İnsan Yaşadıkça Gerçekler ile Karşılaşıyor
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İnsan Yaşadıkça Gerçekler ile Karşılaşıyor

21 Mart 2022 - 10:51

Her insanın yaşadığı hayat hakkında bir öngörüsü vardır. Hayata karşı olumlu olumsuz yaşanmışlıkları vardır. Bu yaşanmışlarımızdan şu veya bu şekilde bir ders çıkartmışızdır. Kimimiz karıncalar ve arılar gibi geceli gündüzlü çalışırız, kimimiz de “ZİZZİRO”gibi yan yatar keyif çatarız.

Kimimiz üretiriz, kimimiz o üretenlerin sırtından geçiniriz.

Yaşadığımız şu dünyada insanın insana yaptığı adaletsizlikler, insanın insanı kendisine bağımlı kılmaya çabalaması insanlığın var oluşuna aykırılığı ortada. Çoğumuzun yetersizlikleri, küçük çıkarlarımız, bir yerde güç devşiren anlayışımız insanı insana kul ettirmeye kadar götürüyor.

Kimimizde anladığımız dünyada kısacık ömrümüzü olduğumuz gibi yaşamak isteriz ancak ne yazık ki güç ilişkileri, para otoriteleri, insanların birkaç bin yıldır kendi akıllarınca yarattıkları düzenlerin çerçevesine takılmasından dolayı hareket alanlarımızı daralmaktadır.   

Şu yaşadığımız kısacık dünyada küçücük bir şey yapmadan dünyayı yarattığını göstermeye çalışan, sürekli önde gözükenler dünyanın sefasını çekerken, bazılarımız da gece ve gündüz demeden çalışırız ancak karnımız yine doymaz. Ancak bazıları da ya hiç çalışmaz veya az çalışır ancak çok kazanır. Ozanın ifadesi ile kimi parmağını yalar kimi bal yutar.

Yaşama dair edindiğimiz birikimlerimiz ve tecrübelerimiz çok önemli. Bazıları insanlığın birikimini kullanarak yaşamda arzulanan mutluluğu kısa sürede kurmak isterler. Kısa yolda bilgi sahibi ve varlıklı olmak isterler. Ancak bir başkasının tecrübesini kullanarak kısa sürede düşünsel ve kültürel bir birikimi oluşturmak ve onu kendi yol haritasına dönüştürmesi pek kolay değil.

Mutlaka bazı zorlukları yaşayarak tecrübe etmek gerekir.  Eğer o kadar da kolay olsaydı bugün insanlık başarılı insanların yaşamdan öğrendiklerini olduğu gibi yaşamlarına aktarırlardı. Böylece daha az emekle kolay bir yaşam elde edilmiş olurdu ki bu hiçbir zaman insan beyninin işleyişi ve bilgi edinme ilkesine aykırıdır. 

Ancak hayatın gerçeği her insan kendisi kendi yolunu mutlaka kendisi örmelidir. Bütünü görmek ve onu anlaşılır bir şekilde dile getirmek ve hayatı planlamak gerekir. Bu da ancak belirli bir bilinçle oluşur. Bilinçte kolay kazanılmıyor.

Okumak, yazmak, yaşadıklarımızı analiz etmek, tekrar okumak, okuduklarımızdan etkilenmek ve sonunda kendimize bir yol haritası çıkarmamız gerekir. Yaşadıklarımızdan ders çıkarmak, sorumluluk almayı gerektirir. 

Sanırım bu yaşadığımız dünyayı en erken felsefeciler, edebiyatçılar, şairler anladılar. Onların hayata dair eleştirileri ve dirençleri oldu. Hayatın ne olduğunu araştıran filozoflardan Friedrich Nietzsche (1844-1900)'nin Hayatın anlamına dair yazdığı “hayat” şiirinde bir bütün olarak özetliyor çoğumuzun yaşadığı hayatı.

 

 

 

Ülkemizin bize yaşatılan gerçekleri, şahısları ve kurumları da, algıları ve olguları, işleri ve icraatları, sistemi ve işleyişi eleştiriyorum. Yani bağcı dövmeyi değil, bağdaki gerçeklere işaret edip, üzümün daha kaliteli olması için gerekli gördüğüm hususları hatırlatıyorum. Suç mu?

Bu günlük de burada satırlarıma son verirken rakı, konyak ve mangal kebap değil, kafamızdaki sorulara acil cevap dileyerek veda ediyorum. Hoşça kalın, Dostça kalın...

Martin Neimöller, kötülüğün yükselişini şu sözlerle özetlemiştir:

Önce komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım,

Çünkü komünist değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler, yine sesimi çıkarmadım,

Çünkü sendikacı değildim.

Sonra Yahudiler için geldiklerinde yine sesimi çıkarmadım,

Çünkü Yahudi değildim.

Sonra benim için geldiler ve kimse sesini çıkarmadı,

Çünkü ses çıkarak kimse kalmamıştı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar