İşgalin bedelini ödemeye devam ediyoruz. Ne dersiniz kurtarıldık...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşgalin bedelini ödemeye devam ediyoruz. Ne dersiniz kurtarıldık mı-kurtarıldık mı?

09 Temmuz 2020 - 07:45

Hayvancı feryat ediyor,duyan var mı? “53 bin 800 TL zararım var” Vatanını tercih etmenin bedelini ödeyen hayvan üreticisi Dalga Hafiye Kızıl, hayvanlarının imha edildiği için 53 bin TL zararı olduğunu dile getirip feryat etti, onu videoda izlerken ağlamaklı haline bakarak, bir kez daha acaba bu toplum KURTARILDI MI diye bir kez daha sormak geldi içimden.

Londra'da doğup büyüyen ve arada bir ailesi ile tatile geldiği ata vatanında yaşamaya karar verir ve vatan bildiği, yada öyle zannettiği Kıbrıs'a gelip yerleşir. Yuvasını kurarak hayatını idame ettirebilmek için en ağır işlerde çalışmaktan yorulmadı, korkmadı.

Adı Dalga Hafiye Kızıl, Aslen Margi köylüsü olan benim halamın torunudur. Çalışkan, üretken ve bu adada tutunabilmek için meraklısı olduğu hayvancılık yapmaya da heves eder ama "KKTC"de yaşadığını unutarak, devlet dairelerindeki durumun, nemelazımcılığın, tembelliğin da farkında olmadan başına belalar açtı.

Yeğenim Dalga Kızıl, geçtiğimiz ayın Yeni İskele Veteriner Dairesi’ne gittiğine giderek kendilerine hayvanlarının kaydedilip kulak küpesi verilmesini ister, ancak dairedeki memurlar dairede kulak küpesi olmadığını söyler, bizim evlat ne yapacağını nereden bilsin, çok saf ve çekindendir.

Geçimini hayvancılıktan kazandığı ve mandırasını büyütmek istediği için “Hayvanları satmaya mecbur kaldı. Ama ne olduysa işte tam da Yeni İskele memurlarını sorumsuzluğu ve artık hatası mı desem, bedelini çok ağır maddi zararla ödedi.

Evet yeğenim Dalga, bu korsan ada yurdumuz sandığımız Kıbrıs’ın adaleti ve yönetimi işte böyledir. Her zaman olduğu gibi yine mağdur olanın sen olduğunu unutmadan adımını atacaksın ve mücadele vereceksin. Bu düzeni yıkmanın, değiştirmenin başka çaresi yoktur.

Hayvancılıktan da sorumlu olan ilgili bakan ve bürokratlara sesleniyorum, Bu üretici, “Zararım 53 bin 800 TL'dir diyerek tazmin edilmesini talep ediyorum" Çağrısı yapan bu genci duyacak mısınız? Yoksa siz sözde yetkililer ellerinizden bir şey gelmediğini mi söyleyeceksiniz? Veteriner Dairesi’nin elinde hayvanlara takılacak kulak küpesi dahi yoksa ceremesini bu üreticiye mi  ödeteceksiniz?

***

Batsın sizin 45 yıl önce sözde barış için gelip adayı orta yerinden bölerek oluşturduğunun utanç duvarlarınız. Bu ada insanlarının suçu bu ada toprakları üzerinde doğmak ve yaşamaya direnmek mi? İki yıl önce bir Kıbrıslı Türk’le nişanlanan 25 yaşındaki Orestis Agisilaou, yaşamını Kıbrıs’ın güneyinde nişanlısını göremeden sürdürüyor…

Yalnızca onunla tek farkımız Rumca konuşan bir Kıbrıslı oluşudur, Orestis Agisilaou, aylarca Kıbrıslı Türk nişanlısı ile utanç ‘barikatlarının ardından’ görüşebiliyordu şimdi ise 72 saatte bir PCR test uygulamasının yapılmasını dayatıyorlar.

Bu durum karşısında maddi zarara uğratılmayı bir yana koyun, manevi olarak da yıprattığı söylüyor ve salgın sürecine hazırlıksız yakalandık diyerek, nişanlım kuzeyde ben güneyde kaldım diyor. Aylarca görüşmek için barikatlara koştuk. Her gün değişen kararlarla zor anlar yaşıyoruz diyerek durumu özetliyor.

Kıbrıs'ta oluşan statüko gereği Rum polisi ayrı, SBA ayrı, "Kıbrıs Türk polisi" ayrı bir yol izliyor. Barikatları aramıza koyarak bize salgın hastalıktan daha büyük bir eziyet çektirmeye devam ediyorlar diyerek bu adada gerçeklerin ne olduğunu yüzümüze bir kez daha haykırdı.

Yurt dışını gidiş gelişleri serbest bırakan baştakiler, Kıbrıs içinde geçişlerin rahatlaması ile ilgili hiçbir adım atmıyor”“Ben kuzeye geçebiliyorum, nişanlım gelemiyor. Ailemle düzgün bir araya gelemiyoruz, sürekli bir huzursuzluk içindeyiz”“Yarın test yapıp güneye geri dönmek zorundayım.

Artık eniştemiz olan Orestis Agisilaou, yine  kuzeye dönmek için test sonucumu bekleyeceğim. Bu yıl yapmayı düşündüğümüz evlilik planlarımızı da yapamıyoruz, düğünümüz için tarih alamıyoruz bu yaşanan süreçten ötürü mağdur oluyoruz şikayetlerini dile getiriyor.

Orestis Agisilaou ve nişanlının uğradığı bu haksızlığı, zulme dönen uygulamaları duyan, dinleyen, barış ve onların birleşmesine çözüm bulması gerekenlerde vicdan var mı ki bu işlere de bakabilsinler?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar