İşçinin emeği patronun kârı
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşçinin emeği patronun kârı

02 Temmuz 2021 - 10:16

Bir yanda ise bir gecede değişen ekonomik koşulların getirdiği haksız kazanç sahipleri var. Bunlar kim diye baktığınızda yarın olabilecek krizler hakkında bir şekilde bilgi sahibi olan ve bundan nemalanan köpek balıkları!

Sağlam bir ekonomide öngörülemeyen koşullar sallasa da yıkmaz. İnsanlar en fazla lüks harcama ve tüketimlerinden kısarak bu süreçleri atlatabilirler. Yine sağlam ekonomilerde devlet vatandaşının asgari ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik destekleri ve kredi imkanlarını sağlayarak en azından vatandaşının bu zor günleri sağlıklı bir şekilde atlatabileceği ortamı sağlar.

Bizim için bu ortam ne yazık ki sağlanamamıştır. Kısa çalışma ödeneği Mart sonu itibariyle sona erdi. İşçi çıkartma yasağı bayram sonuna ertelendi. Nisan başı itibariyle bir kısım ücretli çalışan, ücretsiz izne çıkarılarak şimdilik işsizlik krizi ötelenmiş gibi gösteriliyor.

Diğer yandan kontrollü normalleşme süreci korona virüsteki mutasyonun da etkisiyle maalesef olumsuz seyredince bir kesim yine kara kara düşünmeye başladı. Bütün bunlar olurken bizim gündemimizde uyuşturucu kullanırken görüntüleri sosyal medyada yayılınca ortalığı ayağa kaldıran AKP’li ve onunla ilgili tartışmalar var.

Ruhların şeytana üç kuruşa satıldığı, insanların kul hakkına girmekten ve kendi nefsinden başka bir şey düşünmediği bir zamanda yaşıyoruz. Evine helal ekmek götürme derdindeyken, bunu yapamamanın verdiği ezikliğini yaşayanlar var.

Ekmek götürse çocuğuna bir çikolata bir oyuncak alamayanlar var.                                                                                  Bunu yapsa faturalarını, kirasını ödeyemeyenler var.                                                                                                              Bugün işi olsa yarın kaybetme korkusu olanlar var…

Aslında bütün bunlar bizi ana-baba şefkatiyle hiçbir ayrım gözetmeden özgür, bağımsız, eşit, adil, koruyup kollayan sosyal bir devlet çatısı altında yaşanmaz.

Kurtuluş mücadelemiz yaklaşık 100 yıl önce bitti, ama ekonomik güç ve bağımsızlık olmadan birilerinin kölesi olmaktan kurtulamayız. Dün Amerika ve Avrupa bugün Müslüman Arap dünyası dahil pek çok ülke bizi köleleştirmek için ellerindeki sermayenin gücünü kullanıyor.

Kimin veya neyin kölesiyiz, niye özgürleşemiyoruz?                                                                                                                                             Ezilen İşçinin kanı patronun tatlı kârı.                                                                                                                                                     Kapitalist düzenin özeti: İşçinin kanı patronun kârı

Kapitalist üretim sisteminde emeğin üretim araçlarıyla ayrışması, emek gücünü ücret karşılığında satın alan burjuvaziye, emekçinin ürettiği artık değere el koyarak kendisini yeniden üretecek birikimi elde etme olanağı sağlamıştır.

Kapitalizmin tarihi boyunca burjuvazi, bu düzenin sürdürülebilmesi için emekçinin hem daha fazla üretmesini (sömürülmesini) hem de bu sömürüye rıza göstermesini sağlayacak yöntemler geliştirmeye çalışmıştır.

Sömürüye rıza göstermeyi sağlamanın yolu, kitleleri güvencesizleştirerek, burjuvazinin vereceği işlerde ücret karşılığında çalışmaya mecbur bırakmaktır. Emekçi kitleler, yaşamlarını sürdürebilecekleri bir iş için birbirleriyle amansız bir rekabete sürüklenmiştir. Bu rekabet, güvencesizliği ve çaresizliği daha da artırmış ve emekçiler, vahşi çalışma koşulları ve büyük bir sefaletle karşı karşıya kalmıştır.

Dönek solcuların çıkarttığı liberal yasalarla, girişimcilik özgürlüğü ve mülkiyet hakkını güvence altına alırken, emek gücünden başka geçim kaynağı olmayan emekçilere yönelik hiçbir güvence sağlamamıştır.

Vahşi çalışma koşulları ve sefalete karşı emekçilerin örgütlenmesi ve mücadelesi ise girişimcilik özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle her türlü şiddet kullanılarak engellenmiştir. Böylece çalışma koşullarının vahşiliği ve sefalet daha da artmıştır.

İşte, emekçilerin birbirleriyle rekabet etmek yerine sınıf bilinciyle örgütlenerek gerçekleştirdiği sınıf mücadeleleri, kendilerini bu sömürü karşısında çaresiz bırakan burjuvaziye ve onun devletine karşı başlamış olduğu mücadele sisteme karşı siyasal bir mücadeleye dönüşmüştür.

Sendikalar ve siyasi partilerde örgütlenen emekçilerin işyeri ve sokak direnişleriyle gerçekleştirdiği mücadele, sadece patronlar ve siyasi iktidarları değil kapitalist sistem için tehdit haline gelmiştir. İşçi sınıfının bu tehdidi karşısında burjuvazi emekçiyi bir insan olarak görmek ve onun çalışmasını, yaşamını güvence altına alacak bir takım düzenlemeler yapmak zorunda kalmıştır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar