İşgal ve kölelik üzerine
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşgal ve kölelik üzerine

06 Temmuz 2021 - 09:55

Saat gece yarısın devirip 02 olmuştu. Ortalıkta seyrek geçen arabalar ve trafik ışıklarında Yeşilin yanmasını beklerken bir araba kenarda durmuş gençler arkadaşları ile birbirleriyle sohbet ediyordu. Birden bire bir gürültü ile yaklaşan bir ses karmaşası uğultu ile yaklaşan büyük bir kamyon son sürat geçip giderken sohbet eden gençlerin de canı sıkılmış olacak ki sakin bir şekilde çekip gittiler.

Öyle bir toplum yapısı yarattılar ki ne kadar anlatsan da anlatılanları anlamakta zorluk çekiyorlar. En iyisi susmak mı? Sol kulağındaki çınlama devam ediyordu. 

Gazetedeyim ve hazırlanması gereken sayfalar ve belki de beni bekleyen iki program var ve sonrasında sakin bir şekilde köşe yazıma başlamak ve devam etmek için klavyenin tuşlarına dokundukça çıkan sesi dinliyordum bir yandan da. Birden aklıma eski daktiloların harflerinin kâğıda geçmesi için parmağıyla hızla ve sert dokunduğunda daktilonun sert metal harfinin kağıda vururken çıkardığı tak sesini hatırlattı. 

***

Ne kadar seri yazılırsa o kadar çok takırtı sıralanırdı. Ses, odanın boş duvarlarından geri dönerek kulaklarında yankılanırdı. Eski büroların kanıksanmış sesleri arasındaydı. Büronun ne kadar iş yükü olduğunu, içerden dışarıya vuran takırtı sesleri belli ederdi. Bu ses nedeniyle bürodan sorumlu olan yetkili, memurun yanına gitmeden uzaktan denetleyebilirdi. Gürültü yoksa "bir şey mi oldu?" diye büroya gelirdi.

Daktiloların bir asra yakın süren işgalinin ardından, bürolar yavaş yavaş  bilgisayarlar ile cırcırları her yeri kuşatan nokta vuruşlu yazıcıların hakimiyetine girdi. Mürekkep püskürtmeli yazıcılar sessizlikleriyle ve lazer yazıcılar hızları ve baskı kaliteleriyle ortaya çıktılar. 

Ancak daktilolardan başlayarak her cihazın üzerinde anlaşılamayan dilde sözcüklerden oluşan markalar vardı.Yabancı dilde  kullanma kılavuzları vardı.Türkçe dışında her dil olurdu bu kitapçıklarda. Garip garip bakılırdı.

Eğer şekillerle tarif ediliyorsa deneyerek yanılarak çalıştırmayı başarabilirlerdi. O da ancak anlayabildikleri fonksiyonları kullanabilmelerini sağlardı. Hatta nice kurumda muhtelif cihazlar hiç kullanılamadan depolarda tozlanıp çürüdüğüne gazete haberlerine konu olurdu.

Etiketleri incelendiğinde Türkiye'de montaj bile yapılmadan dışarıdan  yurt dışı fabrikalarda üretilerek memleketin  bürolarını doldurduğu anlaşılıyordu. "İşgal sadece bazı düşman devletlerin askerleri ile memleketi zapt-u rapt altına alması mıdır? " diye düşündü. 

Acaba kölelik, efendisinin her direktifini yerine getiren, hiç bir kişisel hakkı olmayan hayatını sadece efendisine adayan insanları tanımlamak için  kullanılan bir tarif midir?

Acaba modern çağlar denilen bu zamanlarda kölelik, gelişmiş ekonomilerin maksimum verim minimum maliyetle seri olarak ürettiği ürünlerini alıp kullanarak kıt kaynakları onların ceplerine aktarmak mıdır?

Acaba Cengiz Aytmatov Rahmetlinin mankurt olarak tarif ettiği, gelişmiş ekonomilerin ( kültürel teknik ekonomik askeri v.s.) her şeyine içtenlikle, hiç hicap (utanç) duymadan (hatta kıvançla) itaat edenler de, köle olarak adlandırılabilir mi? 

Ceket yakalarına takılan ayyıldızlarla, vatan memleket demekle işgal sona erer mi?"

Soruları kafasını meşgul etti bir süre; "Sırbistandan et gelen, Bulgaristandan saman gelen memlekette neler düşünüyorsun !" diyerek kızdı kendine.

Ardından oflayarak tuşlara dokunmayı birakıverdi.

 

Şimdi

 Demokratik değerler, hukuk normları terk edileli uzun zaman oldu Türkiye'de. Baskıcı bir rejim inşa edildi. Bu baskıcı Erdoğan rejimi, kendi bekası için hiçbir şeyden kaçınmaz.

 

Bu sebeple HDP İzmir il örgütüne yapılan baskın, kişisel münferit bir saldırı değildir. Bu saldırı Erdoğan rejiminin gelecekteki yol haritasının ipucunu taşımaktadır. Soru sudur; Suriye iç savaşında yer alan paramiliter yapılar sahaya mı iniyor?

 

Demokrasi ve hukuk için işbirliği

 Evet durum kötümser. Fakat çözümsüz değildir. Demokrasi ve hukuk için en geniş kesimler ile iş birliği yapılmalıdır. Eğer bu iş birliği sağlanırsa, Erdoğan rejimi bütün bu paramiliter organizasyonlar ile sandığa gömülür. Demokrasi, hukuk ve açık toplum kazanır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar