İŞ CİNAYETLERİ DEVAM
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İŞ CİNAYETLERİ DEVAM

16 Temmuz 2018 - 07:42

Buradan çıkarttığım sonuç her bir kazanın bir cinayet soruşturması ciddiyetiyle ele alınması gerektiği. Bu ciddiyeti takınmayı reddeden hukuk da cinayetin ortağı olur. Fakat hukuk ve ondan tecelli ettirmesini beklediğimiz adalet bu tür meseleleri kendiliğinden ciddiye almaz. 

Onu bu konuda diri tutmak için hukukun kudretini elinde bulunduran insanlardan (kurumlardan değil, insanlardan, hakimlerden, savcılardan ve onların patronlarından, çünkü kurumlar son tahlilde bu tek tek insanların ahlak, vicdan ve kendilik algıları arasındaki alışverişin çarşılarıdır yalnızca) adalet talep etmek gerekir. 

Yalnız kendi kaderleri değil, başka insanların kaderleri hakkında da rahatlıkla tasarrufta bulunabiliyorlar. Bu anlamda kaderden, kader anlayışından özgürleştikleri söylenebilir. Artık faili olacakları kazaları, en azından bir kazada failden mi yoksa kurbandan mı yana olacaklarını seçebilecek kadar özgürler. 

Olumsuz, ölümcül sonuçları ayan beyan tarihsel kazaları ise “ameller niyetlere göredir” hadisiyle açıklıyorlar: “İyi şeyler istedik, evet sonunda kötü şeyler oldu, insanlar öldü, kurunun yanında yaş da yandı, ama niyetimiz halisti.” Kader tarifindeki çocuksuluğu sürdürmeyi mümkün kılan bir başka ifade bu da. 

Kazaların ve amellerin, deklarasyonu, sözü sürekli yalanladığı bir halde neden kendime yasaklayayım niyet okumayı? Yaptıkları yapacaklarının garantisi olan bir iktidarın bir sonraki adımını başka nasıl anlayabilir ve kendi yolumu onunkinden nasıl ayrıştırabilirim? Safiyane ve halis niyetle sözüne güvendiğim muktedirin beni daha kaç kez kurban etmesini beklemeliyim? 

Bütün bunları niye söyledim sorusunun cevabına geçmeden ne cür’etle söyledim sualiyle uğraşmam lazım. Ne cür’etle kader ve kaza, amel ve niyet gibi kavramlarla uğraştım? İslam alimi miyim? Haşa estağfirullah. Peki Müslüman mıyım? Allah bilir. Lakin bugün Türkiyeli Müslümanların bir avatarın tekeline verdikleri dinin, diğer dinlerden varsa bir üstünlüğü onun kaynağına temas eden herkese onu anlama yetisi ve sorumluluğu vermesi. 

Yani dinsiz bile olsam, bu dinin kavramları hakkında konuşmaya hakkım var o dinle temasın bana nasip edilmiş olması hasebiyle. Dahası, bütün bu kavramlar içinde doğup büyüdüğüm kültürel topraktan benim de hakkım olan mirasın temel taşları. Elbette bu miras üzerinde hak ve söz sahibiyim. 

Peki niye söyledim bütün bunları sorusunun cevabı ise bir his, bir itiraz ve bir talep: İçine doğduğum, (biz demek de yasak artık ama) seçmemiş olsak da doğduğumuz, kültürel coğrafyada kendine yol bulmuş dinin ve o dinin bundan sonra akacağı yolun ne olduğu ve olacağı hakkında konuşma tekeli bir tek avatara ait olmadığı gibi yalnızca kendisine dindar ve Müslüman diyenlere de ait değil. 

Bu dinle şöyle ya da böyle temas etmiş herkesin hem tasarruf hem söz hakkı var o dinde. Kulağa tuhaf geliyor ama İslam, Müslümanların malı, ayrıcalığı, kimlik deposu vs. değil. Hiç bir din, yalnızca o dinin mü’minlerine ait değil. Böylesi bir mülkiyet ile dinlerin kendilerine biçtikleri türden evrensellik arasında mutlak bir zıtlık var. 

Hal böyleyken ve din mevcut iktidarın dayandığı meşruiyet temeli olarak bu kadar berelenmişken, şu içinden geçtiğimiz dönemi ortak bir değer değilse bile bir müşterek miras olarak din hakkında konuşmadan atlatabileceğimizi düşünmüyorum. Ama din hakkında konuşmaktan söz ederken de muktedirin vazettiği dini olduğu gibi kabullenmekten, yaptığı din tarifi üzerinden onu avatarı olarak gören dindara yaltaklanmaktan bahsetmiyorum. 

Aksine onun din hakkında konuşma tekelini parçalamanın yolunun, o dini, onun tarif ettiğinden başka bir şey olarak tarif ve talep etmekten geçtiğini düşünüyorum. 

Bu da dine kategorik olarak karşı çıkmakla değil, dini gündelik ve siyasal hayatın içinde bir müşterek kategori olarak tanımakla olabilecek bir şey sanki. Ve tabii ki 

önerdiğim şey dindarlaşmak değil. Aksine dindar olmayanlar, din hakkında konuşmadıkça, bizi harap eden kazanın failleriyle tanık/ortakları arasındaki sırlı perde de varlığını sürdürecek. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar