İnsanın canını en çok acıtan şey
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İnsanın canını en çok acıtan şey

14 Temmuz 2021 - 09:38

İnsanın kendi yurdunda kendini bir mülteci gibi hissetmesi kadar kötü bir durum olamaz. Evet, bazılarımıza göre de hayat pahalılığıdır, parasızlıktır, işsizliktir, yoksulluktur, kimsesizliktir, evsizliktir, eğitim ve sağlık vs eksikliğidir. Para, şöhret, lüks yaşam ve düzenin nimetlerinden yararlanmak, bunlar tamam olursa her şey fasa fiso mudur. 

Yüzbinlerce insan arasında yalnızlıkmış, belirsizlikmiş, umutsuzlukmuş, umutmuş, çözümmüş, çözümsüzlükmüş, falanmış filanmış bütün bunlar boş laflar mıdır? İşsizlik, yoksulluk kadar acı verici ve insan ruhunda asla silinmeyen izler bırakan başka bir gam yok mudur.

Hele hele de çocukluğunuzda bütün bunları yaşadıysanız,  ah yoksul vah fukaralık, çocukluğun yoksulluk ve yoksunluk yılları. Yaşanmış bu gerçeklerimden daha kederli, daha yürek dağlayan ne var benim dünyamda. Ama sen sonradan gelip bu ülkenin ganimetini malını, mülkünü yiyip yuttun ya ne anların sen bunlardan.

Ne kadar hızlı geçiyor yıllar, hem de hiç birimizin yaşadıklarına aldırmadan… O günü, o haftayı, o ayı yaşamayı isteyip istemediğimizi bile sormadan, bir bakıyorsunuz yıllar geçip gitmiş… Koşturmaca, kırgınlık, kızgınlık, mutluluk, sevinç derken yıllar içerisinde onlarca duyguyu harmanlayan ruhunuza bir de beden yorgunluğu ekleniyor…  

Sanki memleketi biz kurtaracakmışız bu tutsaklıktan diye diye tartışıyoruz acımasızca, dahası ikna edebilmek için işte böyle bilinçsizce, sorumsuzca bazen da gereksizce harcıyoruz elimize geçen zamanı, nasıl olsa daha çok var ya o zamandan, fuardaca kullanıyoruz… Belki de sevdiklerimizi kırdığımızın bile farkına varmadan…

***

Geçtiğimiz aylarda polis baskın yapıp gazeteye ait kameraları alıp gittiği yetmezmiş gibi bir daha kapıya dayandılar. Günlerce gazete binasını gözetlemeleri telefonlarımızı dinlemeleri yetmiyor, hızlarını alamayıp yine geldiler. Her tarafı darmaduman eden kedilerimizin marifetlerini toparlamakla uğraşırken bir de bunlarla uğraş.

Ama aklıma da takıldı işte… Sormadan edemiyorum o çok erdemli, havalı havalı baskına gelen polislere, ne aradınız? Ne buldunuz? Emareleri eksiksiz topladınız mı?   “Mevzu bahis olan o yasadışı işlere ait ne buldunuz” çamur atmaktan başka ne yaptınız? Ondan önce de onlarcasını yaratmaya çalıştığınız suç unsurlarını buldunuz mu?

Sizin işlediğini suçlara karşı neden hala hiçbir önlem alınmıyor? Neden hala hiçbir şey yapılmıyor? Önlem alınması için size tavla teslim mi olalım? İlle de sizin içiniz rahat edecekse işte ustanız Recep 20 Temmuzda adaya geliyor.

Hamitköy çemberindeki o baskın yaptığınız binaya kocaman bir posterini asalım mı? Üzerine de hoş geldin sultanım yazalım mı? O zaman bize baskın yapmak bir yana koruma bile sağlarsınız değil mi? Utanın desem sizde utanacak yüz de yok ya, bizim canımızı yaktınız ya sizin de canınız yanmadan, canı yananları anlamak için daha ne kadar uğraşacaksınız?

Ve başardınız, çok sevinin hatta kutlama yapınız, attığınız çamur ne kadar temizlense izi kalacak.

Patronlarınız size komplo yapın talimatı verdi ve siz de yaptınız. Basını da üzerimize saldınız, okurları ve vicdan sahibi olanlar hariç size inanalar da oldu ya sevinmek daha çok hakkınız oldu. Şimdi etrafınıza bakınız görürsünüz, yapanın yanına yaptığı kâr kalmıyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar