İşgal altında aşı muamması sürüyor
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşgal altında aşı muamması sürüyor

21 Aralık 2020 - 04:55

Vatandaş doğru açıklama bekliyor

ABD ve Çin Covid-19 aşısının 2020 sona ermeden hazır olacağını açıklarken, DSÖ hayatın normale dönmesini sağlayacak sayıda aşı üretiminin ancak 2022’den önce beklenmemesi gerektiğini açıklıyor, peki şimdi imal edilip dünyaya satılmaya başlanan aşılar neyin nesi oluyor?

Dünya Sağlık Örgütü’nde görev yapan uzmanlara göre, 2022 yılına kadar hayatı normale döndürmeye yetecek kadar aşı üretilmesinin beklenmemesi gerektiğini açıklarken şimdi aşı enflasyonu yaşanıyor. Yoksa virüsten önce aşıyı geliştirip satış için hazır ettikten sonra mı bu Kovit19 bela edildi dünya insanının başına?

***

DSÖ’ nün farklı gelir seviyelerindeki ülkelerin aşıya adil bir şekilde erişebilmesini sağlamak için bir kaynak toplama mekanizması olarak kurduğu Covax inisiyatifinin, önümüzdeki yılın ortasına kadar 170 kadar ülke için yüz milyonlarca doz aşı depolayacağını açıklamıştı.

DSÖ'ye göre ancak doz sayısının 2021 yılının sonundaki 2 milyar hedefine ulaşılana dek sosyal mesafe ve maske temizlik ve hijyen uygulamalarının kaldırılmasına yetecek düzeyde olmayacağını uyarıyor ve 2021 Ocak ayında bütün dünyaya yetecek kadar aşı üretileceği ve hayatın normale döneceği yolundaki tablonun gerçeği yansıtmadığını söylüyor.

***

Yine dünyada bu aşının bulunup geliştirilmesi ile uğraşan bilim adamları uzun vadeli yan etkilerin olmadığından emin olunabilmesi için sürmekte olan bütün deneylerin en az 12 ay boyunca izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor, peki biz kime inanalım?

Nerede ise nefesler tutuldu, bütün dünyada olduğu gibi bizim burada da umutlar büyük ölçüde aşıya bağlanmış durumda. Sağlık Bakanı da, “Bir şekilde ülkelerin hepsinde yaygın aşılanma yapılmadıkça bu salgın, bu enfeksiyon dünyada azalmadıkça, Türkiye’de ve yavrusunda bitme şansı olamaz” diyor.

Peki bu ada yarısında zaten zorluklar içinde yaşıyor ve yaşatılıyoruz, bizler aşı olmadan bu illet koronavirüsten kurtulamayacak mıyız?  Ama biz yine aşı bulunmamış gibi maske, mesafe ve temizlikten şaşmayalım.

***

Nüfusumuzu bilen var mı? Kıbrıs‘ in kuzeyinde asker, öğrenci ve 18 yaş altındakiler HARİÇ, YSK verilerine göre resmen 24 Haziran 2018 tarihi itibarı ile 106,446 (yüz altı bin dört yüz kırk altı) TC vatandaşı vardı. Şimdi gerçek durumumuzu yalnız TC elçiliği bilir.

Bildiğimiz bu rakama asker, asker aileleri, 18 yaş altı çocuklar ve öğrencileri de ilave edersek en az 200,000 TC vatandaşı var demektir. Demek ki TC sadece kendi vatandaşları İçin ikişer dozdan en az 400,000 aşı göndermeli ve vatandaşlarını korumalıdır.

***

AB, Tüm Kıbrıs’ı Avrupa Birliği toprağı kabul etmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip olup aşıyı isteyenleri KC, geçiş noktalarında aşılarsa geriye her halde beş on bin kişi kalır. Onu da sahipleri düşünsün ve gereğini yapsın, olmaz mı?

Yani Sayın Pilli aşı sorununu küçük bir meblağla çözüp herkesin aşılanmasını neredeyse bedavaya getirebilir. Ama bu aşıdan da para kazanmayı tercih ederlerse zaten yarınını zor getiren vatandaşın hali ne olacak?

***

Yaşayan, yürüyen, nefes alan nefret gibi; her konuştuğunda kin kusuyor. Bağırıyor, ölümü, düşmanlığı, yıkımı kutsuyor, esaret ve sömürü düzenini dayatıyor Türkiye ve Kıbrıs halklarına.  Diktatör “stratejik ortakla” yaşadığı en küçük anlaşmazlıkta, hıncını Türkiye halklarından çıkarıyor. Kürtlere parmak sallıyor, Kendisinden başka herkes kusurlu, kendisi dışındaki herkes hain!

“Ulusal çıkarlar”, “ülkenin bekası”, “terör tehdidi” diyerek saltanatına saltanat, servetine servet katıyor ve bunu sorgulayan herkesi de “suçlu” ilan edip darağacına çekiyor. Kendi iktidarına ise saraylar, saltanatlar, hanlar, hamamlar reva görüyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar