İşgal ve kuşatma koşulları alında dahi olsak, yeniden gelen...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşgal ve kuşatma koşulları alında dahi olsak, yeniden gelen yıl, yeni doğacak olan güneş, geçmişin üzerimize çökerttiği karabasanı yıkacak ve yeni yaşama dair, umudumuza dair her ne için çabalıyor ve umuyorsak onları bize getirecek sanıyoruz. Çünkü inanc

03 Ocak 2022 - 11:00

Yıllar önce bu kente göçmen olarak geldiğimde henüz 7 yaşındaydım. Bu kentle kimlik buldum, mücadeleyi öğrendim, içimde yaşamlar büyüttüm, dokunduğum her insanla çoğaldım, kendim oldum. Ezenlerle ezilenler arasındaki kavgaların tümünü bu kentte öğrendim.

Bodamya’dan başlayan yolculuğum 57 yıllık kesintisiz çok zorlu ama moral veren, nefes aldıran  bir yürüyüşe dönüştü. Hem her i caddesinde, her sokağında, meydanında anılar biriktirdim. Ve her seferinde bu kentte yorgun düştüğümde ilk geldiğim günkü gibi heyecanlanırım.

***

Özellikle surlar içine her gittiğimde asla eskisi gibi bulamadığımı söyleyebilirim. Lanetlidir orası. Bilmez ya başına gelecek olanlardan eskisinin aynisi değildir, bu gidişle olamayacak da...

Ülkem tutsak, Lefkoşa rehine alınmış Surlar içi bitirilmiş, özgürlüğünü arıyor.  Ne büyük filozoflar ne büyük laflar ettiler özgürlük üzerine. Ne büyük siyasetçiler ne ahkamlar kestiler. Özgür insanlar olduğumuza bizi inandırmaya çalıştılar yıllarca. Ve de inandık… Peki, gerçekten özgür müydük?

Nedir bu özgürlük? Mağazada markette satışı yapılıyor mu? Özgürlük de tıpkı aşk gibi tanımının yapılması oldukça zor bir olgu. Özgürlük meselesini iyi anlayabilmek için öncelikle kendimize şu soruları sormamız gerekiyor: Hangi şartlarda ve neye göre özgürüz?

***

Özgürlük nedir? Özgürlük kişinin her istediğini yapabilmesi midir? İstesek de bir kuş gibi uçamıyoruz mesela.  Ya da denizdeki bir balık gibi yüzemiyoruz. Öyleyse gerçekten özgür sayılır mıyız? Kütle Bedenlerimize bağlı haldeyken nasıl ve ne derece özgür olduğumuzu düşünebiliriz? Özgürlük elimiz kolumuz bağlı olmadan yaşamak mıdır? Köle olmamak mıdır?

Köle olmadığımız her durumda özgür olmuş sayılır mıyız gerçekten? Gerçek özgürlük nedir? Bedenin özgürlüğü mü yoksa ruhunki mi? Ve özgürlük bir kelebeğin kanat çırpmasıysa eğer, neden kelebekler sadece bir hafta yaşar? Yoksa ölüm müdür özgürlüğün bedeli?

Kim bilir belki de on dokuzuncu yüzyıl Brezilya’sındaki bir kahve tarlasında köle olarak çalışan bir Güney Amerika yerlisi ruhsal olarak bizden çok daha özgürdü.  Köle İsaura’ mı daha özgürdü yoksa günümüzde yaşayan Kazım mı?

Hayatlarımızı işgal eden bunca bağımlılığımız varken gerçek özgürlüğe ulaşmamız çok zor fakat imkansız değil. İyisi mi bizler işe önce küçük tutsaklıklarımızdan kurtulmaya çalışarak başlayalım. Tutsaklıktan, Kulluk ve kölelikten gibi… Ölmeden önce ölenlerden olmadan önce, ölmeden önce yaşayanlardan olalım.

Şiir - Uğurlama

Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman

Uykusunda bir kuş ölür ecelsiz

Alıp başını gitmek istersin

Karanlık sokaklar kör sağır dilsiz

Ey sevda kuşanıp yollara düşen

Bilesin bu yollar dağlar dolanır

Yare ulaşmadan düşersen eğer

Yarine sesinin yankısı kalır

Gecenin ucunda gün aralanır

Yar sevdası ile yürek bilenir

Sızılı bir ırmak uğurlar seni

Su olup akarsın kır çiçeklenir

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar