İNŞAAT SEKTÖRÜ NEDEN SIKINTIYA GİRMESİN? (2)
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İNŞAAT SEKTÖRÜ NEDEN SIKINTIYA GİRMESİN? (2)

19 Mayıs 2020 - 02:00

Dün bıraktığımız yerden devam edecek olursak İnşaat sektörünün krize girmemesi için tüm paydaşlar bir araya gelerek dayanışma içinde gelmesi muhtemel tehlikeleri önlemek için tedbirleri tartışmalıdır.

Proje süreçlerindeki ve malzemedeki bu gecikmeler de müteahhitlerin, kendilerini zaman ve maliyet açısından risk ve baskı altında hissettikleri bir ortama neden olacaktır.

Projelerin maliyetini etkileyen diğer önemli bileşen ise işçilik. Ülke şartlarında kaliteli işçiliği bulmanın ne kadar zor olduğu bu sektörde kabul edilmiş bir gerçek. Kaliteli işçilik bu kadar zor bulunuyorken bir de bu tür bir salgın, hem işçinin sağlığı hem de proje sürecinin sağlığı için önemli riskler taşır hale geliyor.

Evet artık çoğu firma ofis ve iş yeri değil, evden/uzaktan çalışma dediğimiz “home-office” uygulamasına geçti. Şirketler çalışanlarına bu konuda yeteri kadar izin veriyor fakat inşaat sektörü yerinde “on-site” çalışmayı gerektiren bir sektördür. 

Bu nedenle işveren dediğimiz müteahhit ve Taşeronların birçoğu çalışanından verim alabilmek için sağlıklı işçilerin şantiyede bulunmasını istiyor. 

Sektörden geçinen iş insanları kendi aldıkları tedbirler çerçevesinde işçilerinin işe tam zamanında başlamalarını sağladıkları için bu alanda bir sıkıntı söz konusu olmayabilir ama İnşaatta olası kapatmalar, proje gecikmeleri ve işçi ödeneklerinde kesintileri de beraberinde getirecektir.

Koronavirüs salgını nedeniyle işgücünde yaşanan ve bundan sonra yaşanmasını beklediğimiz diğer sıkıntılar, birçok sözleşme hükümlerinin yeniden değerlendirilmesi ve yürürlüğe girmesi anlamına gelecektir. Virüs nedeniyle performans ve işgücü veriminde düşüşe neden olması kaçınılmazdır.

Malzeme ve işçilikte yaşanan sıkıntı doğal olarak bundan sonraki ihale fiyatlarına da etki edecektir. Salgının ve tırmanan döviz fiyatlarının mevcut sözleşmelerde yer alan fiyatlar üzerinde de bir yansıması olacak, bu durumda Taşeronun bu maliyet riski de gündeme gelecektir. 

İnşaat taşeronlarının virüs kaynaklı yeni malzeme arzını karşılayabilmek veya işgücündeki sıkıntıları çözebilmek için alacağı yeni riskler, yapılan sözleşmelerin güncellenmesini zorunlu kılacaktır. Sözleşme şartlarının ele alınmasında öncelikli olarak sözleşmenin ne tür riskleri ne şekilde kapsadığı önemlidir.

Tüm dünyayı olduğu gibi ticari hayatı da etkisi altına alan korona virüs salgının "KKTC" hukukunda mücbir sebep oluşturabilecek objektif kriterleri taşıdığını araştırmadım "KKTC"de yapılan inşaat sözleşmelerinde “mücbir sebep” hükümleri var mı ve neleri kapsaması gerektiği ve korona virüs gibi bir salgın durumunda mücbirliğin neyi öngördüğü tartışılması gereken bir konudur. 

Ancak bu salgının bir mücbir sebep olarak değerlendirilebilmesi için ayrıca sözleşmede yerine getirilmesini imkânsız hale getiren bir durum oluşturarak sübjektif koşulu da sağlaması gerektiğinden de bahsedilmektedir. Bu nedenle yeni sözleşmeler için virüsün nasıl ele alınacağı ve etkilerinden kaynaklanan gecikme ve ek maliyetin sözleşmede ne şekilde değerlendirileceğinin netleşmesi gerekmektedir. 

Sözleşme tarafları, korona virüs gibi öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen durumların ele alınma konusunda hem fikir olmalıdır. İyi hazırlanmış ve ilgili riskleri içeren yasal bir taslak, potansiyel riskleri minimuma indirmede ve çözüm üretmede kolaylaştırıcı olacaktır.

Sektörde ZORUNLU yeni kurallar/düzenlemeler

Malzeme üretim ve tedarik anlamında bu kadar dışa bağımlı oluşumuz, bize yerli üretimin ve işgücünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Üretimde güç olmanın öncelikli koşulunun kendi kendine yetebilme olduğunu bir kez daha gördük. 

Bu tür kriz durumlarında alternatif malzemelerin, bu alternatif malzemelerde de öncelikli yerel malzemenin önemini tekrar anlamış olduk. Umuyorum ki bu problemler bizi daha nitelikli malzeme ve özellikle de işçilik üretmede motive eder. Sosyal yaşantımızı, hayatı yaşama biçimimizi bile uzun vadede etkileyebilecek olan bu salgın, şantiyelerdeki koşulların da yenilenmesini zorunlu kılıyor. 

Şantiyelerdeki yemek düzeni, bir arada kalan işçilerin yatak düzeni, güncellenmesi gereken temizlik koşulları ve işçiler için alınması gereken tedbirler zaruri hale gelmek zorunda. İşçilerin kendilerini ve diğerlerini korumak için kişisel koruyucu ekipmanları ve artan hijyen kullanımları, enfeksiyonların yayılmasını önlemede hayati önem taşıyacak ve mecburi olacak. 

Bütün bunların yanı sıra işçilerin düzenli sağlık kontrolleri ve şantiyenin belirli yerlerinde kurulacak hijyen/dezenfeksiyon santralleri artık şantiye kuralları içinde yer alacak. Tüm tedarik zincirini, taşeronları, yüklenicileri ilgilendiren sözleşme şartları yeniden ele alınacak. Coronavirus salgını ile benzersiz koşullar yaşadığımız şu günlerde, proaktif bir yaklaşım, projeler için bir “bekle ve gör tutumu” benimsemekten çok daha iyi olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar