politikacının önüne çıkacak, doktor karşısına değil bu iktidarlı erkeğin karşısına dikilip iktidarsız olduğunu anlatacak.  Ve onu vereceği rapor ile "iktidarsızlığını" sonlandırmış olacak.

Bu garip uygulama "her şeyin cıvığını çıkartma becerisini gösteren Anamızdan ithal edilen safkan Türk politikacı olan Karslı Erhan Arıklı’nın son keşfidir”.Hade herkese hayırlısı olsun, tepe tepe kullanınız.Konu ile alakası belki yok ama aklıma bir söz geldi. Bir baba oğluna yanılmıyorsam şu sözü söylemişti. “ben sana vali olamazsın demedim. Adam olamazsın dedim

***

Bir yandan yaşamak zorunda bırakıldığımız bu işgal koşullarında Ekonomik krizi, adaletsizliği, hukuksuzluğu ve Erdoğan tarafından yapılan müdahalelere saray çevrelerinin bile kabul ettiği ve bu durumu değiştirmek istediklerini söyledikleri bir dönemde nasıl oluyor da muhalefetin bu durumu değiştirmek için bir çalışması yoktur, neden?

Bir şeyler kötü gidiyorsa hükümet partilerine bu kötü gidişata çare üretmek düşer, muhalefetin görevi de daha iyisinin yapılması için mücadele eder. Bu, dünyada az çok demokrasinin olduğu bütün ülkelerde böyledir.

Ancak bizde durum farklı Erdoğan formülü ile hükümet kurmakla görevlendirilen sabık Jet Ünal tam da Erdoğan gibi bir adama yakışandır.Muhalefet partileri afallıyor, panikliyor, çare üretemiyor... Rejim partilerinde oluşan icazetli hükümetin ise korkusu ise henüz kurulmamış olan radikal özgürlük hareketinin kurulmasıdır.

***

Tarihte despotların, tiranların, diktatörlerin sür-git payidar oldukları bir örnek var mı? İster şah olsunlar ister padişah, ister imparator, çar, Sezar, hepsi yok olup gittiler bu dünyadan. Gitti de, onların hükmünde olan biten de onların gidişiyle silindi,  yok oldu mu? Onca acı! Onca zulüm! Onca yoksulluk ve fukaralık!

Bütün bunların kaynağının Türkiye’deki Erdoğan diktatörlük rejimini bir eseri ve halklara bunları kaderleri olmadığını anlatmak onların da bilmek, öğrenmek, kabul etmek olduğunu usanmadan dile getirmek zorundayız. O sultanlar, her ne iseler hatta diyelim, kendi hükümranlıklarını halk için bir nimet görebilir, saltanatlarınınsonunu gelmeyeceğini sanabilir, sayabilirler.

Ama onların hükmünde geçen her gün, her saat, tamiri mümkün olmayan acılarla boğar,  yüzbinlerce insanı ezer, süründürür, inletir. Bunun geri dönüşü, bunun ortadan kaldırılması mümkün müdür? Reji ortadan kaldırılacak elbet ama yapıklarını unutmak mümkün değildir. Acı kalıcıdır.

***

Bu diktatörlere tiranlara saltanatları yıkıldıktan sonra hesap sorulması da hiçbir şeyi geri getirmez. Ne öleni geri getirir, ne çekilen acılar silinir, yok olur.  Çektirdiği acılar kalıcıdır.  Peki ne yapmalı?

İşgal düzenini en kısa zamanda, hemen değiştirmeli. Hakkı, hukuku, adaleti ve özgürlüğü hakim kılmalı. Peki bu mümkün mü? Elbette mümkün. Yüzde yüz mümkün!

Çaresi de, rejimi rahatsız etmeyen misyoner siyasi yapılardan arınarak, onları yok sayarak Radikal Özgürlük Hareketinin kurulması için öncülük yapmaktır, yeterli mi? Bana göre korkmadan Radikal özgürlük hareketi için çalışmakla özlenen günlere ulaşılacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar