İŞGAL, FETİH, SOYKIRIM VE ASİMİLASYON
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İŞGAL, FETİH, SOYKIRIM VE ASİMİLASYON

09 Kasım 2019 - 09:04

İşgal: Bir devletin kendisine ait olmayan başka bir devlete ait yerleri almasına ya da oraya yerleşmesine işgal adı verilmektedir. Eski zamanlarda yurdumuz çok sayıda işgale uğramış ve bizler de birçok savaşta farklı yerleri işgal etmişizdir. 
Bu kelimenin eski zamanlarda yeri ve önemi oldukça büyüktür. Genellikle savaş gerçekleşen yerler için kullanılmaktadır. Bizler de bu kelimenin ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmek adına yayınlamış olduğumuz bu paylaşımda, sizlere işgal anlamı ve işgal ile ilgili cümleler kısaca bilgi vereceğiz.
İşgal: Bir yeri zorla ele geçirme, o yere hakim olma, o yeri tahakküm altına alma, o yere sahip olma ve zorla sahip olma anlamlarında kullanılan bir kelimedir. İşgal etme, zorla ve zor kullanarak yapılan bir eylemdir. Bir savaş terimi olarak kullanılsa da günlük dilde de kullanılan Arapça kökenli bir kelimedir. İşgalciler öldürmek ve sahip olmak için zor kullanır.
Bir yeri ele geçirme ya da Hukuki bir hakka dayanmaksızın bir başkasının mülkiyetindeki bir taşınmazın kullanılmasına işgal adı verilir. İşgalci kime ona denir?  İşgal eden, ele geçiren (kimse).                
***
1974 yılında, NATO’nun kendi çıkarları çerçevesinde ortaya koyduğu senaryonun birinci perdesinde; Yunan cuntasının askeri darbesinin ardından, ikinci perdesinde de Türkiye’nin askeri işgali, bu coğrafyanın sorununu başka bir boyuta taşımış bulunmaktadır. Ancak, askeri harekâtın neticesinde ortaya çıkan işgal, fetih, siyasetiyle bir istilaya dönüşmüş durumdadır...
Bu fetih siyaseti sonucu, TC sivil ve askeri bürokratları başta olmak üzere Türkiye’nin derin ve sivil yönetimleri uyguladıkları asimilasyon ve entegrasyon politikaları sonucunda Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiyelileştirme ve Sünni - Müslümanlaştırma gayretini ısrarla Erdoğan talimatı ile sürdürülmektedir.
Bu anlayış ve daha fazlası 1950’lerin ortasında TAKSİM tezi ile ifade edilirken ki o zamanda da ana hedef adanın tamamını geri almaktı, şimdi “ata toprağını geri alma ve Türkleştirme” diye de ifade edilebilecek istirdat siyaseti Kıbrıs’ın kuzeyi için günlük yaşamda öne çıkmaktadır. 
Bunun için, Kıbrıs’ın kuzeyinde bir valilik gibi çalışan TC elçilik kurumu ve ona bağlı olarak çalışan TC yardım heyeti ve oluşturulmuş bu kurumlar aracılığı ile sosyo-politikalara, siyasi, ekonomik ve kültürel alana açık ve kapalı müdahalelerde bulunmaktadır.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki işgal yönetiminin tüm kurum ve kuruluşları ile Ankara’nın bir acentesi gibi hareket etmesi sağlanmış, askeri kurumları ile kendine ait radyosu TV ve gazeteleri  ile her gün şoven ve milliyetçi yayınları çeşitli formatlarda kitlelere taşıyarak varlığını güçlendirmektedir.
Kıbrıs’ın kuzeyini dağlara, anayolları dev Türk bayraklarıyla donatan, yeraltı faaliyetlerinde paravan olarak kullanılan Sivil Savunma Teşkilatı ve sivil işler başkanlığının başında TC Genelkurmayı tarafından atanan askeri yetkililer bulunmaktadır. Bu kurumlar derin devlet görevi yaparak insanlar üzerinde baskı oluşturmakta korku iklimi yaratmaktadırlar.
Kıbrıs'ın kuzeyinde dünyanın gözünün içine baka, baka 45 yıldır uygulanan entegrasyon - asimilasyonla, Türkleştirme ve Sünni - Müslümanlaştırma politikalarına uygun olarak taşınan nüfus sonucunda sayısını bilemediğimiz kadar az kalan Kıbrıslı nüfus azınlığa düşürülmüştür.Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen/getirilen taşıma nüfusla, göçmenler kullanılarak Kıbrıslıların iradesi bloke edilmiştir. Edilmektedir!
Bu, adanın kuzeyindeki Kıbrıslıyı yok etmeyi amaçlayan ve bu coğrafyayı Türkiye’nin bir vilayeti yapmaya çalışan mantalitenin Kıbrıslılar üzerinde en acı saldırı silahı olmuştur. Gelinen noktada, Kıbrıs'ın kendine has kültürü de Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin yayılmacı politikasıyla, adanın kuzeyinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Bu durumdan çıkış ve kurtuluş yollarından önemli bir tanesi de Enternasyonal dayanışmadır. Bu mücadeleye Türkiye’deki sol partilerin de katılmasını hala ciddi anlamda sağlamış değiliz .
Elbette tüm bu yazdıklarım adamızda Türkiye’nin askeri bir varlığı da dahil olmak üzere, Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye’nin kontrolü altında olduğu gerçeğini değiştirmez. Ta ki halkımız üzerine asılan pranga ve zincirlerini fark edene kadar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar